Türkiye’nin – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi Mon, 11 May 2026 05:00:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.5 https://memur70.com/wp-content/uploads/2020/11/cropped-favicon-32x32.png Türkiye’nin – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com 32 32 185966257 Enerjide ezber bozan dönem başlıyor! Tüm sistem kökten değişiyor! https://memur70.com/enerjide-ezber-bozan-donem-basliyor-tum-sistem-kokten-degisiyor.html https://memur70.com/enerjide-ezber-bozan-donem-basliyor-tum-sistem-kokten-degisiyor.html#respond Mon, 11 May 2026 05:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=95166

Türkiye, enerji politikasında köklü bir rota değişikliğine hazırlanıyor. Yalnızca sektör planı değil; teknolojiden ulaştırmaya, sanayiden dış politikaya kadar tüm sistemi değiştirecek yeni bir yol haritası olarak görülüyor.

The post Enerjide ezber bozan dönem başlıyor! Tüm sistem kökten değişiyor! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yeni enerji mimarisi, yalnızca enerji üretimini değil; Türkiye’nin yaşam biçimini, ulaşım sistemlerini, kullanılacak yakıt türlerini ve geleceğin ekonomisinin hangi altyapı üzerinde yükseleceğini de yeniden şekillendiriyor. Türkiye, enerji kullanımını tüm sektörlerde elektrik eksenine taşıyor.

Ulaştırma, sanayi, tarım, ısıtma ve şehirleşme dahil olmak üzere ekonominin tüm damarları elektriğe bağlanacak. Elektrik talebinin önümüzdeki 30 yılda yaklaşık üç kat artması bekleniyor. Bu artış sadece tüketim değil, üretim ve altyapı tarafında da büyük bir yeniden yapılanma anlamına geliyor. Ulaşım tarafında en kritik dönüşüm elektrikli araçlarda yaşanacak. Türkiye’de bugün yaklaşık 17 milyon otomobil bulunurken bunun 5 ila 5,5 milyonu dizel motorlu. 2035 yılına kadar 6 ila 8 milyon elektrikli araç hedefi, bu yapının kökten değişeceğini gösteriyor.

VERİ MERKEZİNDE VE ŞEHİRDE TÜKETİM ARTIYOR

Elektrik talebini büyüten bir diğer alan ise dijital ekonomi. Veri merkezleri, yapay zekâ altyapıları ve yaz aylarında yüzde 19–20’ye ulaşan soğutma ihtiyacı, yeni dönemin enerji baskısını artırıyor. Özellikle veri merkezlerinin tüketimi, bazı şehirlerin toplam elektrik ihtiyacına yaklaşan bir ölçeğe ulaşıyor. Bu tabloya paralel olarak yenilenebilir enerji kapasitesinde de güçlü bir genişleme hedefleniyor. Güneş ve rüzgârda mevcut 41–42 bin MW seviyesinin 120 bin MW hedefinin üzerine taşınması gündemde. Yıllık 14–15 bin MW kurulum kapasitesi, Türkiye’nin hızlanma potansiyelini ortaya koyuyor. Artan üretim kadar önemli bir diğer başlık ise şebeke altyapısı. HVDC iletim hatları, yeni trafo merkezleri, dijital şebeke sistemleri ve enerji depolama yatırımları, yeni mimarinin omurgasını oluşturuyor.

NÜKLEERDE İHRACAT HEDEFİ

Enerji sepetinde nükleer enerji de stratejik bir yere oturuyor. 2050 hedefi olarak 20 bin MW nükleer kurulu güç planlanırken, Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya projeleri devreye alınmak isteniyor. Küçük modüler reaktörler (SMR) ise yeni teknolojik sıçrama alanı olarak görülüyor. Türkiye’nin bu alanda yalnızca kullanıcı değil, üretici ve ihracatçı konuma gelmesi hedefleniyor.

DEPOLAMA VE TİCARET ÜSSÜ CEYHAN

Enerji ithalatı tarafında ise tablo dikkat çekici. Türkiye’nin yıllık enerji faturası 60 ila 100 milyar dolar arasında değişiyor. Enerjide dışa bağımlılık yaklaşık yüzde 70 seviyesinde. Yeni modelin temel amacı, bu bağımlılığı düşürerek enerji sistemini daha yerli ve daha dayanıklı hale getirmek. Bölgesel ölçekte ise Türkiye’nin enerji ticaretinde merkez ülke konumunu güçlendirme hedefi öne çıkıyor. Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı üzerinden mevcut akışın artırılması, Ceyhan’ın ise bir enerji ticaret ve depolama üssüne dönüşmesi planlanıyor. Farklı kaynaklardan gelen petrolün depolanıp yönlendirildiği bu yapının, bölgesel fiyatlama üzerinde de etkili olabileceği değerlendiriliyor.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK

The post Enerjide ezber bozan dönem başlıyor! Tüm sistem kökten değişiyor! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/enerjide-ezber-bozan-donem-basliyor-tum-sistem-kokten-degisiyor.html/feed 0 95166
ULAK Haberleşme, geçen yıl en çok patent başvurusu yapan şirket oldu https://memur70.com/ulak-haberlesme-gecen-yil-en-cok-patent-basvurusu-yapan-sirket-oldu.html https://memur70.com/ulak-haberlesme-gecen-yil-en-cok-patent-basvurusu-yapan-sirket-oldu.html#respond Mon, 27 Apr 2026 17:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=94631

Türkiye'nin yerli ve milli haberleşme teknolojileri geliştiricisi ULAK Haberleşme, 49 başvuruyla, Türkiye'de faaliyet gösteren firmaların 2025 yılı PCT (Patent İşbirliği Antlaşması) başvuruları sıralamasında zirvede yer aldı.

The post ULAK Haberleşme, geçen yıl en çok patent başvurusu yapan şirket oldu appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

PatentEffect tarafından yayımlanan “Türkiye’nin Patent Raporu 2025”ten edinilen bilgilere göre, ULAK Haberleşme, 6G alanındaki patent portföyünü istikrarlı biçimde büyütmeye devam ediyor.

Firma, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin 2025 yılı PCT başvuruları sıralamasında 49 başvuruyla ilk sıraya yerleşti.

Ulusal ve uluslararası ölçekte Türkiye’nin teknoloji üretim gücüne katkı sağlayan ULAK Haberleşme, 2025 yılı USPTO patent tescil şampiyonları sıralamasında ilk 20’de yer alarak uluslararası patent varlığını güçlendirdi.

Telekomünikasyon alanında yayımlanan tekil patent ve faydalı model başvurularında da 77 başvuruyla ilk 10 şirket arasına konumlanan ULAK Haberleşme, 2025 yılında üç farklı sıralamada yer alarak özellikle PCT alanındaki liderliğiyle patent ekosistemindeki konumunu pekiştirdi.

ULAK Haberleşme, 2030 sonrası iletişim teknolojilerinin temelini oluşturacak 6G alanındaki AR-GE çalışmalarını, uluslararası standart belirleme süreçleriyle bir arada sürdürüyor.

