Firmalar – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi Tue, 17 Mar 2026 11:00:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.7 https://memur70.com/wp-content/uploads/2020/11/cropped-favicon-32x32.png Firmalar – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com 32 32 185966257 Gelişmekte olan ekonomilerin yatırım lideri: Türkiye https://memur70.com/gelismekte-olan-ekonomilerin-yatirim-lideri-turkiye.html https://memur70.com/gelismekte-olan-ekonomilerin-yatirim-lideri-turkiye.html#respond Tue, 17 Mar 2026 11:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=92854

Ticaret Bakanlığı, Türkiye'ye gelen yabancı sermayeli yatırımların 2025 yılı ihracatının yaklaşık yüzde 30'unu gerçekleştirdiğini bildirdi.

The post Gelişmekte olan ekonomilerin yatırım lideri: Türkiye appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Ticaret Bakanlığı, Türkiye’ye gelen yabancı sermayeli yatırımların 2025 yılı ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştirdiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye’nin, son yıllarda izlediği kararlı sanayi, ticaret ve yatırım politikaları sayesinde uluslararası yatırımlar açısından cazip bir merkez haline geldiği belirtildi.

Türkiye’ye yönelen yabancı yatırımların, üretim kapasitesi ve ihracat performansını desteklediğine işaret edilen açıklamada, Türkiye’nin, lojistik altyapısı, küresel değer zincirlerine entegrasyon kapasitesi ve yatırım ortamına yönelik yapısal iyileştirmelerle, küresel ticaret sisteminde yüksek pazar erişimine sahip, dirençli, stratejik üretim ve tedarik merkezi konumunu daha da güçlendirdiğine dikkat çekildi.

TÜRKİYE ÖNE ÇIKIYOR

Açıklamada, Türkiye’nin, küresel belirsizlik ortamında uluslararası doğrudan yatırımlarda dikkati çekici bir performans sergilediği aktarılarak, şunlar kaydedildi:

“Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yayımlanan Dünya Yatırım Raporu verileri, Türkiye’nin küresel yatırım ortamındaki güçlü konumunu teyit etmektedir. 2025 yılı itibarıyla uluslararası doğrudan yatırım akımları dünya genelinde yüzde 14 artarak 1,6 trilyon dolara ulaşmıştır. Ancak bu artış dengeli dağılmamış, gelişmiş ekonomilere yönelen yatırımlar yüzde 43 artarak 728 milyar dolara yükselirken gelişmekte olan ekonomilere yönelen yatırımlar yüzde 2 azalarak 877 milyar dolara gerilemiştir. Gelişmekte olan ülkeler açısından yatırım ortamının zorlaştığı ve küresel ekonomide korumacılık eğilimlerinin arttığı bir dönemde Türkiye, uluslararası doğrudan yatırım girişlerinde kaydettiği yüzde 29’luk güçlü artış ile gelişmekte olan ekonomiler arasında en başarılı ülkelerden biri olarak öne çıkmıştır.”

Türkiye’ye yönelen uluslararası doğrudan yatırımların, son yıllarda istikrarlı artış eğilimi sergilediği belirtilen açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verileri incelendiğinde, 2002 yılında yalnızca 1,1 milyar dolar seviyesinde bulunan uluslararası doğrudan yatırım girişinin, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,2 artarak 13,1 milyar dolara yükseldiği görülmektedir. Bu gelişme, 2025 yılı genelinde aylık ortalama 1,1 milyar dolarlık istikrarlı bir yatırım akışına işaret etmektedir. Türkiye’nin güçlenen yatırım ekosistemi sayesinde ülkemize yönelen dijital dönüşüm odaklı, iklim dostu ve küresel tedarik zinciri temelli nitelikli yatırımlar, üretim kapasitemizi artırmakta ve ihracatımız üzerinde çarpan etkisi oluşturmaktadır. Bakanlığımızın analizlerine göre, ülkemize gelen yabancı sermayeli firmalar 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştirmiştir. Söz konusu firmaların ihracat performansı incelendiğinde, en fazla ihracatın 46,4 milyar dolar ile Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gerçekleştirildiği görülmektedir. Yabancı sermayeli firmaların en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler sırasıyla Almanya, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, İtalya ve Fransa olmuştur. Ayrıca söz konusu dönemde en yüksek ihracatı ABD, Almanya ve Hollanda menşeli firmalar gerçekleştirmiştir. En büyük ticaret ortağımız olan AB’nin Türkiye’deki yatırımları, 2025 yılında yabancı sermayeli firmaların toplam ihracatının yüzde 51,2’sini, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 15,5’ini gerçekleştirmiştir.”

Açıklamada, bu firmaların ihracatında sanayi üretimine dayalı sektörlerin ağırlık taşıdığı bildirilerek, söz konusu firmaların en fazla ihracat gerçekleştirdiği fasılların sırasıyla “Motorlu kara taşıtları”, “Kazanlar, makineler ve mekanik cihazlar” ile “Elektrikli makine ve cihazlar” olduğu aktarıldı.

Bu tablonun, Türkiye’nin küresel üretim ve tedarik zincirleri içerisindeki yüksek katma değerli sanayi üretimi kapasitesini ortaya koyduğuna işaret edilen açıklamada, “Türkiye, küresel ölçekte üretim ve ticaretin merkezi olma kararlılığını stratejik politikalarla sürdürmektedir. Yakalanan güçlü ivme doğrultusunda Bakanlık olarak yatırım ortamını geliştirmeye, küresel değer zincirlerindeki konumumuzu güçlendirmeye, ihracat kapasitemizi artırmaya ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmaya yönelik çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadeleri kullanıldı. 

The post Gelişmekte olan ekonomilerin yatırım lideri: Türkiye appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/gelismekte-olan-ekonomilerin-yatirim-lideri-turkiye.html/feed 0 92854
Murat Ülker: Yeni dünya kuruldu, yerimizi almalıyız https://memur70.com/murat-ulker-yeni-dunya-kuruldu-yerimizi-almaliyiz.html https://memur70.com/murat-ulker-yeni-dunya-kuruldu-yerimizi-almaliyiz.html#respond Mon, 28 Oct 2024 09:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=71804

IMD Lozan İşletme Fakültesi Strateji ve Dijital Dönüşüm Profesörü Mohan Subramaniam'ın "Dijital Çağda Rekabetin Geleceği" isimli kitabını masaya yatıran Murat Ülker, "Artık yeni bir dijital dünya kuruldu; süratle yerimizi almalıyız” dedi.

The post Murat Ülker: Yeni dünya kuruldu, yerimizi almalıyız appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, kişisel internet sitesinde ‘Dijital Çağda Rekabet ve Çıkardığım Ödevler’ başlıklı bir yazı kaleme aldı. 

 Murat Ülker’in yazısı şu şekilde:

GELECEKTE NASIL REKABET ETMELİYİZ?

Bir süre önce bir İhracatçılar Birliği dergimiz (İhbir Haber) benimle yaptığı röportajda “Üretici ve ihracatçılarımızın büyüme stratejilerinde öncelikli olarak yer vermeleri gereken unsurlar nelerdir?” diye sormuştu, ben de şu cevabı vermiştim: “Öncelikle işin bazının sağlam olması lazım. Yani iç piyasa veya ihracatta sarsılmaz bir başarı ve taklit edilemez rekabetçi bir üstünlüğünüz olmalı. Bu olmadan işin sürdürülebilir olması çok zor. Bu konuda Harvard’lı ünlü profesör Michael Porter’ın rekabet üzerine yazdıklarını ve ‘Beş Güç Modeli’ni bilmek lazım. Porter; sektördeki rakipler arasındaki rekabetin şiddetini, müşterilerin pazarlık gücünü, tedarikçilerin pazarlık gücünü, sektöre yeni girebilecek işletmelerin oluşturduğu tehdidi, işletmenin ürününe alternatif olabilecek ikame ürünlerin oluşturduğu tehdidi analiz etmeden bir pazara girmemek gerektiğini söyler. Girilecekse de hangi stratejilerle girilmesi gerektiğini. Bugün birçok analiz tekniği geliştirilmiş, bunların Porter’ın yazdıklarının türevleri olduğunu söyleyebilirim” (1).

Ama hayır! Kazın ayağı öyle değilmiş, derler biz de. Dünya değişmiş artık, dijitalleşmiş…

Babamın liseden sınıf arkadaşı Hüdai amcamız astım hastasıydı. Ne zordur, bazen tıkanıverecek sanırsınız, o pompayı arar hastalar ve hemen de etki ederdi. Astım çok tehlikeli, solunum yollarını tıkayan ve nefes almayı zorlaştıran kronik bir hastalıktır. Astımda; alerjenler, duman, soğuk hava veya egzersiz gibi tetikleyicilere yanıt olarak, hava yolu etrafındaki düz kaslar kasılır ve mukus adı verilen yapışkan salgının üretimi artar. Bu durum hava yolunun daralmasına neden olur. Önemli bir hastalıktır, hastalar sürekli tetikte olmalı ve astım spreyi kullanmalıdır. Dünyada 340 milyon astım hastası var ve astım spreyi pazarı yıllık 22 milyar dolar.

