uyku – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi Sun, 05 Jan 2025 12:00:15 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.2 https://memur70.com/wp-content/uploads/2020/11/cropped-favicon-32x32.png uyku – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com 32 32 185966257 Borofen maddesiyle antibakteriyel ve antiviral kumaş üretildi https://memur70.com/borofen-maddesiyle-antibakteriyel-ve-antiviral-kumas-uretildi.html https://memur70.com/borofen-maddesiyle-antibakteriyel-ve-antiviral-kumas-uretildi.html#respond Sun, 05 Jan 2025 12:00:15 +0000 https://memur70.com/?p=74334

Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümünde çalışmalar yürüten Prof. Dr. Cem Güneşoğlu, bordan üretilen borofen maddesini kullanarak antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahip yatak kumaşı üretti.

The post Borofen maddesiyle antibakteriyel ve antiviral kumaş üretildi appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Prof. Dr. Güneşoğlu, fakülte laboratuvarındaki çalışmalar sırasında bor elementinden elde edilen borofen maddesini yatak üzerinde kullanmaya karar verdi.

Çalışmalar sırasında sentezlenen borofen maddesi, sıvı hale getirilerek yatakta kullanılan kumaşa uygulandı. Daha sonra borofenli kumaş fırında kurutularak kullanılabilir hale getirildi.

Elde edilen kumaş üzerinde yapılan testlerde, ürünün antibakteriyel ve antiviral özellikleri sayesinde bakterilerin ve mikroorganizmaların üremesini engellediği tespit edildi.

Prof. Dr. Güneşoğlu, AA muhabirine, geliştirdiği yatak kumaşının sadece konfor sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda uyku sırasında bakteri ve virüslere karşı kişiyi koruduğunu söyledi.

Borofen maddesinin uyku kalitesine olumlu etkilerinin olduğunu belirten Güneşoğlu, “Yatak sektöründe bor içerikli başka alternatif ürünlerin ve kimyasalların kullanımını biliyoruz ama borofen çok yeni bir malzeme. Borofenin yüksek elektrik ve ısı denetkenliğini kullanan başka bir örnek yok şu anda. Borofen, sahip olduğu yüksek enerji depolama ve termal yönetim kabiliyetiyle, tenle temas eden yüzeylerde kullanmak koşuluyla kumaşların, kullanıcı sağlığı ve konforuna olumlu etkisi olan bir malzemedir.” dedi.

“UYKUYA DALIŞ DAHA ERKEN, UYKU SÜRESİ DAHA UZUN”

Prof. Dr. Güneşoğlu, borofenin sağlık üzerindeki etkilerinden yola çıkarak çalışmalara başladığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bizler memeli canlılarız ve memeliler, vücut çekirdek sıcaklığını düşürdüğü takdirde uykuya dalabiliyorlar, bu sıcaklık tekrar yükseldiğinde uyanıyorlar. Vücut sıcaklığındaki dalgalanmalar da uyku kalitesini olumsuz etkiliyor. Uyku kalitesinin çıkış noktası bu sıcaklığın düşüş süresinin kısalması ve uykuda kalış süresinin artması anlamına geliyor. Vücut deri sıcaklığını yükseltip, deri sıcaklığını yükselten çekirdek sıcaklığını düşürdüğümüz takdirde uykuya dalıyoruz. Borofen, bu uykuya dalış süresini alternatif malzemelere göre çok hızlı bir şekilde yapıyor. Yani borofenli yatak kumaşında kullanıcıların uykuya dalış süresi daha kısayken uykuda kalış süresi daha uzun.”

SERİ ÜRETİM İÇİN BİR FİRMAYLA GÖRÜŞÜLDÜ

Borofenin tekstildeki payının kısa sürede artacağına inandıklarını dile getiren Güneşoğlu, borofenli yatağın seri üretime geçmesi noktasında bir yatak firmasıyla görüşmelerinin olduğunu ifade etti.

Güneşoğlu, borofenli kumaşın üzerinde uyuyan kişiye olumlu katkılar sunduğunu tespit ettiklerini anlatarak, “Yatak tekstillerinde borofen kullanımı ile kullanıcının uyku esnasında kaybettiği ısı miktarını arttırdığı ve bundan dolayı uykuya daha kısa sürede daldığına dair bulgularımız var. Bu çalışmada borofen dispersiyonunu kumaşa aktaracak aplikasyon banyosu geliştirdik. Aplikasyon sonrasında da bunun, kullanıcının uyku kalitesine olan etkisini sayısal olarak ölçtük ve raporladık. Bu ürün aynı zamanda ticari karşılık buldu. Dünyada borofen içerikli ilk yatak kumaşı örneği bu çalışmayla tamamlanmış oldu.” diye konuştu.

Prof. Dr. Güneşoğlu, borofenle ilgili farklı alanlarda da çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.

KAYNAK: AA

The post Borofen maddesiyle antibakteriyel ve antiviral kumaş üretildi appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/borofen-maddesiyle-antibakteriyel-ve-antiviral-kumas-uretildi.html/feed 0 74334
Uzman isimden melatonin uyarısı: Tehlike saçıyor! https://memur70.com/uzman-isimden-melatonin-uyarisi-tehlike-saciyor.html https://memur70.com/uzman-isimden-melatonin-uyarisi-tehlike-saciyor.html#respond Sun, 17 Dec 2023 13:00:16 +0000 https://memur70.com/?p=59488

Amerika'da yapılan ve geçtiğimiz ay yayınlanan bir çalışmaya göre, ailelerin reçetesiz temin edebildiği melatoninin doktor kontrolü olmadan kullanımı, toksik tehlike saçıyor.

The post Uzman isimden melatonin uyarısı: Tehlike saçıyor! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Melatonin, uykuda özellikle uykunun ilk dönemlerinde salgılanan, uykunun faz değişimini kolaylaştıran ve derin uykuya geçmeyi sağlayan bir hormon olarak tanımlanıyor. Bitkilerde de salındığı görüldüğü için, bitkisel kaynaklı üretilmiş formlarıyla uykuyu kolaylaştırmak için gıda takviye halinde bitkisel bir ürün olduğu vurgulanarak reçetesiz olarak satılabiliyor. Amerika’da 5 farklı eyaletten araştırmacının yürüttüğü ve geçtiğimiz ay dünyanın en saygın tıp dergilerinden JAMA’da yayınlanan yeni bir araştırma, özellikle çocuk ve ergenlerde kontrolsüz melatonin kullanımının tehlikelerini ortaya koydu.

Çalışmaya göre reçetesiz satılan takviyelerde bulunan gerçek melatonin miktarı çok büyük farklılıklar gösteriyor. Örneğin incelenen 25 üründe gerçek melatonin miktarının, etiketlenen içeriğin yüzde 74 ila yüzde 347’si arasında değiştiği belirtiliyor. Ayrıca zehir kontrol merkezlerine olan başvuruların da 2012’den 2021’e kadar yüzde 530 arttığı belirtilen araştırmada, hastaların büyük çoğunluğunun 5 yaş altı çocuklar olduğu vurgulanıyor.