Küresel 6G standartlarının şekillendiği en kritik teknik platformlardan olan 3GPP toplantılarına düzenli olarak katılan şirket, bugüne kadar 267 patent başvurusuyla güçlü fikri mülkiyet portföyü oluşturdu.

Söz konusu portföy, alanında uzman Türk mühendisler ve akademisyenlerden oluşan çekirdek buluşçu kadro ile deneyimli fikri ve sınai mülkiyet ekiplerinin koordineli çalışmasının sonucu olarak öne çıkarken, yalnızca sayısal büyüklüğüyle değil, aynı zamanda teknolojik derinliği ve küresel rekabet gücüyle dikkati çekiyor.

Henüz şekillenme aşamasında olan 6G standartları sürecinde, güçlü patent portföyüne sahip olmak, Türkiye’nin bu alanda söz sahibi olmasının ve teknoloji ihraç eden ülkeler arasında konumlanmasının en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. ULAK Haberleşme, 6G alanındaki fikri haklar birikimini daha da güçlendirmek ve Türkiye’nin küresel rekabetteki yerini ileriye taşımak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

ULAK Haberleşme AŞ Genel Müdürü Sami Duman, yerli ve milli mühendislik gücüyle geliştirdikleri 6G teknolojilerini, güçlü bir fikri mülkiyet stratejisiyle küresel ölçekte değer üreten çıktılara dönüştürdüklerini belirterek, “Attığımız her adımda Türkiye’nin haberleşme teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltmayı ve ülkemizi bu alanda söz sahibi ülkelerden biri haline getirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

The post ULAK Haberleşme, geçen yıl en çok patent başvurusu yapan şirket oldu appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/ulak-haberlesme-gecen-yil-en-cok-patent-basvurusu-yapan-sirket-oldu.html/feed 0 94631
Şam Büyükelçisi Yılmaz: Türkiye’nin rolü artacak! https://memur70.com/sam-buyukelcisi-yilmaz-turkiyenin-rolu-artacak.html https://memur70.com/sam-buyukelcisi-yilmaz-turkiyenin-rolu-artacak.html#respond Sat, 18 Apr 2026 11:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=94246

Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, "Güvenli çıkışın en kısa, en ucuz, en istikrarlı yolu şu anda Türkiye üzerinden bu işin yürümesi." dedi.

The post Şam Büyükelçisi Yılmaz: Türkiye’nin rolü artacak! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

ABD/İsrail-İran Savaşı’nın Basra Körfezi’ndeki enerji akışına darbe vurmasıyla başlayan alternatif enerji nakil hattı tartışmalarını değerlendiren Yılmaz, Avrupa’ya gidiş yolunda da en önemli hattın kara yoluyla Türkiye, deniz yoluyla ise Hürmüz Boğazı-Babülmendep Boğazı-Süveyş Kanalı-Akdeniz hattı veyahut Hürmüz-Asya güzergahı olduğunu söyledi. Büyükelçi Yılmaz, “Bu savaşla birlikte özellikle Hürmüz Boğazı’nda sıkıntılar yaşanması, bu enerji akışını ya kuzeydeki Türkiye’nin kontrol ettiği karasal hatlara ya da Akdeniz’e doğrudan erişimi öne çıkartabilecek, Irak’tan Suriye’ye uzanan alternatif hatlara yöneltecek. Bu da hem Türkiye için hem Suriye için aslında önemli bir fırsat anlamına geliyor.” dedi. Enerji hatlarının milyarlarca dolarlık yatırım isteyen ve mutlak surette siyasi istikrara ihtiyaç duyan projeler olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

“O yüzden de Türkiye’de var olan enerji hatlarının şu anda çalışıyor olması, Türkiye’yi öncelikli aktör haline getiriyor. Güvenli çıkışın en kısa, en ucuz, en istikrarlı yolu şu anda Türkiye. Hürmüz Boğazı veya Süveyş üzerinden devam eden enerji dağılımının, artık Türkiye’ye daha fazla pay veren bir noktaya gelmesini sağlayabilir diye düşünebiliriz.”
Yılmaz, Basra Körfezi’ndeki sıkıntılardan ötürü ikinci alternatifin de Suriye-Irak hattı olduğunu ve yavaş yavaş buna uygun bazı şartların geliştiğini dile getirdi. Bu hat için Suriye’nin milyarca dolarlık yatırımların yapılabileceği siyasi istikrara ve güvenlik ortamına kavuşması gerektiğine işaret eden Yılmaz, bu açıdan “İsrail’in istikrarsızlaştırıcı hareketleri” ve “terör hareketlerinin” birtakım engeller arz ettiğini söyledi. Yılmaz, “Bunlar kontrol altına alındığında yani PKK, DEAŞ, ve İsrail negatif alanları kontrol altına alındığında, Suriye de önemli bir aktör haline gelebilir ama Suriye’nin bu noktaya gelmesi elbette vakit alacak. En azından belki 10 yıl alacak çünkü siyasi istikrarın oluşması ve akabinde yatırımların yapılması, konsorsiyumların kurulması gibi bir seyir gerekli. Türkiye (seçeneği), bu minvalde ciddi anlamda avantajlı görünüyor diyebiliriz.” diye konuştu.

MÜZAKERELER, TÜRKİYE AÇISINDAN SON DERECE OLUMLU
Suriye’deki ulusal entegrasyon süreci ve Ankara’nın beklentilerine ilişkin soru üzerine Yılmaz, Türkiye’nin bölgede güvenlik ihtiyaçlarının ve terörle mücadele konusunda birtakım beklentilerin bulunduğunu dile getirdi. Yılmaz, “Bu beklentilerin gerçekleşmesi, Türkiye’deki süreçle de ilgili. O yüzden Türkiye’den bağımsız düşünülemez çünkü PKK birkaç ülkede örgütlenmiş olan, birkaç ülkede faaliyet sürdüren bir örgüt. Suriye’deki ayağında da Türkiye’nin kendisi için ne beklediği, Suriye’nin ne yapabileceği, PKK ile nasıl bir düzlemde anlaşılabileceği gibi çeşitli optimum noktalar var.” değerlendirmesinde bulundu. Suriye’nin, “kendi iç uzlaşma sürecini yürütürken Türkiye kadar güçlü ve istikrarlı bir noktadan konuşmadığı”na işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

“Suriye’de gerçekleşen müzakereler, Türkiye açısından son derece olumlu ama oranın ulaştığı nokta, Türkiye’nin bütün ihtiyacını karşılayacak veya ortaya çıkan şey, Türkiye’nin istediği çerçeve mi olacak? Bunu söylemek biraz güç ama böyle olsa bile buna bir süreç olarak bakmak lazım. Suriye güçlendikçe, terör meselesi yönetilebilir hale geldikçe, terörden entegrasyona geçildiği sürece Türkiye’nin çıkarları da tedricen karşılanacaktır. ‘Türkiye’nin beklentileri de tedricen karşılanacaktır’ diye düşünüyorum.”

İKİ ÜLKE ARASINTAKİ TİCARET ZİRVEYİ GÖRECEK
Yılmaz, Türkiye-Suriye ticaretinin gelişimi ile gümrük, sınır geçişleri ve resmi belgelerin karşılıklı tanınması gibi çalışmaların vakit alan süreç olduğuna dikkati çekti.