Şimdi akıllı astım spreyleri var. AstraZenaca (teknoloji ortağı Adherium), GlaxoSmithKline (teknoloji ortağı Propeller Health) ve Novarstis (teknoloji ortağı Qualcomm Life) üretiyor. Plastik aktivatörün üzerinde sensör var, elektronik çip var. Kullanma zamanı, ne kadar kullanıldığı gibi birçok veriyi ölçüyor. Akıllı telefon ve giyilebilir diğer teknoloji ürünleri ile bluetooth üzerinden iletişime geçiyor. İşlevi aynı ama akıllı astım sprey kullananlar artık dijital tüketici. Akıllı sprey kullanım yerini de ölçüyor, diğer evdeki cihazlarla iletişime geçerek (IoT) etraftaki toz, küf, polen miktarını belirliyor ve astım atağı geçirme olasılığını hesaplıyor, acil durumu belirleyip hayat kurtarıyor. Geçmişte böyle bir ürün olsa belki Hüdai amcamız daha uzun yaşayacaktı.

2025’te dijital astım spreyi pazarının 1,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bugün konumuz bu, geleneksel ürünlerin dijital çağda nasıl rekabetçi olabilecekleri; Dijital Dönüşüm Profesörü Mohan Subramaniam’a kulak vereceğiz. Başta FMCG (Hızlı Tüketim Malı HTM) olmak üzere farklı sektörler için yorumlarda bulunacağız.

IMD Lozan İşletme Fakültesi Strateji ve Dijital Dönüşüm Profesörü Mohan Subramaniam Dijital Çağda Rekabetin Geleceği isimli ilginç bir kitap yazmış (2) . Kitap dijital çağda rekabet stratejisinin değişen şeklini araştırıyor. Yazar, artık rekabetin eski şekliyle yürütülemeyeceğini söylüyor, çünkü günümüzde iş dünyasında hızlı, veri odaklı, geleneksel stratejiler işe yaramıyor.

Kitap, üç ana bölüm: İlki, “Porter’s Five Forces” (3) gibi geleneksel rekabet stratejisi çerçevelerinin sınırlamalarını vurguluyor. Yazar, verilerin ve dijital ekosistemlerin giderek önem kazandığı bir dünyada bu çerçevelerin artık yeterli olmadığını ileri sürüyor. Haliyle burada biraz durdum, zira bu meydan okuma bana, benim gibi geleneksel marka, ürün ve şirketlere!

Kitabın ikinci kısmı, rekabet stratejisinde verilerin rolünü ele alıyor. Yazar, veriye dayalı karar almanın önemini ve şirketlerin veriye dayalı iş modelleri geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, verilerin rekabet avantajının önemli bir kaynağı haline geldiği fikrini ifade eden “veri çekimi” kavramını tartışıyor.

Kitabın üçüncü bölümünde dijital ekosistemler ve bunların rekabet stratejisi üzerindeki etkisine odaklanılıyor. Yazar dijital platformların yükselişini ve dijital ekosistemler oluşturmanın ve bunlara katılmanın önemini araştırıyor. Burada Alexa, Google Home gibi ev yardımcılarının oluşturduğu dijital platformlardan söz ediyor. Ayrıca API’ların (Application Programming Interface – Uygulama Programlama Arabirimi), blockchain’in ve diğer teknolojilerin dijital ekosistemleri etkinleştirmedeki rolünü tartışıyor.

Şimdi bana da meydan okuyan ilk bölüme bir bakalım:

Amazon, Google, Facebook ve Apple gibi dijital devler üstünlük sağlamak için verilerden yararlanıyor. Bu devler uzun kuyruk (long tail) (4) ve ağ etkileri (network effect) (5) avantajlarıyla verinin değerini gerçekten ortaya koyan dijital platformlar kurdular. Platformlarında kullanıcılardan elde edilen etkileşimli veriler, kullanıcılar hakkında derinlemesine bilgi edinmelerine, verileri gerçek zamanlı olarak paylaşmalarına ve zenginleştirilmiş dijital deneyimler sunmalarına olanak tanıdı.

GELENEKSEL FİRMALAR (YANİ BİZ) İÇİN TEMEL ÇIKARIMLAR ŞUNLAR:

• Müşteri etkileşimlerinden yeni bilgiler ve yeni değerler sağlayabilecek etkileşimli veriler oluşturmak için sensörleri ve IoT teknolojilerini kullanabilirler.

• Etkileşimli verilerin harici varlıklarla paylaşılması, dijital ekosistemlerin keşfedilmesine ve verilerden daha fazla değer elde edilmesine yardımcı olabilir.

• Dijital platformlar oluşturmak için etkileşimli verileri kullanmak, standartlaştırma ve ölçek ekonomilerine odaklanan geleneksel değer zinciri modellerinin ötesine geçerek, uzun kuyruk ve ağ etkileri avantajlarına dayalı yeni iş modelleri yaratabilir.

Genel olarak yazar, dijital devlerin başlangıçta dijital alışverişi mümkün kılan verilerden yararlanırken, platformlarındaki kullanıcı etkileşimlerinden elde edilen etkileşimli verilerin, onların derin içgörüler, veri paylaşımı ve zenginleştirilmiş dijital deneyimler yoluyla gerçek anlamda hakimiyet kurmalarına olanak sağladığını savunuyor. Eski firmalar, sensörleri kullanmayı, verileri paylaşmayı ve verileri kullanma biçimlerini dönüştürmek için dijital platformlar oluşturmayı öğrenebilirler diyerek bana 1ci ev ödevimi veriyor.

Daha sonra Prof. Mohan Subramaniam; dijital platformların ve deneyimlerin etkinleştirilmesinde API’ların (6) (bağlantı arayüzlerinin) rolünü tartışıyor. API’lar farklı yazılım programlarının iletişim kurmasına ve veri paylaşmasına olanak tanır. Dijital hizmetlerin bağlanması için yapılandırılmış bir yol sağlarlar. Dijital devler API’ların gücünden dahili ve harici olarak iki şekilde yararlanıyor: Dahili olarak API’lar, verimliliği artırmak ve kullanıcı verilerini kanalize etmek için farklı yazılım ürünlerinin şirket içinde entegre edilmesine yardımcı olur. Harici olarak API’lar, dijital hizmetlerin yeteneklerini genişletmek için verileri ve işlevleri geliştiricilere ve iş ortaklarına sunar. Ancak API’lar aynı zamanda gizlilik endişelerini artırıyor.

Geleneksel firmalar için API’lar, verilerin değerini açığa çıkarma ve dijital ekosistemlerde rekabet etme fırsatı sağlar. Firmalar, daha fazla çeviklik için iç sistemleri ve tedarik zincirlerini birbirine bağlamak amacıyla üretim ekosistemlerindeki API’lardan yararlanabilir. Verileri paylaşmak ve yeni deneyimler sunmak amacıyla tüketim ekosistemlerine yönelik yeni API’lar da geliştirebilirler. Her iki durumda da API’lar, dijital ekosistemlerin temellerini oluşturan veri kanalları görevi görür. Eski firmalar, dijital devlerin değer üretmek için API’ları dahili ve harici olarak nasıl kullanıldıklarından öğrenebilirler. Bizim bunu da 2ci ev ödevi olarak gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Sonraki bölümde ise yazar geleneksel şirketlerin verilerinden daha fazla değer elde etmek için dijital ekosistemleri nasıl oluşturabileceklerini anlatıyor. Dijital ekosistemler, üretim ekosistemleri ve tüketim ekosistemlerinden oluşur. Üretim ekosistemleri bir firmanın değer zinciri ağından kaynaklanır ve operasyonel verimliliğin artırılmasına odaklanır. Tüketim ekosistemleri bir firmanın tamamlayıcı ağından kaynaklanır ve dış bağlantılar aracılığıyla yeni veri odaklı hizmetler sunar. Bu da 3cü ev ödevimiz!

Üretim ekosistemleri bir firmanın iç yeteneklerinden yararlanırken tüketim ekosistemleri dış yeniliklere dayanır. Üretim ekosistemleri dahili bir API odağına sahipken tüketim ekosistemleri harici bir API odağı gerektirir. Üretim ekosistemlerinden elde edilen değer iç güçlerle sınırlanırken, tüketim ekosistemleri dış bağlantılardan tesadüfen değer üretir.

Endüstri 4.0, tüketim ekosistemleri aracılığıyla yeni kullanıcı deneyimlerine de olanak tanıyarak üretim ekosistemlerinin ötesine geçiyor. Endüstri 4.0’ın tüm kapsamını yakalamak için firmaların hem üretim hem de tüketim ekosistemleriyle etkileşime girmesi gerekiyor. Dijital ekosistemler, firmaların yalnızca verimliliği artırmasına değil aynı zamanda veriye dayalı hizmetler aracılığıyla yeni gelir akışları oluşturmasına da yardımcı olur. Firmaların ürünlerin yanında, verilerin ve dijital ekosistemlerin nasıl yeni değer yaratabileceğini önceliklendirmesi gerekiyor. Yani anlayış değişikliği olmalı!