Türkiye’de de doktor kontrolü olmadan çocuklarda melatonin kullanımının çok yaygın olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa – Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhat Güler, bu yeni araştırmanın sonuçlarıyla ilgili Demirören Haber Ajansı’na önemli değerlendirmelerde bulundu.

HER 20 ÇOCUKTAN BİRİNDE UYKU BOZUKLUĞU VAR

Doç. Dr. Güler, “Uykunun bir ritmi ve bir düzeni vardır. Başlangıcından itibaren sonuna kadar geçen bir süreç ve uyku süresini göz önüne aldığınızda uykunun düzenini, ritmini, sürekliliğini bozan her durum uyku bozukluğu tanımlamasına giriyor. Dünyada da ülkemizde de özellikle çocuklarda uyku bozuklukları çok fazla görülüyor. Uyku, gündüzden etkilenen bir süreç. Gündüz hayatınızı bozan her şey, uyku problemine neden oluyor. Çocukluk çağında uyku bozuklukları, yaklaşık yüzde 8 ila 15 arasında değişiyor. Her 20 çocuktan birinde uyku bozukluğu var. Geceleyin sık uyanma, ağlayarak uyanma, gece terörleri, uykuda yürüme gibi uyku bozuklukları görülebiliyor. Ayrıca uyku süreleri de önemli” dedi.

YAN ETKİYE BAĞLI ZEHİRLENMELER YÜZDE 500 ARTTI

Melatoninin badem, fındık, rezene, papatya çayı, anason gibi bitkilerde çok yüksek düzeyde bulunduğu için bunlardan ayrıştırılmış  melatonin hormonunun ‘bitkisel suplement’ olarak insanlara verildiğinde uykuya kolay geçmenin sağlandığı görüldüğü için melatoninin bir takviye ürün olarak ortaya çıktığını anlatan Doç. Dr. Güler, bitkisel diye her ürünün masum olmadığını vurgulayarak “Kullandığınız her bitkisel takviyenin, melatonin de dahil, doktor kontrolünde, yaşa ve kiloya uygun dozlarda kullanılması gerekiyor. Amerika’da yapılan çalışmaya göre melatonin için toksik yan etkiler yaklaşık yüzde 500 artmış vaziyette. Bunun da bu preparatlara her yerden kolay ulaşabilmesi ve denetimsiz kullanılması yüzünden olduğu ortaya çıkmış” uyarısında bulundu.

“KONTROLSÜZ KULLANIM HAYATİ TEHLİKE DE YARATABİLİR”

1 yaşındaki bir çocukla 10 yaşındaki bir çocuğa aynı melatonin dozunun verilemeyeceğini de anlatan Doç. Dr. Güler, “Üstelik kullanım süresi de değişir çocuğa göre. Yapılan çalışmalarda, mevcut melatonin ürünleri incelendiğinde bazı formlarda ürünün üzerinde belirtilen miktarın yaklaşık yüzde 374 yani normale göre yaklaşık 4 kat daha fazla olduğu tespit edilmiş. Kontrolsüz kullanımlarda, bir preparatın içeriğinin belli bir standardı olmadığı için normal dozda görmeyeceğiniz yan etkileri görme ihtimaliniz çok fazla. Melatonin yan etkisi olmayan bir suplement, bir gıda, bir hormon ya da destek ürünü değildir. Epilepsi ilaçlarıyla, antidepresanlarla, hipertansiyon ilaçlarıyla, erişkin çağda kullanılan kan sulandırıcılarla ciddi etkileşimleri olabiliyor. Uygun dozda kullanmadığınız zaman ortaya çıkacak yan etkiler gelip geçici olabildiği gibi hayati tehlike de yaratabiliyor” diye konuştu.

“BİR TABLET YERİNE 10-20 TANE ÇİĞNEYİP ZEHİRLENEN VAKALAR”

Kontrolsüz melatonin kullanımı ile ilgili kendi kliniklerinde de hasta tecrübeleri yaşadıklarının altını çizen Doç. Dr. Güler, “Nöbet geçiren, ishal, kusma alerjik reaksiyonlarla kliniğimize başvuran hastalar oldu. Melatonini stabilize etmek için kullanılan bazı ek maddeler var ürünlerin içinde. Bu ek maddelere karşı alerjik reaksiyonlarla gelen hastalarımız oldu. Daha da önemlisi çok değişik formlarda satılıyor. Şurup, şeker, yumuşak jel gibi birçok çeşidi var. Evde ilaç niyetine görülmeden ortalıkta rahatlıkla bırakılabildiği için bir tablet yerine 10-20 tablet çiğneyip intoksikasyon yani zehirlenme tablosu ile acilimize gelen çocuklar da oldu” dedi.

“KESİNLİKLE DOKTOR KONTROLÜ DIŞINDA KULLANILMAMALI”

Çok kolay temin edilebildiği için kontrolsüz kullanımın da çok yaygın olduğuna işaret eden Doç. Dr. Güler, aileleri uyararak sözlerini şöyle noktaladı: “Maalesef marketlerde, internette, alışveriş sitelerinden vs çok rahatlıkla alabiliyorsunuz. Gıda takviyesi olarak geçtiği için denetim sistemleri daha farklı yürüyor. Bu da çok fazla markanın olması, ürünler arasında kalite farkını ve toksik etki görülme riskini de arttırıyor. Ailelere şunu vurgulamak istiyorum, biz melatonini uzun süre kullanma gereksinimi duymuyoruz. Eğer melatonin kullanmanız gerektiren bir durum varsa, çocuğunuzda uyku düzenini bozan bir problem var demektir. Gündüzle ilgili sorgulanması gereken bir şeyler vardır. Melatonin kullanım süresini uzattıkça aslında mevcut problem de daha çok baskılanıyor ve bu sefer ikincil psikiyatrik ya da girişimsel problemler ortaya çıkıyor.”

KAYNAK: DHA

The post Uzman isimden melatonin uyarısı: Tehlike saçıyor! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/uzman-isimden-melatonin-uyarisi-tehlike-saciyor.html/feed 0 59488
Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu’dan ‘uyku’ uyarısı: 8 saate dikkat! https://memur70.com/prof-dr-muhammed-emin-akkoyunludan-uyku-uyarisi-8-saate-dikkat.html https://memur70.com/prof-dr-muhammed-emin-akkoyunludan-uyku-uyarisi-8-saate-dikkat.html#respond Sun, 16 Oct 2022 10:00:09 +0000 https://memur70.com/?p=42126

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Uyku Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, ideal uyku süresi olan 8 ...

The post Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu’dan ‘uyku’ uyarısı: 8 saate dikkat! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Uyku Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, ideal uyku süresi olan 8 saatten az ya da fazla uyunduğunda yaşam süresinin azaldığını, ek rahatsızlıkların ortaya çıktığını belirterek, “Çok uyuduğunuzda, az uyuduğunuz zaman var olan ölüm riskinden daha fazla risk ortaya çıkıyor.” dedi.