“Çünkü 13 yıl boyunca Türkiye ile Suriye arasında bir gümrük yoktu.” diyen Yılmaz, şunları söyledi:

“O yüzden de daha farklı, defakto anlaşmalarla süreçler yürütülüyordu.

Şimdi yavaş yavaş bunlar resmileşmeye başlıyor. O yüzden de bazen git geller oluyor, bazen müzakereler oluyor. Sürekli değişiyor ama ‘Şu an itibarıyla fena gitmiyor’ diyebiliriz ama daha iyi olacağını düşünüyoruz.”
Yılmaz, özellikle belirli ürünler konusundaki anlaşmalar ile gümrük vergilerinin müzakere edilmesi gibi durumların iki ülkenin de çıkarına olacak şekilde yürütüldüğünü vurgulayarak, “Geçen hafta İstanbul’da yapılan JETCO toplantısında da zaten önümüzdeki dönemde bu sorunların çözüleceği mekanizmalar da masaya yatırıldı.” dedi. Sürecin olumlu seyrine dikkati çeken Yılmaz, “Ben şu anda sürecin iyi gittiğini ama önümüzdeki dönemde daha da iyiye gideceğini düşünüyorum. Özellikle yolların tamir edildiği, belli fiziksel sorunların halledildiği, ulaşım problemlerinin ortadan kalktığı bir dönemde iki ülke arasındaki ticaret herhalde zirveyi görecektir.” diye konuştu. KAYNAK: AA

The post Şam Büyükelçisi Yılmaz: Türkiye’nin rolü artacak! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/sam-buyukelcisi-yilmaz-turkiyenin-rolu-artacak.html/feed 0 94246
Bakan Şimşek Ne komşularımızdan ne de tedarik zincirlerinden kopabiliriz https://memur70.com/bakan-simsek-ne-komsularimizdan-ne-de-tedarik-zincirlerinden-kopabiliriz.html https://memur70.com/bakan-simsek-ne-komsularimizdan-ne-de-tedarik-zincirlerinden-kopabiliriz.html#respond Sat, 18 Apr 2026 09:00:09 +0000 https://memur70.com/?p=94240

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Ne komşularımızdan ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız" dedi.

The post Bakan Şimşek Ne komşularımızdan ne de tedarik zincirlerinden kopabiliriz appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Bakan Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında düzenlenen “Parçalanan Bir Dünyada Ekonomik Entegrasyonun Geleceği” başlıklı panelde konuştu.

Kriz öncesi küresel ekonomik modelin istikrarlı bir jeopolitik ortama dayandığını ancak artık bu durumun geçerliliğini yitirdiğini belirten Şimşek, risklerin kriz boyutuna ulaşmadan yönetilmesini sağlayacak bir çerçevenin tasarlanması gerektiğini söyledi.

Enerji bağımlılığının bu çerçevede ilk akla gelen başlıklardan biri olduğunu vurgulayan Şimşek, Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere maruziyetinin oldukça sınırlı kaldığını ifade etti.

Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde güçlü bir çeşitlendirme stratejisi izlediğini belirten Şimşek, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kapasitesine yapılan yatırımları ve Anadolu’ya uzanan geniş boru hattı ağını bu stratejinin temel bileşenleri olarak öne çıkardı.

BİZİM İÇİN FIRSATLAR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ

Şimşek, gelecek dönemde ilave ticaret koridorlarına ihtiyaç duyulacağını vurgulayarak Orta Koridor’un en verimli seçeneklerden biri olacağını düşündüklerini söyledi.

Türkiye’nin bu hafta Dünya Bankası ile toplam 8,1 milyar dolarlık kritik bir finansman anlaşması imzaladığını belirten Şimşek, söz konusu projenin Asya’yı İstanbul Boğazı üzerinden demir yoluyla Avrupa’ya bağlayacağını aktardı. Şimşek, ayrıca Basra Körfezi ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini Türkiye’nin altyapı ağına yeniden bağlamak amacıyla Irak ile görüşmelerin yürütüldüğü bilgisini verdi.

Şimşek, “Dolayısıyla olayların seyrine tabi olmak yerine, öngörülü ve iyi tasarlanmış bir yaklaşımla hareket etmek zorundayız. Bunun yollarından birisi de yeni koridorlara ve ilave tedarik zincirlerine yatırım yapmaktan geçiyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin son 20-25 yılda fiziksel altyapıya yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini aktaran Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Avrupa ve Batı ile bağlarımız güçlü, bununla birlikte dünyanın geri kalanıyla da aktif biçimde etkileşim kuruyoruz. Bu ikili konum, Türkiye’yi bölgesi için doğal bir risk azaltma ve üretimi çeşitlendirme platformu haline getiriyor. Dolayısıyla bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Evet, küresel ekonomi şu anda ciddi bir sorunla karşı karşıya ancak biz kısa vadenin ötesine bakıyoruz ve önümüzde çok sayıda fırsat olacağına inanıyoruz.”

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİNİ UMUYORUZ

Ticaretteki parçalanmaya verilecek yanıtın “izolasyon” olmaması gerektiğini vurgulayan Şimşek, bu tabloyu yönetmenin yollarından birinin “bölgesel entegrasyonu güçlendirmek” olduğunu belirterek yeni koridorlara yapılan yatırımların da yumuşak stratejik gücün bir bileşeni olduğunu aktardı.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile tam ekonomik entegrasyonunu derinleştirmeye devam etmek istediğinin altını çizen Şimşek, Avrupa’daki iç siyasi dinamiklerin bu süreci sınırladığını ifade etti.

Şimşek, Avrupa’daki iç siyasi kaygıların aşılması ve Türkiye-AB Gümrük Birliğinin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını da kapsayacak şekilde güncellenmesi yönünde beklentilerini dile getirdi.

Bu koşullar altında Avrupa ile mevcut ticaret hacminin 10-20 yıl içinde rahatlıkla iki katına çıkabileceğini ifade eden Şimşek, “AB tarafında ilerlemenin sınırlı kalması nedeniyle artık yakın coğrafyamıza da odaklanıyoruz. Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, AB kadar gelişmiş olmasa da hızla büyüyen pazarlar ve hepsi yakın komşularımız. Dost ülkelere ve yakın coğrafyaya üretim kaydırma (friendshoring ve nearshoring) açısından önümüzde ciddi bir alan var.” diye konuştu.

BÖLGELER ARASINDA TERCİH YAPMAK ZORUNDA DEĞİLİZ

Afrika’yı da önemli bir coğrafya olarak gördüklerini belirten Şimşek, kıtadaki devasa altyapı yatırımlarının ve hizmet ile mal tedarikini besleyen demografik yapının burada çok sayıda fırsat sunduğunu kaydetti.

Şimşek, “Kısa vadede önceliğimiz, Türkmenistan’ı doğal gaz koridorumuza bağlamak ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından olumsuz etkilenen güney komşularımızı kuzeye yönelen koridorları değerlendirmeye teşvik etmek olacak.” dedi.