Üretim ekosistemleri, geleneksel şirketlerin daha fazla operasyonel verimlilik ve yeni veriye dayalı hizmetler aracılığıyla verilerden değer elde etmesine nasıl yardımcı olabilir? diye soruyor yazar ve şöyle cevap veriyor: Operasyonel verimlilikler, üretkenliği artırmak ve maliyetleri azaltmak için değer zincirleri içindeki verilerin kullanılmasından kaynaklanırken, veriye dayalı hizmetler yeni gelir akışları yaratır. İşte burası mühim; paradan söz ediyor. 4cüyü yapılacaklar listeme ekledim.

Üretim ekosistemleri, firmaların dijital dönüşümünün ilk üç aşamasında ilerlemesine yardımcı olabilir. 1ci aşama, verimliliği artırmak için varlıklardan elde edilen verilerin kullanılmasını içerir. 2ci aşama, ürünlerden ve müşterilerden gelen verileri kullanırken 3cü aşama, yeni hizmetler sunmak için bu verilerden yararlanır.

“KAMÇI ETKİSİ”

Mesela FMCG sektöründe arz-talep eşleşmesinde “kamçı etkisi” diye bilinen bir sorun vardır. Müşteri talebindeki oransal küçük değişimler tedarik içinde zayıf iletişim etkisiyle büyüyerek yüksek düzeye ulaşır. Bu da tedarik zincirinde üretim ve lojistik süreçlerini olumsuz etkiler. Bugün sensörlerle birleşen AI teknolojisi dijital platformlar aracılığıyla bu etkiyi tamamıyla ortadan kaldıracak potansiyele sahiptir.

Tedarik/lojistik sorunlarından gidecek olursak günümüzdeki temel iki sorunu yine dijital sensörler/yapay zeka teknolojileri ve dijital ekosistemler yardımıyla çözebiliriz. İlki françayza dayalı çok şubeli perakendede siparişin optimizasyonu ve şubeler arasında ürün dağıtımında zaman ve adet açısından eşgüdümün sağlanması. Depolara konan sensörlerin dijital ortamla ve diğer verilerle interaktif etkileşimi sonucu tahmine dayalı sipariş hazırlanmasıdır.

Benzer şekilde perakendede ürünlerin sensörler aracılığıyla satış/stok hızının hesaplanması; fire kararlarının verilmesi, mağazalar arası transferi, satışı mümkün olmayan ürünlerin stoktan eritilmesi ya da yeni ürünlerin ona göre siparişi ya da üretilmesi yine yapay zeka teknolojileri ve dijital ortamlarda çalışılması ile mümkün olabilir.

Başka bir örnek ilaç sektöründen. Bugün ilaç sektörü yıllık gelirlerinin ortalama %25ini Ar-ge’ye ayırır ve bu tüm kategorilerdeki en yüksek rakamdır. Nedeni ilaç işinin yeni ürün geliştirmeye sıkı sıkıya bağlı oluşudur. Yeni ürün geliştirme ise kit üreticilerinden, laboratuvar hayvanı üreticilerine, protein saflaştırıcılardan genom analizcilerine kadar çok sayıda laboratuvar tedarikçileriyle sıkı veri entegrasyonuna bağlıdır. Burada operasyonel verimlilik artarsa ciddi büyüklükte farklar yaratılabilir.

Ürünün kendisinden, satışlarından, kullanıcılardan ve tedarik zincirinden elde edilen veriler ar-ge, pazarlama ve tedarik zincirinde daha gelişmiş verimlilik sağlar. Firmaların üretimi kendi ekosistemlerini kullanarak operasyonel verimliliklerini arttırarak yapmalarının benzer birçok yolu vardır. Bugün yapay zeka temelli veri analizleri ile gelecek tahminleri daha doğru yapılabilmekte, makine, yazılım ve benzeri kategorilerde bakım, parça satışı, abonelik gibi yan gelirler arttırılmaktadır.

P&G ve Red Bull gibi FMCG şirketleri yaratıcı CRM (Müşteri İlişkileri Programları) programları aracılığıyla web tabanlı sensörler (IoT) kullanarak interaktif veri elde etmektedir. Örneğin F1 yarışlarında araçlara yerleştirilen sensörlerden gelen verileri internet sitesine aktararak izleyicilerine daha önce fark edemedikleri yeni hisleri tattırmaktadır. (7)

Beşinci bölümde yazar, geleneksel firmaların ürünleri için dijital platformları kullanarak tüketim ekosistemlerinden nasıl değer elde edebileceklerini ele alıyor.

Bugün mikrodalga, çamaşır makinası ve kurutucuları birçok sensörle donatılmıştır ve Alexa, Google Home gibi dijital platformlarla bağlantılıdır. Tüketici sesle bu cihazlara kumanda ediyor. Ama bu cihazlar kendi aralarında veri paylaşmazlar, onlara işlev kazandıran dijital platformlardır. Bir örnek olarak bir ampul firması yeni dijital fırsatlardan yararlanmak istiyor ve ampullerinin içine hareket detektörleri koyuyor. Bu veriyi dijital platforma aktarıyor ve sonra veriyi akıllı telefonlar ve güvenlik alarm sistemleri ile bağlantılandıran üçüncü parti güvenlik şirketi ile paylaşıyor. Tüm paydaşlar yararına ortaya çıkan rekabetçi avantajı bir düşünün.

Bugün varolan ürünleri sensörle donatmak geleneksel firmalar için ciddi yaşamsal ve önemli bir iştir.

Firmalar artık ürünlerinin sensör verilerinin kapsamına, benzersizliğine ve kontrolüne dayalı olarak en uygun dijital platform stratejilerini belirleyerek tüketicileri için yeni bir çerçeve çiziyor.

Mühim noktalar şunlar:

1. Ürünlerin sensör verileri, bağlı dijital platformların kullanıcılar arasında veri alışverişini kolaylaştırarak veri odaklı yeni hizmetler sunabilir.

2. Sensör verilerinin kapsamı, benzersizliği ve kontrolü, dijital platformun uygulanabilirliğini etkiler. Toplam pazar potansiyelini ifade eder. Benzersizlik, verilerin ne kadar farklı olduğu anlamına gelir. Kontrol, firmaların verileri serbestçe paylaşabilmek yeteneği ile ilgilidir.

3. Bu niteliklere dayanarak firmalar işbirliğine dayalı, etkin veya hibrit dijital platformlar kurarak rekabet edebilir. Seçimler, sensör verilerinin ve ürünlerinin güçlü ve zayıf yönlerine bağlıdır.

Tüketim ekosistemlerini harekete geçirmek, firmaların dijital müşteriler edinmesini, yeni dijital rakiplere karşı koyabilmesini ve dijital platformlarda çalışmak için yeni yetenekler geliştirmesini gerektirir.

Bu bölümde dijital ekonomiye geçiş yapan geleneksel firmalar için dijital müşterilerin öneminden bahsediliyor. Dijital müşteriler, etkileşimli veriler sağlayan sensör donanımlı ürünler kullanarak firmaların veriye dayalı yeni dijital hizmetler sunmasına olanak tanıyor. Ancak var olan müşterileri dijital müşterilere dönüştürmek firmalar için daha zor oluyor.

Dijital tabanlı müşteriler, sensör donanımlı ürünler tercih etmeleri ve etkileşimli veriler sağlamaları bakımından var olan müşterilerden farklılık gösteriyor. Bu ise firmaların iş süreçlerini ve zihniyetlerini dönüştürmelerini gerektiriyor. Geleneksel firmalar değişirken dijital hizmetlerinin faydalarını belirlemeli ve müşterilerin verilerine erişme güvenini kazanmalıdırlar. Ölçek standart ürünleri etkilerken, ağ etkileri akıllı ürünlere fayda sağlar. Firmalar, ağ etkileri oluşturmak için iyileştirme maliyetlerine katlanmalılar.

Dijital müşteriler, firmaların dijital yetenekler ve rekabetçi stratejiler oluşturmasına yardımcı olan kritik bir etkileşimli veri kaynağını temsil eder. Ancak firmaların müşteri verilerini etik bir şekilde ve gizliliği göz önünde bulundurarak topladıklarından ve kullandıklarından emin olmaları gerekir.

Yazarımız daha sonra dijital ekosistemde geleneksel firmalar ile dijital rakipleri arasındaki mücadeleden söz ediyor.

Rekabet edebilmek için geleneksel firmaların, dijital rakiplerinin simetrik ekosistem güçlerinden oluşan ekosistem eşitliğini anlaması gerekir. Geleneksel firmalar olası dijital rakiplerini belirlemeli, rekabetin üretim veya tüketim ekosistemlerinde oluşup oluşmayacağını ve tehdidin düzeyinin rutin mi yoksa yıkıcı mı olacağını tahmin edebilmelidir. Eski güçlü yönleri geçerli olsa da, geleneksel şirketlerin dijital ekosistemlerde başarılı bir şekilde rekabet edebilmek için yeni dijital yeteneklere ihtiyacı vardır.