Az ya da fazla uyumanın insan sağlığına etkileri ve sağlıklı bir uyku için dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akkoyunlu, uykuda zamanın, derinliğin ve kalitenin önemli olduğunu, bunun 1930’ların başından bu yana kanıtlandığını söyledi.

UYKU EVRELERİ

Prof. Dr. Akkoyunlu, evre 1, evre 2, evre 3 ve REM olarak çeşitli evrelere ayrılan uykuda, evre 3 ve REM’in derinliğinde azalma varsa ve kişi derin uyuyamıyorsa uyku kalitesinde de değişiklikler meydana geldiğini belirtti.

Bu değişiklikleri “hafıza sorunları, duygusal bozukluklar, koroner arter gibi hastalıklar, tansiyon ile şekerin kontrol altına alınamaması” şeklinde sıralayan, uykunun kalitesinin, derinliğinin, saatinin ve bölünmemesinin oldukça önemli olduğunu anlatan Akkoyunlu, şu uyarılarda bulundu:

“8 saat olan ideal uyku süresinde 7 saatten az ya da 9 saatten fazla uyunduğunda patolojik durum söz konusu hale geliyor. Uyku süresi 7 saatten az olduğunda yaşam süresi ciddi şekilde azalıyor, kalp hastalıkları gibi ek rahatsızlıklar ortaya çıkıyor, 9 saatin üzerine çıktığında da ölüm riski artıyor. Yani ‘Çok uyudum, bu daha iyi.’ düşüncesi yanlış. Çok uyuduğunuzda, az uyuduğunuz zaman var olan ölüm riskinden daha fazla risk ortaya çıkıyor.”

UYKU BOZUKLUĞU HAFIZA BOZULMASINA NEDEN OLUYOR

İnsan psikolojisinin sağlıklı olması için beynin iki türlü çalıştığını dile getiren Akkoyunlu, duyguların beynin bazal kısmı denilen çekirdekler tarafından kontrol edildiğini, bunların daha heyecanlı tepkiler verilmesini, kızma, ağlama, üzülme ve sevinme gibi eylemleri sağladığını, beynin ön bölgesindeki “frontal lob” denilen prefrontal bölgesinin de “Sakin ol, şimdi değil.” şeklinde uyarılar yolladığını ifade etti.

Prof. Dr. Akkoyunlu, bunlar arasındaki dengenin uykunun sağladığı entegrasyonla olgunlaştığını, uyku az ya da kalitesiz olduğunda ya da uyunamadığında beynin prefrontal korteksindeki baskılayıcı tavrın duygusal coşku üzerinde ortadan kalktığına dikkati çekti. Akkoyunlu, bu nedenle duygusal patlamalar yaşanan ve kızarken sevinilen dengesizlik durumunun yaşandığını vurguladı.

Uyku bozukluğunun hafızada bozulmalara da neden olduğunu, kişinin anlama ve yorumlama kabiliyetini azalttığını aktaran Akkoyunlu, bunların depresyon, ajitasyon bazen de önü alınamayan toplumsal kaoslara yol açtığını kaydetti. Akkoyunlu, uyku probleminin, hesaplamalarda sorunlar oluşturduğunun, kaza riskini mesela vinç operatörlüğü gibi dikkat gerektiren işlerde ciddi şekilde kaza oranlarını artırdığının altını çizdi.

UYKU RUH SAĞLIĞININ KORUNMASINI SAĞLIYOR

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Akkoyunlu, uykunun, beyinde kısa hafızanın uzun hafızaya aktarılmasını ve kısa hafızanın yeniden boşaltılmasını sağladığını, ön belleği boşaltarak uzun belleğe aldığını anlatarak, “Eğer ders çalışmak için uyumuyorsanız yanlış yapıyorsunuz çünkü bilgiler ön bellekte kalacak. Alt belleğe aktarılamayacağı için de çok kısa sürede bilgiler unutulacaktır.” ifadelerini kullandı.

Uykusuz kalındığında motor kompleksin birlikte çalışması gereken işlerin yapılmasının engelleneceğini belirten Akkoyunlu, “Bilişsel fonksiyon denilen kısımda, gece uyku esnasında gün içindeki streslerin atıldığı, dinlenme durumunun yaşandığı bir ana geçilir. Ayrıca, kalp damar sisteminin biraz daha sakinleşmesi ve tansiyonun düşmesi sağlanır, böylece tansiyon dengelenir. Uyku alınmazsa bunlar bozulur.” diye konuştu.

Prof. Dr. Akkoyunlu, düzgün bir uyku gerçekleşmediğinde, buna başlamadan önce salgılanan ve “mutluluk hormonu” diye bilinen melatoninin salgılanamadığını, bunun da kanser dahil birçok hastalığı tetiklediğini ifade etti.

Büyüme hormonunun sadece uykuda salgılandığına dikkati çeken Akkoyunlu, gelişimini tamamlamış birisi için bunun ciddi önemi olduğunu anlattı.

“CİLDİN GÜZELLEŞMESİ UYKUYA BAĞLI” 

Prof. Dr. Akkoyunlu, bu hormonun erişkinlerde vücudun yenilenmesini, yıpranmış veya eskimiş dokuların yıkılarak oraya yeni dokuların gelmesini sağladığına değinerek, şunları kaydetti:

“Bu sistemi bozduğunuzda erken yaşlanmalar, kırışıklıklar, saç ağarması gibi birçok duruma neden olur. Cildin güzelleşmesi bile uykuya bağlıdır. Öğlen ekstradan bir saat uyuduğunuzda, cildinizdeki nemin dahi dengelendiğini görürsünüz. Uyku sırasında leptin ghrelin hormonları aktif salgılanır. Bunlar gece boyunca bizi tok tutar. Bu hormonlar karaciğerde gün boyunca biriken gıdanın fazlalıklarını, kaloriyi kana vererek gece yemek yemenizi engeller ve çok daha yüksek miktarda kalori harcarsınız. Bunlar sizin kilonuzu dengeler. Uyku bozukluğu olanlarda en sık gördüğümüz şey, karaciğer yağlanmasıdır. Özetle kilonun düzenlenmesi, erken yaşlanmanın önlenmesi, karaciğer, beyin, kalp ve ruh sağlığı açısından uyku oldukça değerlidir.”

KAYNAK: AA

The post Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu’dan ‘uyku’ uyarısı: 8 saate dikkat! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/prof-dr-muhammed-emin-akkoyunludan-uyku-uyarisi-8-saate-dikkat.html/feed 0 42126
Belirti göstermeden ilerleyen hastalık: Fibromiyalji https://memur70.com/belirti-gostermeden-ilerleyen-hastalik-fibromiyalji.html https://memur70.com/belirti-gostermeden-ilerleyen-hastalik-fibromiyalji.html#respond Tue, 15 Mar 2022 10:00:07 +0000 https://memur70.com/?p=31553

“Vücut ağrılarım hiç geçmiyor, ne kadar uyusam da uykumu alamadığımı hissediyorum, kendimi sürekli yorgun hissediyorum, hafızam çok kötü, hiçbir ...