Türkiye’nin AB ülkeleri dahil toplam 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip olduğuna dikkati çeken Şimşek, “Dolayısıyla bir tercih yapmak zorunda değiliz. Avrupa ve genel olarak Batı ile bağlarımızı korurken Doğu ve Afrika ile ilişkilerimizi de güçlendirmek istiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılığın süreceğini ve tam anlamıyla izolasyonun mümkün olmadığını vurgulayan Şimşek, “Ne komşularımızdan ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız. Başka seçeneğimiz yok, şoklarla karşılaştık ve bunlardan ders çıkarmak durumundayız.” ifadelerini kullandı.

MEVCUT ŞOK BOŞA HARCANMAMALI

Küresel şokların uzun vadeli dayanıklılık üzerindeki etkilerine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Şimşek, ekonomist Milton Friedman’ın krizlerin gerçek değişimi tetiklediğine dair sözünü hatırlatarak mevcut şokun boşa harcanmaması gerektiğini vurguladı.

Bu noktada enerji politikalarından örnek veren Şimşek, yeşil dönüşümün hızlandırılması gerektiğini, uzun vadede nükleer enerji yatırımlarının da bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini belirtti.

Şimşek, dijital dönüşümün de öncelikli alanlardan biri olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin fiber altyapı ve 5G+ teknolojilerine güçlü yatırımlar yaptığını kaydetti.

Reformların yanı sıra mali disiplinin önemine de dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti:

“Bugün dizel ve benzinde eşel mobil sistemi sayesinde ham petrol fiyatlarından kaynaklanan enflasyon şokunu hafifletebiliyorsak bunun nedeni geçen yıl bütçe açığımızı gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 3’ünün, borç/GSYH oranımızı ise yüzde 24’ün altında tutmuş olmamızdır. Yani mali alanımız var. Bunun yanında döviz rezervlerimizi de yeniden inşa ettik.”

KAYNAK: AA

The post Bakan Şimşek Ne komşularımızdan ne de tedarik zincirlerinden kopabiliriz appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/bakan-simsek-ne-komsularimizdan-ne-de-tedarik-zincirlerinden-kopabiliriz.html/feed 0 94240
Abdullah Güler: Türkiye, dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4. ülke https://memur70.com/abdullah-guler-turkiye-dunyanin-en-buyuk-derin-deniz-filosuna-sahip-4-ulke.html https://memur70.com/abdullah-guler-turkiye-dunyanin-en-buyuk-derin-deniz-filosuna-sahip-4-ulke.html#respond Sun, 12 Apr 2026 11:00:21 +0000 https://memur70.com/?p=93973

Türkiye’nin son yıllarda enerji alanında önemli bir kapasite artışı sağladığına dikkat çeken Abdullar Güler, Türkiye'nin kendi sismik araştırma ve sondaj gemilerinden oluşan dünyanın en büyük dördüncü filosuna sahip olduğunu belirtti.

The post Abdullah Güler: Türkiye, dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4. ülke appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

AK Parti Meclis Grup Başkanı Abdullah Güler, Başkent Kulisi programında Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Acet’in sorularını yanıtlıyor.

AK Parti Meclis Grup Başkanı Abdullah Güler’in açıklamalarından satır başları…

Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki varlığı, yalnızca diplomatik ilişkilerle sınırlı kalmıyor. Somali ile yürütülen çok boyutlu iş birlikleri; enerji, savunma, deniz güvenliği ve uzay çalışmaları gibi kritik alanlara yayılıyor. Yetkililer, bölgenin stratejik önemine dikkat çekerek Türkiye’nin bu coğrafyadaki varlığını daha da güçlendirmeyi hedeflediğini vurguluyor.

STRATEJİK KONUM: DENİZ TİCARETİNİN KİLİT NOKTASI

Somali’nin coğrafi konumu, uluslararası deniz taşımacılığı açısından büyük önem taşıyor. Ülke, Hint Okyanusu’ndan Kızıldeniz’e uzanan kritik geçiş hattında yer alıyor. Bu hat, özellikle Uzak Doğu ve Pasifik’ten gelen gemiler için önemli bir rota oluşturuyor. Gemi güvenliği ve küresel ticaretin sürekliliği açısından Somali kıyıları, uluslararası deniz seyrüseferinin en hassas bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor.

UZAY ÇALIŞMALARI İÇİN YENİ ÜS

Türkiye’nin uzay programı kapsamında Somali’de yeni bir adım atılıyor. Başkente yaklaşık 70-80 kilometre mesafede kurulması planlanan bir üs, roket ve füze fırlatma faaliyetleri için uygun bir merkez olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, söz konusu alanın coğrafi avantajları nedeniyle Türkiye’nin uzay çalışmalarında önemli bir rol üstlenebileceğini belirtiyor. Bu kapsamda çalışmaların sürdüğü ifade ediliyor.

ASKERİ İŞ BİRLİĞİ VE EĞİTİM FAALİYETLERİ

Türkiye’nin Somali’deki varlığı askeri alanda da dikkat çekiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde oluşturulan müşterek kuvvetler komutanlığı kapsamında Somali askerlerine eğitim veriliyor. Ayrıca Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri unsurlarının da bölgede çeşitli faaliyetler yürüttüğü belirtiliyor. Bu iş birliği, Somali’nin güvenlik kapasitesinin artırılmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.

ENERJİ ARAMALARI VE PAYLAŞIM MEKANİZMASI

Somali’de yürütülen petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri de gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Yetkililer, olası kaynak keşiflerinin uluslararası sözleşmeler çerçevesinde paylaşılacağını vurguluyor. Bu kapsamda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) ve ilgili bakanlığın koordinasyonunda yürütülen çalışmaların, ticari aşamaya geçildiğinde belirlenen anlaşmalar doğrultusunda paylaştırılacağı ifade ediliyor.

ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN KÜRESEL HAMLE

Türkiye’nin enerji ihtiyacının büyük ölçüde dışa bağımlı olduğuna dikkat çekilirken, bu alanda yeni stratejiler geliştirildiği belirtiliyor. Günlük yaklaşık 1,1 milyon metreküp doğal gaz ve 1,1–1,2 milyon varil petrol ihtiyacına karşılık, mevcut yerli üretimin bu talebin yaklaşık yüzde 15’ini karşıladığı ifade ediliyor. Bu nedenle Türkiye’nin yalnızca kendi topraklarında değil, farklı coğrafyalarda da enerji arama faaliyetlerini artırması gerektiği vurgulanıyor.

GÜÇLENEN ENERJİ FİLOSU VE YENİ KEŞİFLER

Türkiye’nin son yıllarda enerji alanında önemli bir kapasite artışı sağladığına dikkat çekiliyor. Ülkenin, kendi sismik araştırma ve sondaj gemilerinden oluşan dünyanın en büyük dördüncü filosuna sahip olduğu belirtiliyor. Bu filoda, sismik araştırmalar yapan Oruç Reis ile sondaj faaliyetleri yürüten Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han gibi gemiler yer alıyor.