Daha sonra yazar şirketlerin dijital yeteneklerinden ve bunların eski yeteneklerden nasıl farklı olduğundan söz ediyor. Dijital yetenekler, geleneksel firmaların dijital dünyada rekabet etmek için geliştirebilecekleri yeni yeteneklerdir. Ürünün güçlü yönlerinden ziyade verinin güçlü yönlerini geliştirmeye odaklanırlar.

Dijital yetenekler, değer zinciri kaynakları yerine dijital ekosistem kaynakları gibi farklı kaynaklardan yararlanır. Üretim ekosistemi kaynakları, firmanın ana faaliyet alanını korurken operasyonların iyileştirilmesine ve veriye dayalı ürün ve hizmetlerin sunulmasına yardımcı olur. Tüketim ekosistemi kaynakları ise dijital platform hizmetleri aracılığıyla firmanın stratejik kapsamını birincil iş alanının ötesine genişletmeye yardımcı olur.

Dijital yetenekler aynı zamanda işlevsel ve işlevler arası rutinler yerine API ağları gibi farklı süreçlere de dayanır. API ağları, verilerin nasıl oluşturulduğunu ve paylaşıldığını yapılandırarak esneklik ve dinamizm sağlar. Eski süreçlere yeni dinamizm enjekte edebilirler.

Dijital yetenekler bir firmanın stratejik kapsamını ürünlerden veri odaklı hizmetlere kadar genişletir. Üretim ekosistemi kaynakları firmanın ana faaliyet alanının kapsamını genişletirken, tüketim ekosistemi kaynakları ise kapsamı firmanın birincil iş alanının ötesine genişletmektedir.

Genel olarak geleneksel firmalar, geleneksel ve dijital kaynakları ve süreçleri bir araya getirerek fijital yetenekler geliştiriyorlar. Bu, liderlik vizyonu, yeni iş gücü becerileri ve iş gücünün katılımını gerektirir. Firmaların başarılı olmak için geleneksel ve dijital yetenekleri kusursuz bir şekilde harmanlamanın yollarını bulması gerekiyor.

Mohan Subramanian’a göre geleneksel firmalar rekabet stratejilerini dijital çağda rekabet edebilecek şekilde geliştirmeliler. Ürünler ve endüstriler yerine verilere ve dijital ekosistemlere odaklanan dijital bir rekabet stratejisine ihtiyaç var. Dijital Temeller, Dijital Ekosistem ve Dijital Rekabet için stratejik seçenekler tespit edilmelidir.

Dijital temeller, ürünleri birbirine bağlamayı, sensörler aracılığıyla veri üretmeyi ve API ağları oluşturmayı içeriyor. Dijital ekosistem, bir firmanın ekosistemlerinden elde edebileceği maksimum değeri temsil eder.

Yazar son bölümde firmaların fırsatları ve rekabetçi tehditleri gördükleri yere göre nasıl farklı stratejiler izlediklerini göstermek için farklı endüstrilerinden örnekler vermiş. Firmalar, üretime odaklanan dijital adaptörler, tüketime erken giren dijital öncüler, tüketime daha geç giren dijital evrimciler veya eldekini koruyan dijital savunucular olabilir, diyen yazar firmalara eylem planı öneriyor:

1. Dijital ekosistemleri haritalandırın

2. Dijital temelleri değerlendirin

3. Ekosistem sınırlarını hayal edin

4. Bir strateji noktası seçin

5. Yetenekleri geliştirin

Son olarak yazar geleneksel firmalar dijital çağda rekabet edebilmek için yeni zihniyetleri, yeni düşünce çerçevelerini ve becerileri benimseyerek yeni fırsatlar yakalamalılar, diyor.

Hatırlayınız, Porter’ın modeline göre giriş engelleri daha yüksek olan bazı sektör örnekleri telekomünikasyon (ağ altyapısı), ilaç üretimi (patentler) ve havayolu seyahati (izinler, filo satın alma ve bakım). Neticede bu yüksek giriş engelleri rekabeti azaltacaktır, der Porter.

Subramanian ise ölçekleme ve sermaye gereksinimi olmaksızın rakiplerin dijital platformlar aracığıyla, teknolojisinin gücüyle ekosistemlerden yararlanarak bazı pazarlarda tehdit oluşturabileceklerini, geleneksel firmaların hazır olmaları gereğini örneklerle anlatıyor.

Tamam hodri meydan! Ben de bundan sonra da bu öğrendiklerimle devam edeceğim.

Ama dikkat, ne yapılacak listemize ekledik. Ama nasıl yapılacak; bunu ben de bilmiyorum, gerçi fikrim var, göreceğiz. Zaten benden beklemeyin nasılı, zira herkes kendi başaracak. Yazarım belki bir gün ne yaptık, başardıktan sonra!

The post Murat Ülker: Yeni dünya kuruldu, yerimizi almalıyız appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/murat-ulker-yeni-dunya-kuruldu-yerimizi-almaliyiz.html/feed 0 71804
Tohum üreticileri, dış pazarda söz sahibi olmak istiyor https://memur70.com/tohum-ureticileri-dis-pazarda-soz-sahibi-olmak-istiyor.html https://memur70.com/tohum-ureticileri-dis-pazarda-soz-sahibi-olmak-istiyor.html#respond Mon, 07 Oct 2024 18:00:20 +0000 https://memur70.com/?p=71038

Trakya Tohumcular Derneği Başkanı İbrahim Toruk, Türkiye'nin birçok şehrinde kuraklığa rağmen yüksek verim alınan yerli ayçiçeği çeşitleriyle dış pazarda söz sahibi olmayı hedeflediklerini belirtti.

The post Tohum üreticileri, dış pazarda söz sahibi olmak istiyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Toruk, AA muhabirine, Trakya’da ayçiçeği hasadının tamamlandığını söyledi.

Trakya’da geçen yıl 60 bin dekar alanda ekilen yerli hibrit ayçiçeğinin ekim alanının bu yıl 100 bin dekara çıktığını belirten Toruk, “2 yıldır yerli ayçiçeği tohumlarının bölgedeki ya da bütün Türkiye’deki kuraklığa karşı sınavını veriyoruz aslında. Bu dönem çiftçi açısından şanssız bir dönem ama yerli ayçiçeği çeşitlerinin piyasaya girmesi açısından çok etkili oldu. Daha önce de bahsettiğimiz gibi bölgesel ıslahın farkını burada da gördük. Trakya’da üretilen yerli ayçiçeği çeşitlerimiz, Türkiye’nin her noktasında kuraklığa direnç gösterdi, ayçiçeğinden gerçekten yüksek verim alındı.” dedi.

“YERLİ AYÇİÇEĞİ TOHUMU YAKLAŞIK 20 İLDE TOPRAKLA BULUŞTU”

Toruk, Türkiye’de yerli ayçiçeği ekiminin arttırılması için çalışmalar yürüttüklerini, Trakya’da üretilen yerli tohumun Trakya illeri yanı sıra İstanbul, Eskişehir, Ankara, Kırıkkale, Samsun, Tokat, Balıkesir yaklaşık 20 ilde toprakla buluştuğunu dile getirdi.

Trakya’da üretilen SUN 2259 CL, SUN 2239 CL, TR 2242 CL adlı yerli ayçiçeği çeşitlerinin piyasada satışının yapıldığını ifade eden Toruk, şunları kaydetti:

“Bu çeşitler kuraklığa karşı başarılı bir sonuç verdi. Biz kurumlarımızla sürekli iletişim halindeyiz. Yerli ayçiçeği artık kendisini ispatlamıştır. Biz bunu ispatın arkasından aslında artık pazarda yer edinmeye değil, pazarı büyütmeye gidiyoruz. Başladığımızda yüzde 1’lerde olan pazar payını şu anda yüzde 15’lere getirdik. Hedefimiz global firmalarla müthiş bir rekabete girip pazarda çok büyük paylar elde etmek. Firmalarımızla hem Rusya’da hem Ukrayna’da hem de Avrupa Birliğinde yoğun çalışmalarımız var. Yerli ayçiçeğinin sadece ülkemiz için değil, dünya için bir nimet olduğunu biliyoruz.”

Toruk, yerli ayçiçeği tohumunda verimin diğer tohumlara kıyasla dekar başına yüzde 5 ile 10 arasında fazla olduğunu ifade etti.

Trakya’da kuraklık nedeniyle ayçiçeğinde ortalama verimlerin değişkenlik gösterdiğine işaret eden Toruk, “Trakya’da kuraklık nedeniyle ayçiçeğinde ortalama verimler dekar başına 100 ile 220 kilogram arasında değişti. Yerli ayçiçeği çeşitlerin de verim ortalaması 120 kiloyla 250 kilogram arasında oldu. Yerli ayçiçeği diğer çeşitlerden verim olarak yüzde 5 ila 10 daha öndeydi bu da yerli çeşitlerinin kuraklığı daha çok dayandığını gösteriyor.” dedi.