The post Belirti göstermeden ilerleyen hastalık: Fibromiyalji appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

“Vücut ağrılarım hiç geçmiyor, ne kadar uyusam da uykumu alamadığımı hissediyorum, kendimi sürekli yorgun hissediyorum, hafızam çok kötü, hiçbir şeyi aklımda tutamıyorum” gibi cümleleri sıklıkla kullanmanın fibromiyalji işareti olabileceğini ifade eden Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Zeynep İyigün, uyarılarda bulundu. Fibromiyaljinin vücutta yaygın ağrıya neden olan kronik bir durum olduğunun altını çizen Doç. Dr. Zeynep İyigün, “Fibromiyalji, sinir sisteminin ağrı sinyallerini işleme biçimindeki bir sorundan kaynaklanır. Tüm vücuda yayılmış ağrı hissinin yanı sıra ağrı, sırt, boyun gibi bölgelerde yoğunlaşabilir ve bu his yanma, batma tarzında da kendini gösterebilir” diye konuştu.

EN AZ 3 AY VÜCUDUN YARISINDAN FAZLASINDA AĞRI GÖRÜLÜR

Doç. Dr. Zeynep İyigün hastalığın çoğu zaman ‘görünmez’ olarak nitelendirilmesinin sebebini şu şekilde açıkladı: “Hastalığın vücuttaki yaygın semptomları pek çok sağlık probleminde de görülebileceği için tanısı konmadan önce birçok kan tetkiki ve görüntüleme yöntemine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tetkikler, olası diğer hastalıkların dışlanması için yapılır. Fibromiyalji tanısı, hastanın klinik bulguları ve muayenesi ile konmaktadır. Bu yüzden ağrının türü, yeri ve diğer semptomları doğru tarif etmek, tanı konulmasında yardımcı olabilmektedir.”

HAFIZA SORUNLARI DA FİBROMİYALJİ HABERCİSİ OLABİLİR

Doç. Dr. Zeynep İyigün, fibromiyaljinin diğer sık görülen semptomlarını ise kronik yorgunluk, enerji düşüklüğü, uyku problemleri, depresyon ve anksiyete, hafıza ve konsantrasyon sorunları, kronik baş ağrısı, kas seğirme ve krampları, ellerde, ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, irritabl bağırsak sendromu ve huzursuz bacak sendromu olarak sıraladı. Sık görülen semptomlar arasında yer alan kronik yorgunluğun sıradan bir yorgunluk ile karıştırılmaması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. İyigün, fibromiyalji yorgunluğunun vücudun enerjisini tüketen, kendini kemik yorgunluğu şeklinde hissettiren bir özellikte olduğunu vurguladı. Doç. Dr. İyigün, “Bununla beraber saptanan uyku düzensizliği her zaman uykusuzluk değildir, buradaki esas problem hastanın uykusunun verimsiz olmasıdır. Hastalar uykudan dinlenmemiş olarak kalkmaktadırlar.  Hafıza problemleri ise genellikle yapılan işe odaklanamamak hatta bazen konuşulanları anlamamak şeklinde olabilmektedir. Literatürde bu durum ‘fibrofog- fibromiyalji sisi’ olarak tanımlanmaktadır” açıklamasında bulundu.

FİBROMİYALJİYE RAĞMEN HAYAT KALİTENİZİ YÜKSELTEBİLİRSİNİZ

Yaşam kalitesini önemli oranda etkileyen fibromiyaljinin tamamıyla tedavi edilmesi mümkün olmasa da hastaların bazı tedbirlerle hayat kalitelerini yükseltebileceklerini belirten Doç. Dr. Zeynep İyigün, şu tavsiyelerde bulundu:

  • “Fibromiyalji semptomlarının düzelmesinde en etkili yöntem egzersiz tedavileridir.

  • “Özellikle aerobik dediğimiz kalp hızını belli bir seviyeye çıkaran egzersizlerin düzenli olarak yapılması

  • “Doktorunuzun gerek gördüğü ilaç tedavilerinin düzenli kullanılması,

  • “Ağrıyı azaltabilecek masaj, fizik tedavi gibi uygulamaların kullanılması

  • “Uykunun düzenlenmesi

  • “Beslenmenin düzenlenmesi

  • Fibromiyaljiye eşlik eden diğer hastalıklarınızın da tedavilerinin yapılması gerektiğini unutmayın.”

KAYNAK: İHA

The post Belirti göstermeden ilerleyen hastalık: Fibromiyalji appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/belirti-gostermeden-ilerleyen-hastalik-fibromiyalji.html/feed 0 31553
Kaç saat değil hangi saat aralığında uyuduğunuz önemli https://memur70.com/kac-saat-degil-hangi-saat-araliginda-uyudugunuz-onemli.html https://memur70.com/kac-saat-degil-hangi-saat-araliginda-uyudugunuz-onemli.html#respond Tue, 13 Jul 2021 12:00:13 +0000 https://memur70.com/?p=16777

Bağışıklık sistemi için hangi saatlerde uyku tertibinin oluşturulması gerektiğine dair bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Asiye Nurten, “Kaç ...

The post Kaç saat değil hangi saat aralığında uyuduğunuz önemli appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Bağışıklık sistemi için hangi saatlerde uyku tertibinin oluşturulması gerektiğine dair bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Asiye Nurten, “Kaç saat uyuduğunuzdan daha çok hangi saatler ortasında uyuduğunuz daha da kıymetli. Gece yerine gündüz uyuduğunuz 7-8 saatin çok yarar sağladığını söyleyemeyiz” dedi.

Uzmanlar bilhassa bağışıklık sistemi için her gün 7-8 saat uyunması gerektiğinin yanı sıra bu uykunun hangi saat aralığında olması gerektiğine dair de ihtarlarda bulunuyor. Yalnızca belirli bir saat aralığındaki uykudan bağışıklık sistemi için azamî randıman alınabildiği ise bilimsel bilgilerle kanıtlanmış durumda. Bu manada gece saat 23.00’dan sonraki 7-8 saatlik uykunun metabolizma için en güzel saat dilimi olduğunu vurgulayan İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yrd. Fizyoloji Ana Bilim Kısmı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Asiye Nurten düzgün bir bağışık sistemi için tertipli uykunun koşul olduğunu vurguladı.