Karadeniz’de keşfedilen Sakarya Gaz Sahası’nın da bu alandaki en önemli gelişmelerden biri olduğu ifade ediliyor. Mevcut altyapıyla yaklaşık 8 milyon haneye doğal gaz sağlanırken, 2028 yılına kadar bu kapasitenin 28 milyon haneye ulaşacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor.

Öte yandan, Türkiye’nin kara sahalarındaki üretimi de artış gösteriyor. Özellikle Gabar Dağı’nda günlük 80 bin varile ulaşan petrol üretiminin sürdüğü ve bu kapasitenin farklı sahalarla artırılmasının planlandığı belirtiliyor.

BÖLGESEL GELİŞMELER VE YENİ ARAYIŞLAR

Türkiye’nin enerji arama faaliyetlerinin yalnızca Somali ile sınırlı olmadığına da dikkat çekiliyor. Pakistan’da hem karada hem deniz yetki alanlarında yürütülen çalışmaların, bölgedeki jeopolitik gelişmeler nedeniyle zaman zaman aksadığı ifade ediliyor. Özellikle İran’daki çatışmaların, bölgesel projelerde gecikmelere yol açtığı belirtiliyor.

“KAYNAK ÇEŞİTLİLİĞİ ŞART”

Yetkililer, Türkiye’nin uzun vadeli enerji arz güvenliği için farklı coğrafyalarda arama ve yatırım faaliyetlerini çeşitlendirmesinin zorunlu olduğunun altını çiziyor. Yerli teknoloji, mühendislik kapasitesi ve enerji filosunun bu süreçte kritik rol oynadığı vurgulanırken, Somali gibi ülkelerle kurulan iş birliklerinin hem ekonomik hem de stratejik açıdan önemli katkılar sağlayacağı ifade ediliyor.

TBMM’DE ARA SEÇİM TARTIŞMASI: VEKİL SAYISINDAKİ AZALMA VE SİYASİ GÜNDEM

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) milletvekili sayısındaki azalma, ara seçim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Mevcut durumda 600 olan milletvekili sayısının, vefatlar ve yerel seçimler nedeniyle düşmesi üzerine, anayasal çerçevede ara seçim şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılıyor.

VEKİL SAYISI 8 KİŞİ AZALDI

Yetkililerin değerlendirmesine göre, TBMM’de farklı nedenlerle 8 milletvekilliği şu anda boş bulunuyor. Bu durum, temsil açısından dikkat çekmekle birlikte, anayasanın öngördüğü ara seçim koşullarının henüz oluşmadığına işaret ediliyor.

ANAYASA NE DİYOR?

Anayasa hükümlerine göre ara seçim yapılabilmesi için milletvekili sayısındaki azalmanın belirli bir eşiği aşması gerekiyor. Bu eşik, Meclis üye tam sayısının yüzde 5’i olarak ifade ediliyor. Mevcut durumda 600 milletvekili üzerinden hesaplandığında bu oran en az 30 milletvekiline karşılık geliyor.

Dolayısıyla ölüm, istifa, mahkûmiyet ya da başka nedenlerle milletvekilliğinin sona ermesi sonucu bu sayı 30’un üzerine çıkmadıkça, ara seçim zorunlu hale gelmiyor. Ancak bu sınır aşılırsa, Meclis kararıyla ara seçim süreci başlatılabiliyor.

SEÇİM ÇEVRESİ İSTİSNASI

Anayasa, yalnızca genel sayı üzerinden değil, seçim çevresi bazında da bir istisna öngörüyor. Buna göre, bir ilde tüm milletvekillerinin görevlerinin sona ermesi durumunda, o seçim çevresinde temsilin tamamen ortadan kalkması halinde ara seçim yapılabiliyor. Özellikle az sayıda milletvekili çıkaran iller için bu durum ayrı bir önem taşıyor.

İSTİFA SÜRECİ VE MECLİS ONAYI

Milletvekilliğinin düşmesi sürecinde istifalar da belirli bir prosedüre tabi tutuluyor. Bir milletvekilinin istifa dilekçesi doğrudan geçerli sayılmıyor. Öncelikle TBMM Başkanlık Divanı, istifanın serbest iradeyle yapılıp yapılmadığını inceliyor.

Bu incelemede; istifanın baskı, tehdit ya da yönlendirme sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendiriliyor. Uygun bulunması halinde istifa, Genel Kurul’un onayına sunuluyor. Genel Kurul’da yapılacak oylamada salt çoğunlukla kabul edilmesi durumunda milletvekilliği sona eriyor.

“SİYASİ GÜNDEM DEĞİŞTİRME” İDDİASI

Ara seçim tartışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde, bazı siyasi aktörlerin bu konuyu gündem değiştirme amacıyla öne çıkardığı yönünde görüşler de dile getiriliyor. Özellikle ana muhalefet partisinin, parti içi tartışmalar ve yerel yönetimlere ilişkin eleştiriler karşısında farklı bir gündem oluşturma arayışında olduğu iddia ediliyor.

YEREL YÖNETİMLERE YÖNELİK ELEŞTİRİLER

Açıklamalarda, bazı belediyelerde yaşandığı öne sürülen olaylar üzerinden kamuoyuna hesap verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu kapsamda yalnızca mali konuların değil, yerel yönetimlerdeki uygulamaların da şeffaf biçimde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Ayrıca bazı belediyelerde yaşanan ve yargıya intikal eden olaylara dikkat çekilerek, bu süreçlerin kamuoyu tarafından yakından takip edildiği belirtiliyor. İlgili dosyalar kapsamında soruşturmaların sürdüğü ve yargı sürecinin devam ettiği aktarılıyor.

SORUŞTURMALAR VE YARGI SÜRECİ

Öte yandan, yerel yönetimlere ilişkin bazı iddiaların yargı sürecine taşındığı ve soruşturmaların devam ettiği ifade ediliyor. Bu süreçte hem iddiaların hem de savunmaların yargı mercileri tarafından değerlendirileceği vurgulanıyor.

GÜNDEMDEKİ TARTIŞMA SÜRÜYOR

TBMM’de ara seçim gerekliliği konusundaki tartışmalar sürerken, anayasal sınırlar ve siyasi değerlendirmeler birlikte ele alınıyor. Mevcut tabloya göre ara seçim için gerekli sayısal koşullar henüz oluşmamış olsa da, hem Meclis içindeki gelişmeler hem de siyasi tartışmalar önümüzdeki süreçte bu konunun gündemde kalmaya devam edeceğini gösteriyor.

The post Abdullah Güler: Türkiye, dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4. ülke appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/abdullah-guler-turkiye-dunyanin-en-buyuk-derin-deniz-filosuna-sahip-4-ulke.html/feed 0 93973
Fitch, Türkiye’nin kredi görünümünü güncelledi https://memur70.com/fitch-turkiyenin-kredi-gorunumunu-guncelledi.html https://memur70.com/fitch-turkiyenin-kredi-gorunumunu-guncelledi.html#respond Sat, 11 Apr 2026 07:00:11 +0000 https://memur70.com/?p=93921

Fitch Ratings, Türkiye'nin kredi notunu "BB-" olarak teyit etti ve kredi notu görünümünü "pozitif"ten "durağan"a çevirdi.