“TEK AMACIMIZ DÜNYA MARKASI OLACAK FİRMALAR GELİŞTİRMEK”

Türkiye’nin tohum ihracatında ileride söz sahibi olan bir ülke haline gelmesi için çalışmalar yaptıklarını belirten Toruk, şunları kaydetti:

“Başta Rusya olmak üzere bütün dünyaya yerli ayçiçeği ihraç etmek için çalışmalara başladık. Çalışmaların meyvelerini de almaya başladık. Bir firmamız geçen sene Rusya’ya 20 ton ayçiçeği göndermişti. Bu sene 100 tona yakın ürün gönderecek. Diğer firmalar geliştirdikleri çeşitlerini kaydettiriyorlar. 5 yıl önce başlattığımız ve kurumlarımızın destek verdiği proje gerçekten başarıya ulaştı. Bizim bu saatten sonra tek amacımız dünya markası olacak firmalar geliştirmek.”

“YERLİ AYÇİÇEĞİ EKİLİ TARLA DAHA İYİ”

Çiftçi Hasan Terzioğlu da bu yıl ilk kez yerli ayçiçeği ektiğini ifade etti.

Kuraklığın yerli ayçiçeğini daha az etkilediğini belirten Terzioğlu, “Diğer tarlalarıma göre yerli ayçiçeği ekili tarla daha iyi. Gelecek yıllarda daha fazla alanda ekim yapacağım. Ben zaten tarımda millilikten yanayım. Milli olmasını istiyorum, yabancılardan bir şeyler almayalım.” dedi.

KAYNAK: AA

The post Tohum üreticileri, dış pazarda söz sahibi olmak istiyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/tohum-ureticileri-dis-pazarda-soz-sahibi-olmak-istiyor.html/feed 0 71038
Saha EXPO, savunma sanayii için iş potansiyeli yaratıyor https://memur70.com/saha-expo-savunma-sanayii-icin-is-potansiyeli-yaratiyor.html https://memur70.com/saha-expo-savunma-sanayii-icin-is-potansiyeli-yaratiyor.html#respond Sat, 08 Jun 2024 18:00:12 +0000 https://memur70.com/?p=66230

SAHA İstanbul Genel Sekreteri Levent Kerim Uça, "Dünyada hiç kimsenin üretemediği teknolojileri ve platformları üreten bir sanayiye sahibiz. Hemen hemen dünyadaki her ülkeye bir şey satmışız" dedi.

The post Saha EXPO, savunma sanayii için iş potansiyeli yaratıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

SAHA İstanbul Genel Sekreteri Uça, SAHA İstanbul çatısı altındaki komitelere değinerek, Orman Yangınları, Deprem ve Afetler Komitesi’nin (SAHA ODAK) geçen sene 6 Şubat’taki deprem felaketinden sonra kurulduğunu söyledi.

Deprem felaketinden sonra savunma sanayisi için üretilmiş teknolojik ürünlerin arama kurtarma çalışmalarında ve yardım çalışmalarında kullanılmasının kendileri için çıkış noktası olduğunu belirten Uça, “İnsansız hava araçlarından haberleşme sistemlerine, radarlardan insansız kara araçlarına kadar birçok son teknoloji savunma sanayi ürünü bu felaket esnasında kullanıldı. Dolayısıyla sanayimizi nasıl yönlendirebiliriz, yeni ürünleri nasıl geliştirebiliriz, ülkenin ihtiyaçlarını nasıl karşılayabiliriz şeklinde bir arayış içine girdik. Komiteyi de bu şekilde kurguladık.” diye konuştu.

Faaliyete başladıktan sonra önemli etkinliklerinden birinin de AFAD’la bir araya gelmek olduğunu vurgulayan Uça, kısa bir süre içinde AFAD’ın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yol alacaklarını söyledi.

Uça, en önemli faaliyetlerinden birinin de Saha EXPO olduğuna işaret ederek, “Saha EXPO, 2018 yılında başladı ve ilk olarak çok küçük bir alanda gerçekleştirildi. 2020 yılında salgın nedeniyle yapılamadı. 2021 yılında ise 40 bin metrekarelik bir alanda bu fuarı gerçekleştirdik. 2022 yılında fuar alanımız 40 binden 60 bin metrekareye çıktı. Bu sene 22-26 Ekim tarihlerinde düzenlenecek fuarda alanımız 90 bin metrekareye çıkacak.” dedi.

Başbakan düzeyinden bakan düzeyine, Genelkurmay Başkanlarından alt düzey yetkililere kadar geniş bir yelpazede katılımın gerçekleştiğine dikkati çeken Uça, “Amerika Birleşik Devletleri’nden Vietnam’a, Çin’den Kore’ye, Avrupa ve Asya ülkelerinden Afrika ülkelerine kadar pek çok katılımcı var. 2022 yılında İngiltere Savunma Bakanı fuarımızı ziyaret etmişti. Bu sene de benzer ziyaretçileri bekliyoruz. Resmi heyetleri, özellikle KOBİ seviyesindeki firmalarla buluşturmayı amaçlıyoruz, çünkü KOBİ’lerin üst düzey yetkililere ulaşması normal şartlarda çok kolay değil. Biz burada uygun bir planlamayla heyetleri, ilgilendikleri alanlardaki firmalarla buluşturmayı amaçlıyoruz.” yorumunu yaptı.

Uça, Türkiye’de ilk defa böyle geniş kapsamlı alım heyetlerinin bir savunma sanayi fuarında yer alacağını belirterek, “150 civarında alım heyeti planlıyoruz ve bunlar dünyanın her yerinden gelecek. Fuarımıza katılan firmalara alıcı olabilecek ya da iş birliği yapabilecek firmaları özel çalışmalarla belirleyip fuarımıza getiriyoruz. Bu şekilde firmalarımız için ciddi bir iş potansiyeli yaratmayı planlıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“HEMEN HEMEN DÜNYADAKİ HER ÜLKEYE BİR ŞEY SATMIŞIZ”

Saha EXPO’nun sunduğu katkının yansımalarının görüldüğünün altını çizen Uça, “Türkiye’nin ihracat rakamlarına bakıyorsunuz; 180 ülkeye ihracat yapmışız. Hemen hemen dünyadaki her ülkeye bir şey satmışız. Geçen sene ihracat rakamlarımız 5,5 milyar dolardı. Bu sene mayıs ayı itibarıyla geçen seneki rakamları yaklaşık yüzde 10 aşıyor gibi gözüküyor. Bu trend devam ettiği takdirde bu sene de 6 milyar dolarları rahatlıkla geçebiliriz gibi gözüküyor. Savunma sanayisinde ihracatımızın önü açık ve her sene üzerine koyarak devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

SAVUNMA SANAYİSİ İHRACATINDA KİLOGRAM BAŞINA 65 DOLAR GELİR

Uça, savunma sanayisi ihracatında kilogram başına 65 dolar ortalamasına çıkmayı başardıklarının altını çizerek, “Bu rakam tekstilde veya diğer ürünlerde 6 dolar civarında. İstihdamda verimlilik anlamında da en yüksek noktalara çıktık. Bu rakam, savunma sanayisinde nitelikli bazı ürünlerde kilogram başına 10 bin dolara kadar çıkabiliyor. Dünyada hiç kimsenin üretemediği teknolojileri ve platformları üreten bir sanayiye sahibiz. Bu da bizi bu alanda vazgeçilmez kılıyor ve marka değerimizi ve ihracat rakamlarımızı artırıyor.” dedi.

80 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYOR

Savunma sanayisinin şu anda 80 bin kişilik istihdama katkı sağladığına değinen Uça, bu alanda çalışan yaklaşık 3 bin firmanın olduğunu söyledi.

Yan sektörlerle beraber bu rakamın çok daha fazla olduğunun altını çizen Uça şöyle devam etti: “Saha İstanbul’un bin 200 tane üyesi var. Bunların yüzde 12-13’ü büyük firmalar ve ana yükleniciler dediğimiz firmalardır. Aşağıdaki yüzde 87’lik kısmı ise KOBİ ve KOBİ üstü seviyesindeki firmalar oluşturuyor. Bu firmalar savunma sanayisinde çalışmanın yanı sıra başka sektörlere de hizmet veriyor. Dolayısıyla, ekosistemi bir bütün olarak düşündüğümüzde rakamlar çok daha yukarılara çıkıyor.”

“10 MİLYAR DOLARLARI İHRACATTA GEÇEBİLMEK İÇİN AZ BİR YOLUMUZ KALDI”

Uça, savunma sanayisinde hedeflerin büyük olduğuna değinerek, “10 milyar dolarları ihracatta geçebilmek için az bir yolumuz kaldı. Bizim de SAHA İstanbul olarak maksadımız bu yükselen trendi firmalarımızla desteklemek ve ekosistemi genişletip geliştirmektir. Hem sayısal hem de nitelik olarak bu firmaların daha verimli, daha kaliteli ürünler üretebilmeleri için onları desteklemek istiyoruz.” dedi.