“Uyku sırasında bağışıklık sistemi de kendini düzenliyor, yeniliyor ve daha fazla hücre üretiyor. Gün içerisinde aldığımız mikroplara, yabancı hususlara karşı savunma sistemimiz güçleniyor. Sistemsiz bir uyku olduğunda da bağışıklık sistemimiz zayıflıyor ve hastalıklara açık bir hale geliyoruz” diyerek hususun kıymetine değinen Prof. Dr. Asiye Nurten açıklamalarına şu formda devam etti;

“Toplamda 8 saat değil kesintisiz 8 saat uyku olmalı”

“Uyku, bağışıklık sistemini düzenlediği üzere bağışıklık sistemi de uykunun düzenlenmesinde rol oynuyor. Yeterli bir bağışıklık sistemine sahip olabilmek için nizamlı bir uykuya sahip olmamız gerekiyor. Sistemli bir uykudan kastımız ise her gün tıpkı saatte yatıp tıpkı saatte kalkmak. Gündüz 12.00’da yatıp akşam 20.00’da kalkmak olmaz. Uyku yalnızca bağışıklık sistemi ile değil endokrin sistemli hormonlarımızla da alaka halinde. Bedenimiz gece uykuda olmalı ki başka hormonlar da, endokrin sistemimiz de buna uyumlu olarak çalışsın. Gece 23.00 en ülkü uyku saatidir. Bu saatten sonra uyuduğumuz 7-8 saatlik mühlet zarfında hem büyüme hormonlarımızın hem de başka hormonlarımızın salgılanması için uyku, metabolizmamıza yardımcı oluyor. Yeniden tıpkı formda her gün birebir saatte yatıp tıpkı saatlerde kalkarak günlük bir uyku rutini oluşturmalıyız. Ayrıyeten uykuyu gün içerisine bölmememiz gerekiyor. 2 saat artık uyuyayım 2 saat de şurada uyuyayım 24 saat içerisinde 8 saati tamamlarım demekle de olmaz. Beşerler bu 8 saati kesintisiz olarak uyumalı ki bağışıklık sistemimiz, hafızamız ve öbür endokrin sistemlerdeki düzenlemeler gerçekleşsin. Bireyden şahsa 8 saat mi yoksa 6 saat mi olduğu değişir. Ancak daha azı yahut fazlası bağışıklık sistemimiz için ve bedenimizin öbür fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için yeterli değil” dedi.

Uyku düzensizliği nelere sebep oluyor

Uyku düzensizliği ile birlikte sağlığımızda oluşan olumsuz durumların yanı sıra gerilim hormonlarının da devreye girdiğini hatırlatan Prof. Dr. Nurten, “Uyku sistemi ile melatonin ve gerilim hormonlarının salgılanması da değişiyor. Uyku çok hassas ve nazik bir şey aslında. Gençler çok kolay uyuduklarından ötürü o denli algılamıyor olabilirler lakin uyku sistemi bozulduğunda bunu daha çok anlayacaklardır. Vardiyalı çalışanlarda ve nöbet tutanlarda gerilim hormonları, bedenin kendini yenilemesi, hafıza bozuklukları, kalp damar hastalıkları, bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklar, otoimmün dediğimiz hastalıklar, nörodejeneratif hastalıklar (beynin fonksiyonlarını bozan hastalıklar) daha fazla gözüküyor” diyerek muhtemel tehlikelerden bahsetti.

Uyku öncesi hazırlık gerekiyor

Sistemli uyku saatlerine uymakta zorluk yaşayanlar için de tekliflerde bulunan Nurten, “Beynimizin uykuya yahut uyanıklığa geçmek için bir istikrarı var. O istikrar değişmeli ki uykuya yahut uyanıklığa geçebilsin. Beyin uykuya geçmek için baskı altına girmeli. Gün ışığı, bilgisayar, telefon ve televizyon üzere uyaranları azaltmak, günlük kıyafetler çıkartıp gecelikler giymek uykuya geçmeden evvel bir hazırlıktır” dedi.

Tertipli uyuyanları aşı daha çok koruyor

Çocukluktan itibaren bireyleri birçok hastalıktan korumak emeliyle yapılan aşı çalışmalarında da tertipli uykunun değerli bir yere sahip olduğunun altını çizen Nurten kelamlarını şu halde son verdi;

“İnsanlar ve hayvanlarda yapılan Hepatit B aşı çalışmalarında, sistemsiz uyuyanlar ve nizamlı uyuyanlara yapılan aşının bedene verdiği reaksiyon ortasında fark olduğu ortaya konulmuştur. Aşı olup âlâ bir uyku uyursanız aşının çok daha uzun ve güçlü bir koruyuculuğu oluyor. Sistemsiz bir uykunuz var ise maalesef aşının koruyuculuğu çok daha kısa oluyor. 4 saatten az ve sistemsiz uyutulduğu vakit şahısların bağışıklık cevabı çok daha kısa sürüyor. Böylece koruyuculuk çok daha evvelce bitiyor ve bedenimiz çok daha az antikor üretiyor.”

The post Kaç saat değil hangi saat aralığında uyuduğunuz önemli appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/kac-saat-degil-hangi-saat-araliginda-uyudugunuz-onemli.html/feed 0 16777
Uyku apnesi hiç masum değil https://memur70.com/uyku-apnesi-hic-masum-degil.html https://memur70.com/uyku-apnesi-hic-masum-degil.html#respond Sat, 13 Mar 2021 11:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=8081

Uykuda teneffüs durması olarak tanım edilen uyku apnesi, toplumun büyük kısmını tehdit ediyor. Uyku apnesi, şişman bireylerde daha sık görülürken ...

The post Uyku apnesi hiç masum değil appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Uykuda teneffüs durması olarak tanım edilen uyku apnesi, toplumun büyük kısmını tehdit ediyor. Uyku apnesi, şişman bireylerde daha sık görülürken, boyun kalınlığının erkeklerde 43, bayanlarda 38 cm’nin üstünde olması da uyku apnesine yer hazırlıyor. Uykuda ani mevt ve kalp krizi dışında, gündüz çok uyku hali nedeniyle iş ve trafik kazalarına da neden olabilen uyku apnesinden kurtulmanın yolu ise kilo vermekten, cerrahi ya da teneffüs aygıtı tedavisinden geçiyor.

Üst teneffüs yollarında darlık nedeniyle meydana gelen bir hastalık olan ve uyku sırasında teneffüsün 10 saniyeden fazla durması olarak tanımlanan uyku apnesi, beden kitle indeksi 30’un üzerinde olan şahısları daha çok tehdit ediyor.

Toplumda görülme sıklığının yüzde 5 civarında olduğunu tabir eden Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, “Pandemi periyodunda yasakların tesiri ile insanların hareketleri ister istemez azaldı. Tüm günü konutta geçirmek zorunda kalan şahısların yeme alışkanlıklarında da önemli değişiklikler oldu. Bu değişiklikler kilo alımını da beraberinde getirdi. Uyku apnesinin en çok kilolu şahıslarda görüldüğü için, uyku apnesinin görülme sıklığı da arttı” dedi.

Obezite dışında boyun kalınlığının erkekte 43 santim bayanda 38 santimin üstünde olmasının, burun, boğaz ve çenede üst teneffüs yollarında darlığa neden olabilecek anatomik bozuklukların uyku apnesini tetiklediğini tabir eden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, “Tiroid hastalıkları, alkol kullanımı, kimi uyku yapan tesiri olan ilaçlar, ileri yaş, bayanlarda menopoz devri uyku apnesi için risk faktörleri ortasındadır. Uyku apne sendromunun en sık belirtileri her gece gürültülü horlama, şahitli apne, gündüz çok uyku hali, sabahları yorgun uyanma ve baş ağrısı, gece sık tuvalete çıkma olarak sayılabilir. Şahitli apne kişinin yanında uyuyan yatak eşinin hasta uyurken nefesinin bir müddet durduğunu tanım etmesi durumudur” diye konuştu.