The post Fitch, Türkiye’nin kredi görünümünü güncelledi appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu “BB-” olarak korurken, kredi notu görünümünü “pozitif”ten “durağan”a çevirdi.

Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesini açıkladı.

Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan açıklamada, Türkiye’nin uzun vadeli döviz cinsinden kredi notunun “BB-” olarak teyit edildiği, not görünümünün ise “pozitif”ten “durağan”a güncellendiği bildirildi.

Görünüm revizyonunun, İran savaşının başlamasından bu yana Türkiye’nin döviz rezervlerinde yaşanan belirgin düşüşten kaynaklandığı belirtildi.

DIŞ BORÇ ÖDEME VE ENFLASYON RİSKİ

Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Türk lirasını desteklemek amacıyla piyasaya 50 milyar doların üzerinde döviz sattığı belirtilirken, savaşın uzaması halinde dış borç ödemeleri ve enflasyon görünümünde daha fazla bozulma yaşanabileceği kaydedildi.

Açıklamada, Türkiye’nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığının bu riskleri artıran temel unsurlardan biri olduğu vurgulandı.

Fitch, Türkiye’nin kredi profilini destekleyen unsurlar arasında güçlü ve çeşitlendirilmiş ekonomik yapı, görece düşük kamu borcu, zorlu dönemlerde dahi dış finansmana erişim kapasitesi ve bankacılık sektörünün dayanıklılığını öne çıkardı.

Buna karşılık, kronikleşen yüksek enflasyon, para politikasına yönelik siyasi baskılar, tekrarlayan döviz krizi riskleri, rezervlerin dış borca kıyasla sınırlı kalması ve kurumsal zayıflıklar kredi notu üzerinde baskı oluşturan başlıca faktörler olarak sıralandı.

Öte yandan Fitch, değerlendirmesini olağan takvim dışında yayımlamasına da açıklık getirdi. Kuruluşa göre mevcut düzenlemeler, bir ülkenin kredi görünümünde ani ve önemli değişikliklerin yaşanması halinde planlı değerlendirme tarihinin beklenmeden güncellenmesine imkân tanıyor.

Fitch, Türkiye için bir sonraki planlı kredi notu gözden geçirme tarihinin 17 Temmuz 2026 olduğunu bildirdi.

KAYNAK: EKONOMİM

The post Fitch, Türkiye’nin kredi görünümünü güncelledi appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/fitch-turkiyenin-kredi-gorunumunu-guncelledi.html/feed 0 93921
Bakan Kacır: Türkiye’nin teknoparklarında inovasyon yapılıyor https://memur70.com/bakan-kacir-turkiyenin-teknoparklarinda-inovasyon-yapiliyor.html https://memur70.com/bakan-kacir-turkiyenin-teknoparklarinda-inovasyon-yapiliyor.html#respond Sun, 05 Apr 2026 16:00:13 +0000 https://memur70.com/?p=93659

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Bugün Türkiye'de 114 teknopark var ve 12 bin 800'den fazla girişim Türkiye'nin teknoparklarında araştırma, geliştirme ve inovasyon yapıyor." dedi.

The post Bakan Kacır: Türkiye’nin teknoparklarında inovasyon yapılıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’de 114 teknoparktaki 12 bin 800’den fazla girişimin araştırma, geliştirme ve inovasyon faaliyetlerinde bulunduğuna işaret ederek, “Türkiye’nin özel sektörü bugün inovasyon ekosisteminin lokomotifi haline geldi.” ifadesini kullandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Bakan Kacır, Teknopark İstanbul’da düzenlenen Girişimci Buluşması Programı’nda girişimcilerle bir araya geldi.

Kacır, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin sanayi ülkesi olmasının yanında teknoloji ülkesi olduğuna da dikkati çekerek, Türkiye’nin sadece ağzında gümüş kaşıkla doğanların değil hayal kuranların, araştıranların, geliştirenlerin, inovasyon yapanların ve icat çıkaranların başarı hikayeleri yazabildiği bir ülke haline geldiğini bildirdi.

Bu durumun teknoparklarla, AR-GE ve tasarım merkezleriyle mümkün olduğunu belirten Kacır, “Üniversitedeki bilginin teknoloji girişimciliğiyle buluşturulması sayesinde mümkün oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, Türkiye’de 23 yıl önce sadece 2 teknoparkın yer aldığına ve sadece 56 şirketin bu teknoparklarda AR-GE faaliyetlerinde bulunduğuna işaret ederek, “Bugün Türkiye’de 114 teknopark var ve 12 bin 800’den fazla girişim Türkiye’nin teknoparklarında araştırma, geliştirme ve inovasyon yapıyor.” ifadesini kullandı.

“YENİ FİKİRLER FABRİKALARI İNŞA ETTİK”

Araştırma altyapısında elde edilen başarının da altını çizen Kacır, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin özel sektörü bugün inovasyon ekosisteminin lokomotifi haline geldi. Araştırma altyapılarımızla, laboratuvarlarımızla adeta yeni fikirler fabrikaları inşa ettik. Sonuçlarını da her alanda görmeye başladık. Ne kadar büyük sorunlar olursa olsun, karanlık ne kadar baskın hale gelmiş olursa olsun biz inanıyoruz ki her zaman bir kolaylık vardır ve muhakkak bir aydınlık yakındır. Biz bu anlayışla bu inançla çalıştık tarih boyunca ve bugün de bundan sonra da bu inançla yolumuza devam edeceğiz.”

The post Bakan Kacır: Türkiye’nin teknoparklarında inovasyon yapılıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/bakan-kacir-turkiyenin-teknoparklarinda-inovasyon-yapiliyor.html/feed 0 93659
Türkiye’nin çelik kanatları hazır! Sürpriz gelişme: KAAN’ın teslimat tarihi öne çekildi! https://memur70.com/turkiyenin-celik-kanatlari-hazir-surpriz-gelisme-kaanin-teslimat-tarihi-one-cekildi.html https://memur70.com/turkiyenin-celik-kanatlari-hazir-surpriz-gelisme-kaanin-teslimat-tarihi-one-cekildi.html#respond Sun, 29 Mar 2026 08:00:12 +0000 https://memur70.com/?p=93340

Türkiye'nin 5. nesil savaş uçağı KAAN'ın ilk teslimat tarihi 2029'dan 2028'e çekildi. TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu, hangardan çıkan yeni KAAN'ın bu yıl uçacağını, ANKA-3'ün ise 2026'da teslim edilmesinin planlandığını duyurdu.

The post Türkiye’nin çelik kanatları hazır! Sürpriz gelişme: KAAN’ın teslimat tarihi öne çekildi! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Türkiye’nin savunma sanayiinde çığır açan KAAN 5. nesil savaş uçağı ve ANKA-3 insansız hava aracında gelinen noktayı açıkladı. ‘KAAN, sadece TUSAŞ’ın değil, Türkiye’nin ‘crown’ projesi’ diyen Demiroğlu, ‘Seri üretim çalışmaları tüm hızıyla sürüyor; yakın zamanda hangardan çıkan üç uçaktan biri statik testlerde kullanılacak, diğer uçak ise bu yıl içinde uçuş testlerine başlayacak.’ şeklinde konuştu. Öte yandan Demiroğlu, KAAN’ın 2029’da planlanan teslimat tarihinin de öne çekildiğini belirtti.

Türkiye’nin önde gelen savunma sanayii kuruluşlarından TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu, Azerbaycan’ın önemli medya organlarından Oxu.Az’ın sorularını cevapladı.

İKİNCİ KAAN BU YIL GÖKYÜZÜYLE BULUŞACAK

Türkiye’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği sistemlerden bahseden Demiroğlu, Türkiye’nin milli savunmadaki gurur platformu. 5. nesil savaş uçağı KAAN hakkında çarpıcı ve dikkat çeken detayları paylaştı.

KAAN’ın seri üretim çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü vurgulayan Demiroğlu, “Yakın zamanda hangardan çıkan üç uçaktan biri statik testlerde kullanılacak, diğer uçak ise bu yıl içinde uçuş testlerine başlayacak.” dedi.

TESLİMAT TARİHİ ÖNE ÇEKİLDİ

Demiroğlu, Teslimat tarihi 2029’da yapılması planlanan KAAN için süreçte değişiklik olduğunu aktardı. KAAN’ın Hava Kuvvetleri’ne ilk teslimatın 2028’de yapılacağını müjdeledi. Yerli motor entegrasyonuyla 2032’den itibaren hem Türkiye hem de Endonezya’ya teslim edilecek. Mehmet Demiroğlu, projeyi “Türk mühendisliğinin dünyaya gücünü gösteren bir ekosistem” olarak tanımladı.

ANKA-3: 6. NESİL HAVA KONSEPTİ

Demiroğlu ayrıca, ANKA-3 hakkında da şunları kaydetti:

“Düşman hava savunmalarına yakalanmadan görev yapabilecek gelişmiş bir İHA. KAAN pilotlarından uçuş esnasında alacağı talimatlarla düşman sahasında stratejik avantaj sağlayacak. Seri üretim süreci devam eden ANKA-3’ün 2026’da Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmesi hedefleniyor.”

TÜRKİYE’NİN SAVUNMADA YOLCULUĞU

Demiroğlu, Türkiye’nin savunma sanayinde ihtiyaç karşılayan bir ülke olmaktan ihracat geliştiren bir ülkeye dönüştüğünü vurguladı. KAAN ve ANKA-3 projeleri, ülkenin AR-GE ve üretim gücünü gösteren simgesel örnekler olarak öne çıkıyor.

KAYNAK: STAR

The post Türkiye’nin çelik kanatları hazır! Sürpriz gelişme: KAAN’ın teslimat tarihi öne çekildi! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/turkiyenin-celik-kanatlari-hazir-surpriz-gelisme-kaanin-teslimat-tarihi-one-cekildi.html/feed 0 93340
Türkiye’de yerli patent başvuruları arttı https://memur70.com/turkiyede-yerli-patent-basvurulari-artti.html https://memur70.com/turkiyede-yerli-patent-basvurulari-artti.html#respond Sun, 22 Mar 2026 16:00:09 +0000 https://memur70.com/?p=93060

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yerli patent başvurularının geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 12 artışla 11 bin 394'e, patent tescil sayısının ise yüzde 10 artışla 3 bin 738'e ulaştığını açıkladı.

The post Türkiye’de yerli patent başvuruları arttı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Bakanlıktan, 2025 yılına ilişkin yerli patent ve faydalı model başvurularına ilişkin yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin inovasyon kapasitesi güçlenmeye devam ederken başvuru sayılarındaki artış dikkati çekti. Geçen yıl yerli patent ve faydalı model başvurularında, AR-GE merkezleri yüzde 30 payla ilk sırada yer aldı. AR-GE merkezlerini, yüzde 16 ile diğer özel sektör firmaları, yüzde 15 ile üniversiteler ve yüzde 6 ile teknoloji geliştirme bölgeleri izledi. Kalan başvurular ise bireysel başvuru sahipleri ve diğer kurumlar tarafından gerçekleştirildi.

Firma bazında liderler belli oldu
Yerli patent başvuruları, son 3 yılda istikrarlı bir artış gösterdi. 2023 yılında 8 bin 663 olan başvuru sayısı, 2024’te yüzde 18 artışla 10 bin 186’ya yükseldi. Aynı dönemde, patent tescil sayıları da artış eğilimini sürdürdü. Başvuruların teknoloji alanlarına göre dağılımında, bilgisayar teknolojileri, dijital ağ sistemleri ile ulaşım ve taşımacılık alanları ön plana çıktı. Bu tablo, Türkiye’nin dijitalleşme ve ileri teknoloji odaklı dönüşüm sürecini yansıttı. Yerli patent ve faydalı model başvurularında, firma bazında 2025 yılı liderleri de belli oldu. Türk Telekom 921 başvuruyla ilk sırada yer alırken Turkcell Teknoloji 612 başvuruyla ikinci, TOGG ise 442 başvuruyla üçüncü sırada konumlandı. Bu firmaları Arçelik, Sersim İç Dış Ticaret, ROKETSAN, TUSAŞ, Mercedes-Benz Türk, MAN Türkiye ve ASELSAN takip etti. Başvurulardaki artış, Türkiye’nin inovasyon kapasitesini güçlendirdiğini ve Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda önemli bir ivme yakaladığını ortaya koydu.

Türkiye’nin teknoloji ihraç eden ülkeler arasında daha güçlü bir konuma ulaşması amaçlanıyor
Sağlıktan ulaşıma, savunmadan eğitime, sanayiden uzaya kadar geniş bir alanda fikri mülkiyet haklarının korunması, etkin kullanımı ve ticarileştirilmesi kritik önem taşıyor. Bu kapsamda, AR-GE yatırımlarının teşviki, teknoloji transferinin hızlandırılması ve rekabet gücünün artırılması öncelikli hedefler arasında bulunuyor. Yerli patent başvurularındaki yükselişin, yalnızca sayısal bir artış olmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıran ve bilgiye dayalı kalkınma modelini güçlendiren stratejik bir dönüşümün somut göstergesi niteliğinde olduğu da değerlendiriliyor. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla desteklenen bu süreçte, Türkiye’nin yenilikçi fikirleri ticarileştiren, teknoloji üreten ve ihraç eden ülkeler arasında daha güçlü bir konuma ulaşması hedefleniyor.

“Fikri mülkiyet başvurularında yükselişimiz devam ediyor”
Öte yandan Bakan Kacır da NSosyal hesabından, yerli patent ve faydalı model başvurularının dağılımına ve başvuru liderlerine ilişkin paylaşımda bulundu. Başvurularda ilk sıralarda olan firmaları tebrik eden Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu: “Fikri mülkiyet başvurularında, yükselişimiz devam ediyor. 2025’te bir önceki yıla göre, yerli patent başvurularımız yüzde 12 artışla 11 bin 394’e, patent tescil sayılarımız yüzde 10 artışla 3 bin 738’e ulaştı. AR-GE merkezlerimiz yerli patent ve faydalı model başvurularının yüzde 30’unu, üniversitelerimiz yüzde 15’ini, teknoparklarımız yüzde 6’sını gerçekleştirdi. Bilgisayar teknolojileri ve dijital ağ sistemlerindeki başvuru sayıları, yüksek teknoloji alanlarında dönüşümün hızlandığını gösteriyor. Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunda patentlerimiz bize güç katıyor.” KAYNAK: TRT

The post Türkiye’de yerli patent başvuruları arttı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/turkiyede-yerli-patent-basvurulari-artti.html/feed 0 93060
İş dünyası temsilcileri İstanbul Dostları Sahur Programı’na katıldı https://memur70.com/is-dunyasi-temsilcileri-istanbul-dostlari-sahur-programina-katildi.html https://memur70.com/is-dunyasi-temsilcileri-istanbul-dostlari-sahur-programina-katildi.html#respond Mon, 16 Mar 2026 09:00:11 +0000 https://memur70.com/?p=92803

İş dünyası temsilcileri, İstanbul Dostları'nın düzenlediği geleneksel sahur programına katıldı.

The post İş dünyası temsilcileri İstanbul Dostları Sahur Programı’na katıldı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirilen İstanbul Dostları’nın geleneksel sahur programında konuşan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yaşanan jeopolitik süreçlerle ilgili zor bir dönemden geçildiğini belirterek, Türkiye’nin bir istikrar adası olarak devam ettiğini vurguladı.

Türk sanayisi için verilen desteklerin çok kıymetli olduğunu dile getiren Avdagiç, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nda (GSYH) sanayinin yüzdesini muhafaza etmemiz ve yukarıya doğru çekebiliyor olmamız lazım. Bu konuda Sanayi Bakanlığımızın politikalarını fevkalade destekliyoruz. Türkiye’nin asla erken sanayisizleşme girdabına girmemesi lazım. Bu anlamda Türkiye’nin mutlaka ve mutlaka önümüzdeki dönemde bu payı yükselten, (bakanlık) sizin şu anda uyguladığınız gibi ve bundan sonra uygulayacağınız politikaların etkin bir şekilde devreye girmesi çok önemli ve değerli.”

Avdagiç, İstanbul’daki tesislerin modernize edilmesi, günün teknolojisine uygun hale getirilmesi, karbon emisyonunun azaltılması, enerji verimliliğinin sağlanması gibi konularda destek beklediklerini dile getirdi.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da ABD-İsrail ve İran savaşına değinerek, bölgenin bir an önce kalıcı barışla sükunete ermesini, Türkiye’nin bu duruma sokulmadan devam edebilmesini dilediklerini belirtti.

Türkiye’nin bu konudaki tavrına işaret eden Olpak, “Akil devlet adamlarının ne anlama geldiğini de çok daha iyi şekilde idrak ettiğimizi ifade etmek istiyorum. Bir trajedinin kazananından bahsetmek mümkün olmaz. Eğer bu trajedi daha acılı bir şekilde devam etmez, biz de konumumuzu koruyabilirsek inşallah en az zararlı çıkanlardan olur ve Kovid döneminde olduğu gibi şartları tersine de çevirebiliriz diyorum.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE, DENGE POLİTİKASI SAYESİNDE GÜVENLİ BİR LİMAN OLMAYI BAŞARMIŞTIR”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise küresel ölçekte artan belirsizliklerin ve yakın coğrafyada devam eden savaşların sıcaklığını derinden hissettiklerini belirterek, “Böylesine zorlu bir coğrafyada yer alan ülkemiz, Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliği ve uygulanan denge politikası sayesinde güvenli bir liman olmayı başarmıştır.” dedi.

Türkiye ekonomisinin tüm küresel zorluklara rağmen 2025’te yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Gültepe, verinin olumlu görünse de büyümenin niteliği konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir gerçeğin olduğunu dile getirdi.

Gültepe, net ihracatın son 5 çeyrektir büyümeye katkı vermediğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tüketime dayalı bu büyüme modeli bizim arzu ettiğimiz sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme tablosunu maalesef yansıtmıyor. Bu tabloyu değiştirmek zorundayız. İhracat başarımızı birkaç sektörle sınırlı tutmadan her sektörün üretim ve ihracat gücünü artıran daha kapsayıcı bir yapı kurmalıyız. Hedefimiz, her alanda kendi kendine yetebilen, büyümesini üretimle ve ihracatla taçlandıran bir Türkiye’dir. Bir sanayici ve ihracatçı olarak, GSYH içerisinde sanayinin payının gerilemesini büyük bir üzüntüyle takip ediyorum. Biz istiyoruz ki ekonomik büyümenin en az yarısı sanayi üretiminden ve net ihracattan gelsin.”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan da bölgede yaşananlara dikkati çekerek, “Kuzeyimizde, güneyimizde, farklı farklı mücadelelerin olduğu günde ne mutlu ki evimizden çıktığımız zaman başımıza bir füze, bir roket gelme endişesi taşımıyoruz. Bunun kıymetini çok iyi biliyoruz ve bilmeliyiz de.” diye konuştu.

“BÜYÜYEREK GÜÇLÜ VE GÜZEL BİR AİLEYE DÖNÜŞTÜ”

İstanbul Dostları Başkanı Kemal Akar da geleneksel sahurla ilgili olarak, “Yıllar önce aynı sofra etrafında paylaşılan samimiyet, güven ve dostluk duygusu zamanla büyüyerek güçlü ve güzel bir aileye dönüştü.” değerlendirmesinde bulundu.

Programa İstanbul’un farklı noktalarından, farklı sektörlerden birçok insanın katıldığını belirten Akar, Marmara Bölgesi’nin Türkiye’nin sanayi üretimi ve ekonomik faaliyetlerinin en yoğun olduğu bölge olduğundan bahsetti.

Akar, bölgedeki olası afet ve acil durumlara karşı hazırlıklı olmak gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Üretiminin sürdürülebilmesini sağlamak, can ve mal kayıplarını en aza indirmek ve sanayimizin kesintisiz şekilde ayakta kalmasını temin etmek büyük bir sorumluluk olan karşımızda durmaktadır. Bu noktada Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde oluşturulacak, Marmara Afet ve Acil Durum Eylem Planı son derece kıymetli ve değerli olacaktır. Çünkü bugün biliyoruz ki üretimin sürdürülebilirliği yalnızca ekonomik mesele değildir. Aynı zamanda ülkemizin direnci, güvenliği ve geleceği aslında hayati bir konudur. Bu nedenle Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerimizi geliştirecek bu plan olası afet ve acil durumlarda sanayimizin hazırlıklı olması, üretim süreçlerinin devam edebilmesi ve OSB’lerimizin güçlü bir şekilde ayakta kalabilmesi açısından ülkemizin bütünleşik afet yönetim sisteminin önemli bir parçası olacaktır.”

The post İş dünyası temsilcileri İstanbul Dostları Sahur Programı’na katıldı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/is-dunyasi-temsilcileri-istanbul-dostlari-sahur-programina-katildi.html/feed 0 92803