Kümelenme olarak sadece savunma sanayisi ile ilgilenmediklerinin altını çizen Uça, “Ana odak noktamız savunma sanayisi ama bunun yanı sıra havacılık, sivil havacılık ve uzay konusunda da çalışıyoruz. Türkiye’de bu alanlarda endüstriyel anlamda doğrudan ilgilenip çözümler üretmeye çalışan tek kümeyiz diyebilirim.” diye konuştu.

KAYNAK: AA

The post Saha EXPO, savunma sanayii için iş potansiyeli yaratıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/saha-expo-savunma-sanayii-icin-is-potansiyeli-yaratiyor.html/feed 0 66230
Türk teknoloji firmaları Avrupa’da boy gösterecek https://memur70.com/turk-teknoloji-firmalari-avrupada-boy-gosterecek.html https://memur70.com/turk-teknoloji-firmalari-avrupada-boy-gosterecek.html#respond Sun, 12 May 2024 15:00:08 +0000 https://memur70.com/?p=65163

Türkiye, Avrupa'nın en büyük teknoloji festivali olarak bilinen, 10-14 Haziran tarihlerinde 11'incisi düzenlenecek "Londra Teknoloji Haftası"nda ilk kez açılacak "Türkiye Pavilyonu"nda 60 firmayla yer alacak.

The post Türk teknoloji firmaları Avrupa’da boy gösterecek appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Türkiye, Avrupa’nın en büyük teknoloji festivali olarak bilinen, 10-14 Haziran tarihlerinde 11’incisi düzenlenecek “Londra Teknoloji Haftası”nda ilk kez açılacak “Türkiye Pavilyonu”nda 60 firmayla yer alacak.

Teknoloji ekosisteminin paydaşlarını bir araya getirecek etkinliğe 168 ülkeden çok sayıda teknoloji firmasının katılımı bekleniyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Yıldız Teknopark liderliğinde ve Academia Park London-Base Hub işbirliğiyle gerçekleştirilecek “Londra Teknoloji Haftası”nda ilk kez kurulacak 180 metrekarelik Türkiye Pavilyonu’nda 60 yerli teknoloji firması yer alacak.

“TÜRK STARTUPLARI İÇİN BAŞARI HİKAYESİ ÇIKARMAYI İSTİYORUZ”

Academi Park London Genel Müdürü Ataer Argüder, Londra’nın, teknoloji firmaları için Silikon Vadisi’nden sonraki en büyük piyasa olduğunu belirtti.

Londra Teknoloji Haftası’nın Türk girişim firmalarının dünya sahnesine çıkması bir fırsat olarak görülebileceğine dikkati çeken Argüder, “Türk teknoloji şirketlerini, Ticaret Bakanlığı destekli bu uluslararası sahnede yer alarak işbirlikleri kurmaya ve global pazarda tanınmaya davet ediyoruz. Türkiye’ye döviz ve istihdam kazandırmayı, Türk firmalarının yatırım çekerek dünyaya açılmasını hedefliyoruz.” dedi.

Argüder, Türkiye Pavilyonu’nun duyurulmasının ardından 600’e yakın yerli firmanın etkinliğe katılmayı talep ettiğini ifade ederek, “Ancak 60 firmalık yerimiz bulunuyor. Bu nedenle söz konusu firmalar arasından eleme yapmak durumunda kaldık ama gelecek sene daha çok firmayla temsil edilmek için gerekli çalışmaları yapacağız.” diye konuştu.

Etkinlikte, Türk teknoloji startuplarının, girişimlerini tanıtmalarının yanı sıra yüz yüze görüşmelerle uluslararası oyuncularla bir araya gelme fırsatı da yakalanacağını anlatan Argüder, Türkiye’den gelen startuplar için pazara giriş programları hazırladıklarını, teknoparklarla İngiltere arasında köprü oluşturmayı ve Türk startupları için başarı hikayesi ortaya çıkarmayı istediklerini bildirdi.

Argüder, dünyanın önde gelen teknoloji liderleri ile yenilikçi startupları ve yatırımcıları bir araya getirecek etkinliğin, global iş ağının genişlemesinin yanında firmaları vitrine çıkartmak ve en son teknolojik eğilimler hakkında bilgi edinmek için fırsat sunduğunu söyledi.

ÜST DÜZEY İŞ LİDERLERİ DENEYİMLERİNİ PAYLAŞACAK

Etkinliğe, 60 binin üzerinde katılımcı beklenirken ilham verici kurucular, üst düzey iş liderleri, politika yapıcılar ve yatırımcılar deneyimlerini paylaşacaklar.

Avrupa teknoloji gündemi ve en büyük yetenek havuzunun kalıcı tabanlı ortaklarına ilişkin fırsatların konuşulacağı etkinlikte, kıta pazarına uygun kategoriler değerlendirilecek.

Yapay zekanın iş dünyasına olumlu etkisi de konu başlıkları arasında yer alacak.

The post Türk teknoloji firmaları Avrupa’da boy gösterecek appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/turk-teknoloji-firmalari-avrupada-boy-gosterecek.html/feed 0 65163
Fiyatı hızla artmıştı: Kırmızı et fiyatlarına müdahale! https://memur70.com/fiyati-hizla-artmisti-kirmizi-et-fiyatlarina-mudahale.html https://memur70.com/fiyati-hizla-artmisti-kirmizi-et-fiyatlarina-mudahale.html#respond Wed, 27 Dec 2023 08:00:07 +0000 https://memur70.com/?p=59848

Et ve Süt Kurumu, son dönemde aşırı artış gösteren kırmızı et fiyatlarına müdahale amacıyla sığır satışı yapılacağını açıkladı.

The post Fiyatı hızla artmıştı: Kırmızı et fiyatlarına müdahale! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Son dönemde hızla yükselen et fiyatlarıyla başa çıkmak adına Et ve Süt Kurumu (ESK) önemli bir adım attı. Kurum, kırmızı et piyasasındaki dengesizliği düzeltme ve düzenleme misyonuyla hareket ederek sığır satışlarına başlayacak.

ESK’TAN KIRMIZI ET FİYATLARI HAKKINDA AÇIKLAMA

ESK’nın yaptığı açıklamaya göre, şarküteri üretimi yapan firmalara yönelik olarak, etçi ve kombine ırklardan ortalama 700 kg canlı ağırlığında kesimlik sığır satışı gerçekleştirilecek. Bu adım, kırmızı et endüstrisi alanında faaliyet gösteren firmalara önemli bir destek olarak değerlendiriliyor.

Kesimlik büyükbaş hayvanların teslimatı, Derince-Bandırma Limanı’nda yapılacak ve teslimattan itibaren üç gün içerisinde, ESK personeli gözetiminde kesim işlemleri tamamlanacak.

BAŞVURU SÜRECİ VE DETAYLAR

Başvurular, 27.12.2023 ile 08.01.2024 tarihleri arasında saat 15.00’a kadar Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü’ne (Genel Evrak Arşiv Şube Müdürlüğü 11. Kat A BLOK) yapılabilecek. Başvuruda bulunacak firmaların, belirtilen tarih ve saatlere dikkat etmeleri önemlidir.

Canlı kesimlik büyükbaş hayvanlardan elde edilecek karkasların (sakatat, deri ve yan ürünler dâhil) satış fiyatı 130,00 TL/Canlı Kg + KDV olarak belirlendi. İlk defa başvuruda bulunacak firmaların, satış usul ve esaslarında belirtilen tüm evrakları eksiksiz ve imzalı bir şekilde teslim etmeleri gerekmektedir.

Daha önce ESK’dan canlı kesimlik büyükbaş hayvanlardan elde edilecek karkas satın almış olan firmalar ise mevcut evraklarının incelenmesi için dilekçe ile başvuruda bulunabilecekler. Bu adım, süreçte daha önce işlem yapmış firmaların başvuru sürecini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

The post Fiyatı hızla artmıştı: Kırmızı et fiyatlarına müdahale! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/fiyati-hizla-artmisti-kirmizi-et-fiyatlarina-mudahale.html/feed 0 59848
Hazine arazilerinin imara açılması kira fiyatlarını da düşürecek https://memur70.com/hazine-arazilerinin-imara-acilmasi-kira-fiyatlarini-da-dusurecek.html https://memur70.com/hazine-arazilerinin-imara-acilmasi-kira-fiyatlarini-da-dusurecek.html#respond Mon, 18 Sep 2023 12:00:09 +0000 https://memur70.com/?p=56124

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin kiraları düşürmek için hazine arazilerini imara açacaklarını söylemesi konut piyasasını da hareketlendirdi.

The post Hazine arazilerinin imara açılması kira fiyatlarını da düşürecek appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Kahramanmaraş merkezli depremlerden büyük hasar alan illerde kira fiyatları el yakıyor. Bakan Özhaseki’nin hazine arazilerinin imara açılacağını duyurması üzerine kentte inşaat sektöründe bir hareketlilik gözlendi. İnşaat Mühendisi Musa Karagöz, hazine arazilerinin imara açılmasının depremi yaşayan 11 ile pozitif etkileri olacağını söyledi. Karagöz’e göre, orta ve uzun vadede kiracı ve ev sahibi arasındaki krizler de sona erecek.

“MALATYA’DA FIRSATÇILIK YAPAN BETON FİRMALARI VAR”

İnşaat Mühendisi Musa Karagöz, geride bırakılan 6 aya bakıldığında pozitif bir döneme girildiğini belirterek, “Beton fiyatları, kurumsal firmalar değil de bireysel firmalar tarafından yükseltiliyor. Deprem bölgesindeki illerde fırsatçılık yapan beton firmaları var. Beton fiyatlarının demir fiyatları ile orantılı olması gerekirken ortaya çıkan sonuçlar hiçte makul değil. Beton fiyatları için 2 bin bandından bahsediliyor. Bu çok ciddi bir rakam. Bu fiyat artışının hükümetle alakası yok. Tamamen bireysel fırsatçıların yapmış olduğu dayatmalardır. Bunun önüne geçilmeli” ifadelerine yer verdi.

“MALATYA’DA KALİFİYE ELEMAN BULAMIYORUZ”

Deprem bölgesindeki en büyük sıkıntılardan birisinin de kalifiye eleman açı olduğuna dikkat çeken Karagöz, “Bu bölgelerde kalifiye eleman sıkıntısı var. Eleman yetiştiremiyoruz. Bu yüzden yapılan işlerin kalitesi de düşük oluyor. Buna çözüm bulunması lazım” dedi.

Önümüzdeki dönemde inşaat sektöründeki alım ve satışlarda pozitif bir havanın hakim olacağını da ifade eden Karagöz, “Hazine arazilerinin imara açılmasından dolayı hem alıcı hem satıcı hem de piyasa rahat bir nefes alacak. Kiracı- ev sahibi kavgası bitecek. Daha sağlam konutlar imar edilecek. Yatay mimariye geçiş hızlanacak. Malatya’da bu anlamda her şeyin düzeleceğine inanıyorum. Deprem Bölgesindeki illerde bulunan bazı fırsatçı firmaların denetim altına alınmasıyla işler rayına girecektir. Bu durum sadece betoncular için söz konusu değil” şeklinde konuştu.

“HAZİNE ARAZİLERİN İMARA AÇILMASIYLA EV SAHİBİ- KİRACI ARASINDAKİ KAVGA SON BULACAK”

Hazine arazilerinin imara açılmasıyla birçok sorununda ortadan kalkacağına inandıklarını belirten Karagöz, “Mesela bugün 5 milyona daire alabilen vatandaş, bunu o zaman çok rahatlıkla 2-3 milyona alabilecek. Mülk sahibi yüzde 45-50 alabiliyor. Müteahhitler konutu, daire maliyetine veriyor. Aslında bu gerçek maliyet değil. Hazine arazileri imara açıldığında vatandaşın önü açılacak ve yüzde 50-45 oranlar ortadan kalkmış olacak. Bunlar yüzde 10-15 bandında olacak. Böylelikle fiyatların yüzde 40-45 oranında geri çekileceğine inanıyorum. Bu durum ister istemez kira fiyatlarına da yansıyacak” ifadelerini kullandı.

“MALATYA’DA KİRALAR 8-9 BİNE KADAR DÜŞER”

Bugün Malatya, Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep ve Diyarbakır gibi deprem bölgelerinde kiralık daire fiyatının 16 bin TL’yi bulduğunu belirten Karagöz, “Bu bahsettiğim çalışmalar hızlı bir şekilde gerçekleşirse kira fiyatları 8-9 bin TL’ye kadar düşer. Tabii ki bu bahsettiklerim kısa vadede olacak çalışmalar değil. Orta ve uzun vadede her şey rayına girecektir” ifadelerine yer verdi.

“VASIFSIZ KİŞİLER YIKIM İŞİ ALIYOR”

İnşaat Mühendisi Karagöz son olarak kentlerdeki yıkımlarla ilgili de yaşanan soruna değinerek “Yıkımla alakası olmayan bazı firmalarla ilgili ciddi bir sıkıntı var. Tecrübesi olmayan insanlar da ayrıştırma yapıyor, hırsızlık yapıyor. Milletin malına da göz koyuyorlar. O yüzden bu iş ehline verilirse hiç kimse mağdur olmaz. Fırsatçılar tespit edilmeli ve yıkım işi ehline bırakılmalı” diye konuştu.

KAYNAK: İHA

The post Hazine arazilerinin imara açılması kira fiyatlarını da düşürecek appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/hazine-arazilerinin-imara-acilmasi-kira-fiyatlarini-da-dusurecek.html/feed 0 56124
Savunma Sanayii Medya Zirvesi 20 Mart’ta Ankara’da düzenlenecek https://memur70.com/savunma-sanayii-medya-zirvesi-20-martta-ankarada-duzenlenecek.html https://memur70.com/savunma-sanayii-medya-zirvesi-20-martta-ankarada-duzenlenecek.html#respond Sat, 18 Mar 2023 13:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=48575

Savunma Sanayii Medya Zirvesi, 20 Mart'ta Ankara'da gerçekleştirilecek.

The post Savunma Sanayii Medya Zirvesi 20 Mart’ta Ankara’da düzenlenecek appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Savunma Sanayii Araştırmaları Merkezince (SASAM) yapılan yazılı açıklamada, SASAM tarafından düzenlenecek ve Anadolu Ajansının da katılacağı zirvenin Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı himayelerinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının destekleriyle Teknopark Ankara’da yapılacağı bildirildi.

Açıklamada zirveye ilişkin şu bilgilere yer verildi:

“Türk savunma sanayiinde önemli bir boşluğu ve ihtiyacı doldurmayı hedefleyen zirvenin üç amacı vardır. Birinci amaç; savunma sanayii firmalarının kurumsal iletişim birimleri, savunma sanayii sektör basını ve ulusal basın çalışanlarını bir araya getirerek tanışmalarını sağlamak, tecrübe paylaşımı ve fikir alışverişinde bulunmalarına aracılık etmektir.

İkinci amaç; düzenlenecek panel, söyleşi ve çalıştaylar ile savunma sanayiinde pazarlama iletişimi, savunma sanayii haberlerinin ihracata olan katkısı, savunma sanayii haberlerinin istihbarat açıdan kıymetlendirilmesi gibi konular ele alınacaktır.

Üçüncü amaç; zirvede, savunma sanayii firmalarının basından beklentisini ve basının da savunma sanayii firmalarından beklentisini dile getirebilecekleri bir ortam oluşturulacaktır. Zirve bu hedefleriyle tarafların daha sağlıklı iletişim kurmalarına ve hazırlanan haberlerin olması gerektiği niteliğe ulaşmasına aracılık edecektir.”

İsteyen firmalar ve basın kuruluşları kendilerine ait stantta görüşmelerini yapacak, standı bulunmayanlar ise B2B için belirlenmiş alanlarda görüşmelerini gerçekleştirecek.

Zirveye, savunma sanayisi firmalarının yöneticileri, kurumsal iletişim ve iş geliştirme birimlerinin yetkilileri, ulusal basın kuruluşlarının yöneticileri ve çalışanları, savunma sanayisi sektörün de faaliyet gösteren basın kuruluşlarının temsilcileri katılacak.

Savunma sanayisi firmalarının kurumsal iletişim ve iş geliştirme birimleri, sektör basını ile ulusal basını bir araya getirecek zirve kapsamında gerçekleştirilecek panel ve söyleşilerde savunma sanayisinin iletişimi, iş geliştirmesi ve ihracatı ile ilgili önemli konular ele alınacak.

KAYNAK: AA

The post Savunma Sanayii Medya Zirvesi 20 Mart’ta Ankara’da düzenlenecek appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/savunma-sanayii-medya-zirvesi-20-martta-ankarada-duzenlenecek.html/feed 0 48575
Türkiye’den Afrika’da açılım! Her alanda iş birliği https://memur70.com/turkiyeden-afrikada-acilim-her-alanda-is-birligi.html https://memur70.com/turkiyeden-afrikada-acilim-her-alanda-is-birligi.html#respond Thu, 15 Dec 2022 06:00:07 +0000 https://memur70.com/?p=44697

Türk firmaları son 20 yılda Afrika kıtasında 82 milyar dolarlık proje üstlenirken yatırımların tutarı 6 milyar dolara ulaştı.

The post Türkiye’den Afrika’da açılım! Her alanda iş birliği appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Başta savunma sanayii olmak üzere yatırım ve iş birliği anlaşmaları ile ticaret hacmi de 35 milyar dolara yükseldi.

Türkiye’nin Afrika açılımı politikası kapsamında geliştirdiği ilişkiler, Fransa başta olmak üzere bazı bazı ülkeleri rahatsız ederken, önümüzdeki süreçte Türk firmalar kıtada yeni yatırım imkânlarına kavuşacak. TBMM Dışişleri Komisyonunda önceki gün, Afrika ülkeleri ile olan ticari, ekonomik, savunma ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesi için 7 ayrı anlaşma kabul edildi. Görüşmeler sırasında Dışişleri ve diğer ilgili bakanlık bürokratları tarafından Türkiye-Afrika ilişkileri konusunda geniş çaplı bir sunum yapıldı. Buna göre Afrika kıtasındaki büyükelçilik sayısını son 20 yılda 12’den 44’e çıkaran Türkiye’nin, kıtada üstlendiği projelerin tutarı 82 milyar doları aşmış durumda. Türk firmalarının Afrika kıtasındaki yatırımların tutarı ise 6 milyar dolara ulaştı. Afrika ülkeleri ile son yıllarda hem siyasi ve kültürel bağlar hem de ticari bağlar hızla güçlendi. Türkiye’nin Afrika ülkeleri ile yaptığı başta savunma sanayi olmak üzere yatırım ve işbirliği anlaşmaları ile de ticaret hacmi 35 milyar doları aştı.

TALEP YAĞIYOR
Özellikle zengin maden yataklarına ve tarıma elverişli geniş topraklara sahip olan Kongo Cumhuriyeti ile yapılan anlaşma inşaat, tarım, gıda, tekstil, otomotiv gibi alanlarda Türk firmalara geniş çaplı teşvik imkânı verilecek. Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı “Kongo, bizim firmalarımızla çalışmak istiyor. Bizim de bu anlaşmayı bir an önce yürürlüğe koymamız hâlinde özel sektörümüz bundan ciddi bir şekilde yararlanacak, kamulaştırmaya veya devletleştirmeye karşı firmalar belli bir güvence altında olacak, kar transferleri gecikmeksizin yapılabilecek” diye konuştu.

SAVUNMADA 26 ÜLKE SIRADA
Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Serdar Demirel ise Türkiye’nin savunma sanayii alanında diğer ülkelerle yaptığı iş birlikleri konusunda bilgi verdi. Demirel, Türkiye’nin şu ana kadar 84 ülkeyle bu alanda anlaşma yaptığını hatırlatarak “Bunun yanı sıra, Avrupa ve Amerika bölgesinde 13, Afrika’da ve Orta Doğu’da 8, Uzak Doğu ve Kafkaslarda ise 5 ülkeye daha savunma sanayi iş birliği anlaşması yapmak üzere teklifimiz bulunmaktadır” dedi.

KAYNAK: TÜRKİYE GAZETESİ

The post Türkiye’den Afrika’da açılım! Her alanda iş birliği appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/turkiyeden-afrikada-acilim-her-alanda-is-birligi.html/feed 0 44697
Türkiye’nin “Yetenek Kapısı” uygulamasını 118 ülkeden 1 milyon 200 bin öğrenci kullanıyor https://memur70.com/turkiyenin-yetenek-kapisi-uygulamasini-118-ulkeden-1-milyon-200-bin-ogrenci-kullaniyor.html https://memur70.com/turkiyenin-yetenek-kapisi-uygulamasini-118-ulkeden-1-milyon-200-bin-ogrenci-kullaniyor.html#respond Mon, 10 Oct 2022 20:00:13 +0000 https://memur70.com/?p=41883

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, AA muhabirine, yeni hükümet sistemine geçilmesinin ardından Cumhurbaşkanı ...

The post Türkiye’nin “Yetenek Kapısı” uygulamasını 118 ülkeden 1 milyon 200 bin öğrenci kullanıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, AA muhabirine, yeni hükümet sistemine geçilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2018’deki akademik yıl açılış töreninde, “Üniversite Kariyer Merkezleri” kurulması konusunda talimat verdiğini anımsattı.

Öğrencilere mesleki uzmanlık alanlarıyla ilgili beceri veya yetkinliklerin kazandırılmaya çalışıldığını söyleyen Atay, şöyle konuştu:

“Endüstriyel bağlamda gelişmiş ülkelerde bunu yapan birimler var. Bunlar çok uzun süredir çalışıyorlar. Cumhurbaşkanımız bunun çok farkında olarak böyle bir talimat verdiler. Bugün Türkiye’de tüm üniversitelerimizde kariyer merkezlerinin kurulmasına aracılık ettik. Üniversitede okuyan öğrenci sayısının yüzler, binlerle tanımlandığı dönemde yüz yüze etkinlikler yapmak bir yol iken, günümüzde milyonlarca öğrencinin yükseköğretimden yararlandığı düşünülünce Türkiye’de bunu geleneksel usullerle yapma imkanı çok azaldı. Üniversitelerde kariyer hizmetlerinin etkin şekilde yürütülebileceği, şeffaf, herkesin ulaşabileceği araçlara ihtiyaç vardı. Devlet olarak böyle bir aracı bütün üniversitelerin imkanına ücretsiz olarak sunduk. Buna ‘Yetenek Kapısı’ diyoruz.”

“Dünya ölçeğinde bir sistem”

Salim Atay, Yetenek Kapısı aracılığıyla üniversitelerin kendi öğrencilerine ve firmalara, firmaların da uygulamada yer alan üniversite öğrencilerine ulaşabildiğini anlattı.

Sistem ile öğrenciler ve firmaların yüz yüze ve online görüşmeler yapabildiğini aktaran Atay, “Son derece sofistike, bir yanında üniversite yönetiminin, bir yanında öğrencilerin bir yanında firmaların bir yanında kariyer danışmanlarının olduğu dünya ölçeğinde bir sistem. Dört yılda geldiğimiz noktada 100’ü aşkın ülkeden 2 bin 200’ün üzerinde üniversiteden öğrenci, bizim Yetenek Kapısı platformunu kullanıyor. Yetenek Kapısı, dünyada bu alanda çalışan en büyük üç yazılımdan biri haline gelmiştir.” diye konuştu.

Atay, uygulamanın, 118 ülkedeki, 2 bin 219 üniversiteden eğitim alan yaklaşık 1 milyon 200 bin öğrenci tarafından kullanıldığını bildirdi.

Üniversitelerdeki kariyer merkezlerinin öğrenciler için ne yapması gerektiği konusunda bir el kitabı hazırladıklarını, kitapta kariyer merkezinin işlevsellik kazanabilmesi için gereken detayların yer aldığını dile getiren Atay, “Kariyer Planlama Dersi” ile de hem kariyer merkezleri hem de gençleri desteklediklerini vurguladı.

Kariyer Planlama Dersi birinci sınıfta başlıyor

Üniversiteye yeni başlayan öğrencilerin daha ilk sınıfta kariyer planlamasına başlamasını istediklerini vurgulayan Atay, kariyer farkındalığını geliştirmek için bu dersin birinci sınıfların müfredatında yer aldığını aktardı.

Atay, öğrencinin yükseköğretimdeki 2 veya 4 yılını nasıl geçirirse ona göre bir geleceği ve mesleği olacağına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, şunları kaydetti:

“Kariyer Planlama Derslerine büyük katılım oldu. 185’in üzerinde üniversitede bu dersler veriliyor. Bazı üniversitelerimizde bu dersi yetkin olarak verecek öğretim üyesi olmayabilirdi. Bunu da düşünerek Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’ne ait YTNK TV dijital televizyonu üzerinden 14 haftalık kariyer planlama dersini sisteme yükledik. Öğrenci hocasından ders alırken aynı zamanda YTNK TV üzerinden de takip edebiliyor. Sadece dijital dersleri değil. Türkiye’nin en büyük şirketlerinin insan kaynakları direktörleri, işe alım uzmanları orada söyleşiler yapıyor, nelere dikkat ettiklerini anlatıyorlar. Bir gencin kendi geleceğini kurgulayabilmesi ve istediği hedeflere ulaşabilmesi için nelere ihtiyacının olduğu henüz birinci sınıftayken anlatıyorlar. Herkese açık bir platform olan, kariyer planlama derslerinin de yer aldığı YTNK TV’nin ziyaretçi sayısı 2 yılda 17 milyonu geçti.”

Atay, öğrencilerin iş hayatı hakkındaki farkındalıklarını, sadece dersler ile değil, her yıl farklı bölgelerde üniversite kariyer merkezleri iş birliğiyle yürüttükleri “Yetenek Her Yerde Bölgesel Kariyer Fuarları” sayesinde de desteklediklerini söyledi.

Bu fuarlarla gençleri, kamu ve özel sektörden binlerce firmayla buluşturduklarını ifade eden Doç. Dr. Salim Atay, gençlerin, firmalar tarafından düzenlenen mülakatlara, atölye ve örnek olay çalışmalarına, toplantılarına katılımlarını sağladıklarını sözlerine ekledi.

The post Türkiye’nin “Yetenek Kapısı” uygulamasını 118 ülkeden 1 milyon 200 bin öğrenci kullanıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/turkiyenin-yetenek-kapisi-uygulamasini-118-ulkeden-1-milyon-200-bin-ogrenci-kullaniyor.html/feed 0 41883