Tedavi edilmezse sonuçları yıkıcı olabilir

Gece boyunca gerçekleşen apneler sırasında düşen oksijen saturasyonu nedeniyle başka hastalıklara da yer hazırlanmış olacağını lisana getiren Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, “Uyku apnesi olan bireylerde kalp krizi, uykuda ani mevt, felç, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, depresyon üzere hastalıkların görülme sıklığının artmış olduğu izlenmektedir. Bunun dışında gece boyunca apneler nedeniyle sık uyku bölünmeleri olan hasta derin ve dinlendirici uykuya geçemez ve gündüz çok uyku hali nedeniyle konsantrasyon kaybı, sonluluk, unutkanlık, okul başarısızlığı, iş yerinde performans düşüklüğü sık gözlenirken, iş kazası ve trafik kazası görülme riskleri de artar” halinde konuştu.

Uyku laboratuvarında teşhis konuluyor

Uyku apnesinde teşhisin, hastane bünyesindeki uyku laboratuvarında gece boyunca uyku kaydının alınması aslına dayanan polisomnografi denilen sistemle koyulduğunu belirten Uzm. Dr. Işık, “Alınan kayıtlarda hastanın saat başına düşen uyku apne sayısı bulunarak hastalığın şiddeti belirlenir. Şayet uyku apnesi sayısı saatte 5-15 ortası ise hafif, 15-30 ortası ise orta, 30’un üstünde ise ağır uyku apnesi olarak tanımlanır. Uyku apnesi tanısı alan hastalara öncelikle kilo vermeleri önerilmektedir. Hafif ve orta uyku apnesi olan hastaların kesinlikle kulak burun boğaz muayenesinden geçip cerrahi olarak hastalığın düzeltilebilme talihinin olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ağır uyku apnesi olan hastalara CPAP tedavisi dediğimiz teneffüs aygıtı tedavisi tek tedavi seçeneğidir” dedi.

The post Uyku apnesi hiç masum değil appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/uyku-apnesi-hic-masum-degil.html/feed 0 8081
Uyku apnesi ve horlamadan kurtulmak mümkün https://memur70.com/uyku-apnesi-ve-horlamadan-kurtulmak-mumkun.html https://memur70.com/uyku-apnesi-ve-horlamadan-kurtulmak-mumkun.html#respond Tue, 02 Mar 2021 16:00:06 +0000 https://memur70.com/?p=7311

KBB Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe, uyku apnesi ve horlamadan kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi. “Gece ...

The post Uyku apnesi ve horlamadan kurtulmak mümkün appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

KBB Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe, uyku apnesi ve horlamadan kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.

“Gece uykunuzda nefesiniz kesiliyor, bununla birlikte gündüz gün içinde kendinizi uykulu ve halsiz hissediyorsanız, sizde ‘uyku apnesi’ olabilirsiniz” diyen Büyük Anadolu Hastaneleri KBB Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe, “Uykuda nefes kesilmesi demek, o süre için vücudun oksijensiz kalması ve buna bağlı olarak birçok anormal reaksiyonların gelişmesi demektir. Bu da zaman içinde yüksek tansiyona, kalp spazmına ve ciddi akciğer hastalıklarına neden olabilmektedir. Uyku apnesinin en sık sorunların biri sabahları kalktığında yorgun hissetme bazen hastalarımız bize şöyle diyor: ‘Kendimi sabah kalktığımda üstümden kamyon geçmiş gibi hissediyorum. Bazen uykuda nefesim duruyor gibi oluyor. Çoğu zaman nefesim kesilmiş gibi bir anda uyanıp yatağımda oturur vaziyete geliyorum.’ Tedavisini ettiğimiz hastalarda uyku apnesi ve horlama şikayetleri vardı. Bu şikâyetlere bağlı olarak büyük sorunlar yaşıyorlar. Hastalarımız bize başvurduklarında yapılacak olan süreci anlatıyoruz. Kemik eğriliği, burun etlerinde büyüklük, damakta sarkma gibi sorunlar uyku apnesine sebep olabilmektedir. Cerrahi olarak operasyonumuzu gerçekleştirerek hastalarımızın sağlığına kavuşmasını sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Aile içi sorunlara sebep oluyor”

Uyku apnesi ve horlamanın aile içi sorunlara yol açtığına dikkat çeken Opr. Dr. Davut Tepe, “Özellikle horlama eşler arasında da büyük sorun. Çünkü geceleri yüksek sesten dolayı eşler de uyku sorunu çekiyorlar. Uykusuzluk hali ise gün içindeki stres ortamını tetikleyebilir. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu sıkıntıları çekmenize gerek yok. Gündüz değil, geceleri uyuyabilirsiniz. Bu sağlık sorununu yaşayanlar mutlaka bir uzman doktora başvursunlar. Unutmasınlar ki uyku apnesi ve horlamanın tedavisi var” diye konuştu.

The post Uyku apnesi ve horlamadan kurtulmak mümkün appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/uyku-apnesi-ve-horlamadan-kurtulmak-mumkun.html/feed 0 7311
Uyku apnesi nedir, nasıl tedavi edilir? (Uyku apnesinin belirtileri ve nedenleri nelerdir?) https://memur70.com/uyku-apnesi-nedir-nasil-tedavi-edilir-uyku-apnesinin-belirtileri-ve-nedenleri-nelerdir.html https://memur70.com/uyku-apnesi-nedir-nasil-tedavi-edilir-uyku-apnesinin-belirtileri-ve-nedenleri-nelerdir.html#respond Sun, 18 Oct 2020 08:31:20 +0000 https://memur70.com/?p=985

Uykuda nefesin 10 saniyeden daha uzun süre kesilmesi “apne” olarak adlandırılıyor. Uykuda nefesin kısmi kesilmesi ise horlama olarak ortaya çıkıyor. “Uyku apnesi” ve buna bağlı görülen “gündüz aşırı uykululuğu’ hayati sorunlara neden olabiliyor. Obstrüktif (tıkayıcı) Uyku Apne Sendromu gece boyunca defalarca tekrarlayabilir.UYKU APNESİNİN NEDENLERİ VE BELİRTİLERİ NELERDİR?Uyku apnesinin 3 temel bulgusu  horlama, hastanın eşi tarafından teyit edilen apne ve gündüz aşırı uyku halidir. Onun dışında nefes darlığı, 

The post Uyku apnesi nedir, nasıl tedavi edilir? (Uyku apnesinin belirtileri ve nedenleri nelerdir?) appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Uykuda nefesin 10 saniyeden daha uzun süre kesilmesi “apne” olarak adlandırılıyor. Uykuda nefesin kısmi kesilmesi ise horlama olarak ortaya çıkıyor. “Uyku apnesi” ve buna bağlı görülen “gündüz aşırı uykululuğu’ hayati sorunlara neden olabiliyor. 

Obstrüktif (tıkayıcı) Uyku Apne Sendromu gece boyunca defalarca tekrarlayabilir.

UYKU APNESİNİN NEDENLERİ VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Uyku apnesinin 3 temel bulgusu  horlama, hastanın eşi tarafından teyit edilen apne ve gündüz aşırı uyku halidir. Onun dışında nefes darlığı, 

sık sık iç çekme, el kol hareketleriyle çırpınarak uyanmaya çalışma, 
sık ve uzun süreli solunum durmaları uyku apnesinin belirtileri arasındadır. 

Uyku apnesinin oluşmasına sebep oluşturacak genel faktörler ise şunlardır:

Fazla kilolu olmak,

Büyük bademciklere ve geniz etine sahip olmak

Üst solunum yolundaki darlıklar

UYKU APNESİ TİPLERİ NELERDİR?

Uyku apnesi rahatsızlığının 3 adet tipi vardır. Bu tipler şunlardır:

Obstrüktif (Tıkayıcı) Uyku Apnesi: Üst solunum yollarında tıkanıklığa yol açan faktörler nedeniyle ortaya çıkan tiptir. En yaygın olarak bu form görülür.

Santral Uyku Apnesi: Beyin solunumu kontrol eden kaslara uygun sinyaller göndermediğinde ortaya çıkan formdur.

Mikst Uyku Apnesi: Mikst uyku apnesi sendromu, kişide hem obstrüktif hem de santral uyku apnesi birlikte görülür.

UYKU APNESİ RİSKİNİZ VAR MI?

Boynun kısa ve kalın oluşu ve boyun çevresinin erkeklerde 43 cm, kadınlarda 40 cm üzerinde ölçülmesi.

Obeziteye bağlı olarak bel çevresinin erkeklerde 94 cm’den, kadınlarda 80 cm’den fazla olması. Uyku apnesi riski, boy kilo endeksi>29 olanlarda 8-12 kat artar.

UYKU APNESİ TANISI NASIL KONULUR?

Polisomnografi işlemiyle uyku laboratuvarlarının özel olarak hazırlanmış odalarında teknisyen gözleminde uyuyan hastaların uykuları esnasında kalp, beyin, solunum, kan-oksijen düzeyleri, göğüs ve ayak hareketleri gibi birçok verisi aynı anda kaydedilir. Verilerin değerlendirmesi sonrası hastaya uyku apnesi tanısı konulur. 

UYKU APNESİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Uyku apnesi tedavisinde, hastalığın şiddetinden bağımsız olarak hemen her hastaya önerilen temel yaklaşım; kilo verdirmek, alkol, sigara ve sedatif ilaç kullanımının kısıtlanması, reflüyü önleyici tedbirler ve uyku pozisyonunun ayarlanmasıdır. 

Bunun dışındaeEğer üst solunum yollarında belirgin anatomik darlıklar varsa hastanın Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından cerrahi girişim yönünden değerlendirilmesi gerekir.

Uyku apnesinin özgün tedavisi, hava yolunu devamlı açık tutacak şekilde basınçlı hava veren cihazların kullanımıyla sağlanmaktadır. PAP (pozitif havayolu basıncı) cihazları üst hava yollarının uyku sırasında açık kalmasını sağlayarak uyku apnesini önlemektedir.

UYKU APNESİ NASIL ANLAŞILIR, TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

The post Uyku apnesi nedir, nasıl tedavi edilir? (Uyku apnesinin belirtileri ve nedenleri nelerdir?) appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/uyku-apnesi-nedir-nasil-tedavi-edilir-uyku-apnesinin-belirtileri-ve-nedenleri-nelerdir.html/feed 0 985
Ders arası uyku başarıyı arttırıyor https://memur70.com/ders-arasi-uyku-basariyi-arttiriyor.html https://memur70.com/ders-arasi-uyku-basariyi-arttiriyor.html#respond Sat, 17 Oct 2020 07:52:16 +0000 https://memur70.com/2020/10/17/ders-arasi-uyku-basariyi-arttiriyor/

OKULLARIN açılması ile birlikte öğrenciler yoğun bir tempoya girerken uzmanlar uykunun önemine dikkat çekti. Türk Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, ders çalışırken verilen arada uyuyup uyanan öğrencilerin daha kolay öğrendiğini söyledi. 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre kötü uyuyanlar da Alzheimer’e yakalanma riskinin arttığına dikkat çekti. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Nöroloji Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Derya Uludüz de ilkokul öğrencilerinin 10, ortaokul öğrencilerinin 9, lise öğrencilerinin 8 saat uyumaları gerektiğini vurguladı.

The post Ders arası uyku başarıyı arttırıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

“SAĞLIKLI UYUYAN İNSANLARDA ÖĞRENME KALICI OLUYOR” 

Türk Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, sağlıklı uyuyan çocuk ve yetişkinlerde öğrenmenin daha kalıcı olduğunu belirtti ve şunları söyledi: “Sağlıklı uyuyan ve REM (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketleri) uykusunu yeterince uyuyan insanlarda öğrenme kalıcı, bellek güçlü oluyor. Öğrendiği bilgiyi ihtiyacı olduğunda kullanabiliyor. Aksi takdirde bilgi uçuşabiliyor. Belki o an için bilgi kısa bir süre bellekte kalıyor ama teflon tava gibi bir süre sonra kaybolup gidiyor.”

“KÖTÜ UYUYANLAR YA DA UYKUSUZ KALANLARDA ALZHEIMER RİSKİ VAR”

2017 yılında Belçika’da yapılan ve Brain isimli tıp dergisinde de yayınlanan bir çalışmanın sonuçlarını paylaşan Prof. Dr. Yılmaz, “Bu çalışmada insanları iki gruba ayırdılar ve görevler verdiler. Çalışmaya katılanların beyin omurilik sıvılarından örnekler alınarak, bazı proteinlere bakıldı. Tau Protein ve Beta-Amiloid denilen ve Alzheimer’e yatkınlığı arttıran proteinler iyi uyuyanlarda düşük çıktı. Kötü uyuyan ya da uyumayanlar da ise bu iki protein yüksek çıktı. Böylelikle uyku bozukluğunun sadece öğrenmede değil bellek ile ilgili mekanizmaları bozduğunu ve Alzheimer ile bunamaya yatkınlığı arttırdığını çok daha net söyleyebiliyoruz” dedi.

“DERS ÇALIŞIRKEN UYUYUP UYANMAK ÖĞRENMEYİ ARTTIRIYOR”

Sınavlara hazırlanan öğrenciler için de başarıyı arttıracak önerilerde bulunan Prof. Dr. Yılmaz, “Öğrencilerin ders arasında cep telefonuyla ilgilenmek, televizyona bakmak, internete girmek yerine uyuyup uyanıp, çalışmaya devam ederlerse daha çabuk öğrendiğini, daha az tekrar ile daha kalıcı bilgi edindiklerini biliyoruz. Bu bilginin edinmesinde beyindeki hipokampüs denilen bölgenin, REM uykusu döneminde sinaptogenez ile bilginin oluşumunu hızlandırdığını, karmaşık bilgileri çekmecelediğini düşünüyoruz” dedi.

Ders arası uyku başarıyı arttırıyor

“İLKOKUL ÖĞRENCİLERİ 10, ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİ 9 SAAT UYUMALI”

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Derya Uludüz de iyi uyumanın öğrenme gücünü arttırdığını vurgulayarak, şunları söyledi: 

“İlkokul çağı çocuklarının yaklaşık 10-10,5 saat uykuya ihtiyacı var. Ortaokul çağı çocuklarının ise 9 saat uyuması gerekiyor. İlkokul çağındaki çocuk sabah 07.00’de uyanıyorsa akşam 21.00 civarında yatmalı. Ortaokul çağı çocuklarının 22.00 gibi yatması gerekiyor. Çünkü saat 23.00’den sonra melatonin dediğimiz bir hormon salınıyor. Melatonin hormonu, çocukların gelişmesindeki en önemli hormon. Büyümede, hücre yenilenmesinde de en önemli hormon olan melatonin mutluluğu sağlıyor, kemik gelişimini sağlıyor. Uyku bu nedenle çocuk sağlığında çok çok önemli. Öğrenmede inanılmaz yeri var. Uyuduğunuz zaman beyniniz sinir hücreleri arasındaki iletişimi daha çok arttırıyor.”

“UYKUNUN 2 EVRESİ VAR”

Uykunun 2 evresi olduğunu belirten Prof. Dr. Uludüz, “Uykumuz derin evre ve rüya evresi olarak ikiye ayrılıyor. Rüya görmeye başladığımızda yüzeyel evreden derin evreye giriyoruz. Derin evre gün boyu öğrendiğimiz bütün olayları hafızaya almamızı sağlıyor. Rüya evresi ise hafızaya aldığınız o olayları temizlemenizi ve ayıklamanızı, önemli olanları kalıcı hafızaya almanızı sağlıyor” dedi.

“YATMADAN 1 SAAT ÖNCESİNE KADAR ÇALIŞILAN DERS ÖĞRENMEYİ ARTIYOR”

Düzenli uykunun hafıza açısından çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Uludüz, “Bu nedenle düzenli, kaliteli bir uyku öğrenme açısından çocuklarda çok önemli. Çocuklar ders çalıştıktan sonra en geç 1 saat içinde uyurlarsa öğrenmeleri çok ciddi artıyor” dedi.

PIRASALI PEYNİRLİ MİNİ BÖREKLER | MUCİZE LEZZETLER

The post Ders arası uyku başarıyı arttırıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/ders-arasi-uyku-basariyi-arttiriyor.html/feed 0 42 Ders arası uyku başarıyı arttırıyor
Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor https://memur70.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor.html https://memur70.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor.html#respond Sat, 17 Oct 2020 07:51:49 +0000 https://memur70.com/2020/10/17/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor/

TÜRK Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, ülkelere göre uyku alışkanlıklarını açıkladı. Türk insanının yüzde 50'sinin yan yattığını, genellikle de sağ tarafa yatarak uyuduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, "En çok uyuyanlar İtalyanlar, İspanyollar ve Yunanlılar. Türkler ise ortalama 7 saat 30 dakika uyuyor" dedi.

The post Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

“İYİ UYUYANLARDA KİLO VERME KOLAYLAŞIYOR”

İyi uyku uyuyanlarda tokluk hormonunun (leptin) yükseldiğini, açlık hormonunun (ghrelin) düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, uykusuzlukta bu etkinin tam tersine döndüğünü kaydetti. Prof. Dr. Yılmaz, “İyi uyuyanlarda geceleyin mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin ve büyüme hormonu olan growth hormonu salgılanır. Bu çocuklarda gelişmeyi, büyümeyi, serpilmeyi, kas yapısının güçlenmesini sağlar. Geceleyin salgılanan hormonlardan leptin ve ghrelin denilen hormonlar bizim doyma merkezimizi etkiler. Örneğin gece uyanık kalanlar hep atıştırmak ister. Çünkü açlık hormonu olan ghrelin arttığında iştahımız açılıyor. Tokluk hormonu olan leptin arttığında ise doyma merkezi uyarılıyor. İyi uyuyan birinde leptin artar, ghrelin hormonunu azalır. Bu da kilo verme kolaylaşır” dedi.

Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor

“TÜRKLERİN YÜZDE 50’Sİ YAN VE SAĞ TARAFINA YATIYOR”

Türk insanının yüzde 50’sinin yan yattığını bunların çoğunluğunun da sağ tarafına yatarak uyuduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, “Dünya genelinde yetişkinlerde ortalama uyku süresi 7 saat ile 7 saat 45 dakika arasında değişiyor. Yani ortalama 45 dakika fark var. En çok uyuyanlar İspanyollar, İtalyanlar ve Yunanlılar. Bu çalışmalara siesta uykuları dahil mi bilmiyoruz. Türk halkının ortalama uyku süresi ise 7 saat 30 dakika” diye konuştu.

“UYKU APNESİ ERKEKLERDE YÜZDE 7, KADINLARDA YÜZDE 4

Türk insanında en çok görülen uyku bozukluklarına da değinen Prof. Dr. Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:

“Türk insanı içinde son yıllarda uyku apnesinin iyice arttığını görüyoruz. Çünkü ülkemizde hem yaşlanmaya hem de obeziteye bir eğilim var. Bu doğal olarak uyku apnesinin sıklığını arttırıyor. Erkeklerde yüzde 7, kadınlarda yüzde 4 sıklığında uyku apnesi ile karşı karşıyayız. Ancak en ilginç hasta grubu uykuda anormal hareket ve davranışlar gösteren parasomnia dediğimiz rahatsızlıklar. Uykuda konuşma, kalkma, yürüme, kabus, karabasan. Halkımızın bunlara kültürel isimlendirmesi ya da yaklaşımı biraz farklı.”

Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor

“UYUYANIN ÜSTÜNE KAR YAĞMASININ NEDENİ VÜCUT ISISININ DÜŞMESİ”

Uyku esnasında vücut ısısının düşmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, ‘Uyuyanın üstüne kar yağarmış’ atasözünün de bundan dolayı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, “Uyuduğumuzda uyku aslında çevre ile bedenimizin ilişkisini de yönetir. Uyuduğumuz vakit vücut ısımız düşer. Bu nedenle zaten halk arasında ‘Uyuyanın üstüne kar yağarmış’ derler. Yemek yediğimizde ise iki temel faktör devreye girer. Bir tanesi insülin salgılanmasıdır. İnsülin yediğimiz şeyleri hazmetmek için salgılanır. Bir diğeri ise hemen midenin etrafındaki damar sistemine kan gitmesidir ve midenin hareketlerini kontrol etmeye yarar. Buraya gidecek kan da bir yerden çalınır. O da genellikle beyinden çalınır. Beyinde kişiyi uyanık tutan sistemdeki kan azalırsa kişide bir uyanıklık hali, şekerleme hali, uykudan önceki mahmurluk hali ortaya çıkar” dedi.

The post Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor.html/feed 0 38 Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor