Süre – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi Sun, 08 Feb 2026 18:00:08 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.4 https://memur70.com/wp-content/uploads/2020/11/cropped-favicon-32x32.png Süre – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com 32 32 185966257 Motorlu yamaç paraşütlerinin afetlerde “havadaki göz” olması planlanıyor https://memur70.com/motorlu-yamac-parasutlerinin-afetlerde-havadaki-goz-olmasi-planlaniyor.html https://memur70.com/motorlu-yamac-parasutlerinin-afetlerde-havadaki-goz-olmasi-planlaniyor.html#respond Sun, 08 Feb 2026 18:00:08 +0000 https://memur70.com/?p=91159

Türk Hava Kurumu (THK) Kayyum Heyeti Başkanı Kemal Yurtnaç, motorlu yamaç paraşütü (paramotor) ve dronların arama kurtarma süreçlerine entegrasyonu konusunda yetkili kurumlarla proje görüşmeleri yapacaklarını açıkladı.

The post Motorlu yamaç paraşütlerinin afetlerde “havadaki göz” olması planlanıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

THK Kayyum Heyeti Başkanı Kemal Yurtnaç, THK bünyesinde hem dron hem de motorlu yamaç paraşütü eğitimleri verildiğini söyledi.

Bu iki hava aracının arama kurtarma faaliyetlerinde birlikte ve tamamlayıcı şekilde değerlendirilebileceğini vurgulayan Yurtnaç, THK tarafından verilen paramotor ve dron eğitimlerinin, hava araçlarının arama kurtarma süreçlerinde ne denli etkili gözlem ve müdahale kabiliyeti sunduğunu gözler önüne serdiğini ifade etti. Yurtnaç, “Uzun süre havada kalabilme, dar alanlara iniş yapabilme ve geniş görüş kabiliyetiyle arama kurtarma faaliyetlerinde etkin rol üstlenen motorlu yamaç paraşütü ve dron sistemlerinin afet, yangın, deprem ve arama kurtarma faaliyetlerinde daha etkin kullanılabilmesi amacıyla ilgili kurumlarla proje görüşmelerine hazırlanıyoruz.” dedi.

Yurtnaç, motorlu yamaç paraşütlerinin, dronlara kıyasla havada kalış süresi ve insan gözüyle yapılan gözlem sayesinde sahada daha sonuç odaklı çalışmalar yapılmasını sağladığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Geçen yıl Antalya’nın Alanya ilçesinde gerçekleşen eğitim uçuşu sırasında denizde hareketsiz insan bedeni fark edilerek, ilgili birimlere bilgi verilmişti. Bu olay, motorlu yamaç paraşütlerinin düşük hızda uçabilme, uzun süre havada kalabilme, dar alanlara yaklaşabilme ve geniş görüş açısıyla gözlem yapabilme kabiliyetlerinin arama kurtarma faaliyetlerinde ne derece kritik olduğunu bir kez daha gösterdi.”

DAR ALANLARDA DAHA ETKİN GÖREV YAPABİLİYORLAR

Motorlu yamaç paraşütü ve dron eğitimleriyle bu alanda nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye ve olası afet ve acil durumlarda görev almaya hazır şekilde çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yurtnaç, şunları kaydetti:

“AFAD ve Türk Kızılay yetkilileri başta olmak üzere ilgili kurumlarla, ‘havadaki göz’ olarak tanımladığımız motorlu yamaç paraşütü ve dronların, arama kurtarma süreçlerine entegrasyonu konusunda proje görüşmeleri başlatacağız. Deprem, yangın ve afetlerde, helikopter ve diğer hava araçlarına nazaran motorlu yamaç paraşütleri, çok daha dar alanlarda ve çok daha etkin şekilde görev yapabilir. Bunun Türkiye’de daha yaygın ve etkin kullanılması için gerekli çalışmaları yürüteceğiz.”

 

KAYNAK: AA

The post Motorlu yamaç paraşütlerinin afetlerde “havadaki göz” olması planlanıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/motorlu-yamac-parasutlerinin-afetlerde-havadaki-goz-olmasi-planlaniyor.html/feed 0 91159
2B arazilerinde başvuru ve ödeme süresi uzatılıyor https://memur70.com/2b-arazilerinde-basvuru-ve-odeme-suresi-uzatiliyor.html https://memur70.com/2b-arazilerinde-basvuru-ve-odeme-suresi-uzatiliyor.html#respond Tue, 13 Jan 2026 00:00:08 +0000 https://memur70.com/?p=89927

2B arazileri için başvuru ve ödeme süresini kaçıranlara müjde geldi. Meclis'e sunulan teklifle süreler 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uzatılıyor.

The post 2B arazilerinde başvuru ve ödeme süresi uzatılıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ve hazineye ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki kanunda değişiklik yapılması öngörülüyor. Böylece 2B olarak bilinen arazilerin satışına ilişkin ödeme yapmayanlara süre tanınacak.

MAĞDURİYETLERİN GİDERİLMESİ AMAÇLANIYOR

Meclis’e sunulan kanun taslağına göre, 2B alanlarında bulunan taşınmazlara dair, satışına ilişkin olarak başvuru ve ödeme süresini geçiren vatandaşlara yeniden başvuru ve ödeme süresi verilmesi sağlanarak bu konudaki mağduriyetlerinin giderilmesi ve uygulamada meydana gelebilecek hukuki ihtilafların önlenmesi amaçlanıyor.

SON TARİH 31 TEMMUZ 2026

NTV’de yer alan habere göre; Bu kapsamda kanun taslağının yasalaşması halinde, 2B arazileri için, süresi içinde başvuru yapmayanların başvuru süresi, kendilerine yapılan tebligatta belirtilen bedeli süresi içerisinde ödemeyenlerin ödeme süresi, taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi 31/7/2026 tarihine kadar uzatılacak.

TÜFE ORANINDA GÜNCELLEME YAPILACAK

Satışa konu taşınmazlar için ilgili kanunlarda belirtilen başvuru sürelerinin son gününü izleyen üç aylık sürenin bittiği günden, ödeme yapmak amacıyla başvurulan güne kadar geçecek süre için Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları toplamında artırılarak hesaplanacak.

HESAPLAMADA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Yapılacak hesaplamalarda ay kesirleri dikkate alınmayacak ve yapılacak hesaplamalarda her yıl için aylık değişim oranları toplamının yıllık kanuni faiz oranının iki katını geçmesi halinde geçen kısım hesaba katılmayacak.

KAYNAK: NTV

The post 2B arazilerinde başvuru ve ödeme süresi uzatılıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/2b-arazilerinde-basvuru-ve-odeme-suresi-uzatiliyor.html/feed 0 89927
Güvenlik önlemleri artıyor! Oteller için yeni düzenleme https://memur70.com/guvenlik-onlemleri-artiyor-oteller-icin-yeni-duzenleme.html https://memur70.com/guvenlik-onlemleri-artiyor-oteller-icin-yeni-duzenleme.html#respond Sat, 10 Jan 2026 09:00:13 +0000 https://memur70.com/?p=89806

Konaklama tesisleri için yangın güvenliği standartlarını sıkılaştıran yeni yönetmelik, yürürlüğe girdi.

The post Güvenlik önlemleri artıyor! Oteller için yeni düzenleme appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla, “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, itfaiye raporu eksik olan konaklama tesislerine 31 Mayıs 2026’ya kadar süre tanındı. Bu süre zarfında eksiklerini gidermeyen işletmelerin ruhsatları tamamen iptal edilecek. Cumhurbaşkanı kararıyla hayata geçen düzenleme, özellikle konaklama sektöründe yangın güvenliği standartlarını sıkılaştırıyor. Yönetmeliğe göre, yapılan denetimlerin sonucunda konaklama yerlerinde Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe Uygunluğu gösterir itfaiye raporu ibraz edilmemesi halinde iş yerleri 31 Mayıs 2026 tarihine kadar faaliyetten men edilecek. Bu kapsamda verilen süre, itfaiye raporunun tanzimi için aykırılıkların ya da noksanlıkların giderilmesini teminen yapı içinde yapılacak imalat ve tadilatlar için kullandırılacak ve bu süre içinde faaliyetlerin icrasına müsaade edilmeyecek. Süre sonunda itfaiye raporu ibraz edilmeyen iş yerleri, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilerek kapatılacak. Bu yönetmelik yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girecek ve hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecek.

Yönetmelik şöyle:
YÖNETMELİK Karar Sayısı: 10852 Ekli “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in yürürlüğe konulmasına, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, 608 sayılı Umur Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerinin Muaddil Kanun, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, 3572 sayılı İşyeri Açma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümleri ile 3194 sayılı İmar Kanununun ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentleri gereğince karar verilmiştir. 9 Ocak 2026 Recep Tayyip ERDOĞAN CUMHURBAŞKANI İŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1- 14/7/2005 tarihli ve 2005/9207 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğe geçici 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 9- Bu Yönetmelik kapsamında itfaiye raporu alınması gereken ve 27/11/2007 tarihli ve 2007/12937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin geçici 4 üncü maddesi gereğince, malzeme temini için süreç gerektiren eksikliklerin giderilmesi için süre verilmiş olan konaklama yerlerinde, yetkili idarelerce denetimler yapılır ve bu denetimler sonucunda, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe uygunluğu gösterir itfaiye raporunun ibraz edilmemesi halinde ek 3 üncü madde kapsamında bu iş yerleri 31/5/2026 tarihine kadar derhal faaliyetten men edilir. Bu madde kapsamında verilen süre, itfaiye raporunun tanzimi için aykırılıkların ya da noksanlıkların giderilmesini teminen yapı içinde yapılacak imalat ve tadilatlar için kullandırılır ve bu süre içinde faaliyetlerin icrasına müsaade edilmez. Süre sonunda itfaiye raporu ibraz edilemeyen iş yerleri, işyeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilerek kapatılır”
MADDE 2- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Yönetmelik hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

The post Güvenlik önlemleri artıyor! Oteller için yeni düzenleme appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/guvenlik-onlemleri-artiyor-oteller-icin-yeni-duzenleme.html/feed 0 89806
EPDK depolamalı yatırımları geciktiren 5 şirketin proje ruhsatlarını iptal etti https://memur70.com/epdk-depolamali-yatirimlari-geciktiren-5-sirketin-proje-ruhsatlarini-iptal-etti.html https://memur70.com/epdk-depolamali-yatirimlari-geciktiren-5-sirketin-proje-ruhsatlarini-iptal-etti.html#respond Fri, 12 Dec 2025 12:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=88516

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), önlisans süresi içinde projelerinde gerekli ilerlemeyi göstermeyen 5 şirketin süre uzatımı taleplerini reddederek, söz konusu izinleri iptal etti.

The post EPDK depolamalı yatırımları geciktiren 5 şirketin proje ruhsatlarını iptal etti appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), önlisans süresi içinde projelerinde gerekli ilerlemeyi göstermeyen Akfen Elektrik Enerjisi Toptan Satış AŞ, Powergy Elektrik Enerjisi Üretim AŞ, YBT Enerji Elektronik İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ, Call Enerji AŞ ile Ral Enerji AŞ’nin süre uzatımı taleplerini reddederek, söz konusu izinleri iptal etti.

EPDK’den yapılan açıklamaya göre, rüzgar enerjisi santralleri (RES) ve güneş enerjisi santrallerinin (GES) büyük ölçekli depolama üniteleriyle kurulmasına imkan tanıyan düzenlemelerin ardından 19 Kasım 2022’de başvurular alınmaya başlanırken, bu kapsamda toplam 33 bin megavat kapasite için önlisans verildi.

Bu çerçevede yatırımcıların, kurulu güce bağlı olarak 30 ila 36 ay arasında değişen önlisans süresi içinde gerekli izin ve onayları tamamlayarak üretim lisansı başvurusunda bulunmaları gerekiyor. Önlisans süresini tamamlayan yatırımcılar, üretim lisansı aşamasına geçerek sahada yatırıma başlarken, 29 megavat kurulu gücündeki ilk depolamalı GES de işletmeye alınarak üretime geçti.

Bu süreçte yükümlülüklerini tamamlayamayan proje sahipleri, gerekçeleriyle birlikte süre uzatımı talebiyle EPDK’ye başvururken, söz konusu talepler Kurum tarafından değerlendirilerek sonuçlandırılmaya başlandı. Bu kapsamda 33 bin megavat gücündeki 678 önlisansı yakından izleyen EPDK, gerekli ilerlemeyi göstermeyen şirketlere ait projelere ilişkin süre uzatımı başvurularını reddetti.

Buna göre, Akfen Elektrik Enerjisi Toptan Satış AŞ’nin Çanakkale’deki 50 megavat elektrik (MWe) gücündeki RES projesi, Powergy Elektrik Enerjisi Üretim AŞ’nin Edirne’deki 23,9 MWe gücündeki GES projesi, YBT Enerji Elektronik İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’nin Bilecik’teki 20 MWe gücündeki GES projesi, Call Enerji AŞ’nin Ankara’daki 50 MWe gücündeki GES projesi ile Ral Enerji AŞ’nin Manisa’daki 24 MWe gücündeki RES projesine ait önlisanslar geçersiz kılındı. Böylece toplam 168 megavat kurulu güce sahip 5 önlisans iptal edilmiş oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, 29 megavatlık depolamalı GES’in işletmeye alındığını, 611 megavatlık depolamalı yatırımın ise üretim lisansı aldığını hatırlatarak, bugün sahada yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırım bulunduğunu, bu tutarın ilerleyen süreçte 20-25 milyar dolar seviyesine ulaşacağını ifade etti.

Depolamalı yatırımların Türkiye’nin enerji dönüşümünün omurgasını oluşturduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Yenilenebilir enerji, hedeflerimize ulaşmak için vazgeçilmezdir. Bu kapsamda tüm önlisans sahibi yatırımcıların gecikmeksizin yükümlülüklerini yerine getirmesini, projelerin de hızla sahaya yansımasını bekliyoruz. Kimsenin Türkiye’ye vakit kaybettirmeye hakkı yok. İzin süreçlerini aksatan, sektörümüze zaman kaybettiren ve gerçek bir yatırım iradesi ortaya koymayan şirketlere asla müsamaha göstermeyiz. Bugün aldığımız kararın, önlisans sahibi tüm yatırımcılara net bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Bu süreçte ağır davranan, bahane peşinde koşan, gerekli sorumluluğu almayan kaybeder.”

The post EPDK depolamalı yatırımları geciktiren 5 şirketin proje ruhsatlarını iptal etti appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/epdk-depolamali-yatirimlari-geciktiren-5-sirketin-proje-ruhsatlarini-iptal-etti.html/feed 0 88516
Ortadoğu’da alarm zilleri çalıyor! İsrail’den geniş çaplı saldırı planı https://memur70.com/ortadoguda-alarm-zilleri-caliyor-israilden-genis-capli-saldiri-plani.html https://memur70.com/ortadoguda-alarm-zilleri-caliyor-israilden-genis-capli-saldiri-plani.html#respond Thu, 11 Dec 2025 23:00:08 +0000 https://memur70.com/?p=88501

İsrail devlet televizyonu KAN, ordunun, Hizbullah'ın yıl sonuna kadar silahsızlandırılmaması halinde Lübnan'a yönelik geniş çaplı bir saldırı planı hazırladığını duyurdu. Planın ABD ile de paylaşıldığı iddia edildi.

The post Ortadoğu’da alarm zilleri çalıyor! İsrail’den geniş çaplı saldırı planı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

İsrail devlet televizyonu KAN’ın İsrailli yetkililere dayandırdığı habere göre, İsrail ordusu, yıl sonuna kadar Hizbullah’ın silahsızlandırılmaması durumunda Lübnan’a yönelik geniş çaplı bir saldırı için plan hazırladı.

Haberde, Hizbullah hedeflerine yönelik hazırlanan geniş çaplı saldırı planının, İsrail ordusunun Kuzey Komutanlığı, İstihbarat ve Operasyon müdürlüklerinin katılımıyla üst düzey yetkililer tarafından hazırlandığı aktarıldı.

HAVA KUVVETLERİ TATBİKATTA, ABD DEVREDE

Saldırı hazırlıklarının bir parçası olarak son günlerde İsrail Hava Kuvvetleri’nin savaş uçaklarının katılımıyla ülkede ve Akdeniz’de kapsamlı tatbikatlar gerçekleştirdiği kaydedildi.

Habere göre, İsrailli üst düzey bir güvenlik kaynağı, ABD’nin, Hizbullah’ın silahsızlandırılmaması durumunda Lübnan’a günlerce sürecek çatışmalara yol açabilecek saldırıların düzenleneceği konusunda bilgilendirildiğini öne sürdü.

ABD’nin İsrail’in tehdidini Lübnan hükümetine ilettiği, ancak Lübnan tarafının “bunun karmaşık bir süreç olduğu” ve “hedeflere ulaşmak için ek süreye ihtiyaç duydukları” şeklinde yanıt verdiği iddia edildi.

ATEŞKES SÜRECİ VE TARAFLARIN TUTUMU

İsrail, 27 Kasım 2024’te yapılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’ın güney bölgeleri başta olmak üzere ülkeye yönelik saldırılarını sürdürürken Lübnan Bakanlar Kurulu, 5 Ağustos’ta yaptığı toplantıda silahların devletin tekelinde toplanmasına yönelik plan hazırlanması için orduya yıl sonuna kadar süre tanımıştı.

İsrail ve Lübnan, 3 Aralık’ta ateşkes görüşmelerine karşılıklı sivil temsilci gönderme kararı almış, Nakura’daki toplantının “olumlu” geçtiğini bildirmişti.

Buna karşılık Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Naim Kasım ise 5 Aralık’taki açıklamasında, hükümetin bir yıldır süren ateşkese rağmen İsrail saldırılarını durduramadığını belirterek silahlarını teslim etmeyeceklerini yinelemişti.

KAYNAK: AA

The post Ortadoğu’da alarm zilleri çalıyor! İsrail’den geniş çaplı saldırı planı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/ortadoguda-alarm-zilleri-caliyor-israilden-genis-capli-saldiri-plani.html/feed 0 88501
8 aylık süreç başlıyor: Telefon sahipleri dikkat https://memur70.com/8-aylik-surec-basliyor-telefon-sahipleri-dikkat.html https://memur70.com/8-aylik-surec-basliyor-telefon-sahipleri-dikkat.html#respond Mon, 08 Dec 2025 12:00:27 +0000 https://memur70.com/?p=88332

Yurt dışından alınan telefonları kaydettirmeden kullanmak için sürenin dolmasına az kaldı. 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren, yurt dışından alınan telefonlar eğer kapanmamışsa tekrardan kullanıma açılacak.

The post 8 aylık süreç başlıyor: Telefon sahipleri dikkat appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Türkiye’deki fiyatlardan telefon almak istemeyenler yurt dışından aldıkları cihazları bir takvim yılı içinde (1 Ocak 2026-31 Aralık 2026 tarihleri arası bir takvim yılını ifade ediyor.) 4 ay boyunca kullanabiliyor. Eğer telefonda çift SIM kart yuvası ya da bir SIM kart yuvası ve e-SIM varsa bu süre 8 aya çıkıyor. 4 ay fiziki SIM kart kullanılıyor, diğer 4 ay ise e-SIM ya da diğer fiziki SIM kart yuvası kullanılarak iletişim sağlanabiliyor.

YURT DIŞINDA TELEFONLAR DAHA UCUZ
Yurt dışındaki telefonlar Türkiye’ye göre daha ucuza satılıyor. Bazı vergi kalemlerinin yurt dışında olmaması, Tax Free avantajıyla telefona ödenen KDV’nin ülkeden ayrılırken nakit ya da kredi kartına iade edilmesi gibi konular yurt dışı kayıtsız telefon almayı cazip hale getirebiliyor.

4 AYLIK SÜRE NE ZAMAN BAŞLIYOR?
Yurt dışından alınan telefon Türkiye’deki GSM şirketlerine ait SIM kartlar takılıp kullanılmaya başlandığında 4 aylık süreç başlıyor. Ancak buradaki püf nokta telefona gelen SMS tarihi oluyor. Yurt dışından alınan ve kayıt yaptırılmasına dair gelen uyarı SMS’inin geldiği tarihten itibaren 4 ay sonrasına kadar mevcut IMEI kaydından kullanım yapılıyor. SMS geldikten sonra 4’üncü ayın bittiği gün telefon iletişime kapatılıyor ve bu noktada e-SIM ya da diğer SIM kart yuvasına geçiş yapılarak 4 ay daha kullanılıyor.

İkinci 4 aylık aşamada da yine kayıt ettirmeye ilişkin SMS’in gelmesinden sonra 4 aylık süreç başlıyor.

MAYIS AYINDA ALAN UZUN KULLANIYOR
Telefonu 1 Mayıs’ta aldığınız varsayılırsa ilk 4 aylık süreç 31 Ağustos 2025 tarihinde bitiyor. e-SIM ya da diğer SIM kart yuvasına geçiş yaptığınız da 1 Eylül-31 Aralık tarihleri arasında ikinci 4 ayı bitirmiş oluyorsunuz. Fakat bu noktadan sonra bir takvim yılı dolmuş olacağı için 1 Ocak- 31 Ağustos tarihleri arasında arasında diğer yılın bir takvim yılı süresini dolduracağınızdan dolayı telefonu yine kullanabiliyorsunuz ve bu sayede 16 ay boyunca aralıksız olarak telefondan yararlanıyorsunuz.

YEDEK PARÇA OLARAK SATABİLİYORSUNUZ
Telefonu 16 ay kullandıktan sonra ister yurt dışında ikinci el olarak isterseniz de yurt içinde yedek parça olarak değerinin altında fiyatlarla yine satışa sunabilir ya da kayıt parasını ödeyerek kullanıma devam edebiliyorsunuz.

ANDROID’LERDE IMEI ATILIYOR, IOS’LARA MÜDAHALE EDİLEMİYOR
Android telefonlara yasa dışı olarak IMEI atılarak kullanım sağlanıyor.

İnternete girebilen bir telefonun IMEI’si yurt dışından satın alınan telefonun IMEI’si olarak tanıtılıyor ve kullanım sağlanıyor. Piyasadan ucuz ikinci el, hurda ancak iletişime kapatılmamış IMEI’li Android telefonlar, son model yurt dışından alınmış cihazlara işleniyor ve kapanma riski olmaksızın kullanılabiliyor.

IOS yazılıma sahip cihazlara ise IMEI atma işlemi gerçekleştirilemiyor. Android telefonlara bin- 2 bin lira civarında IMEI atan telefoncular bulunuyor.

YEDEK TELEFON BULUNDURUN
Yeni takvim yılına geçildiğinde kara listeye alınan telefonların açılması 5 günü bulabiliyor.

Bu süreç için yedek telefon bulundurup bu süreyi geçiştirebilirsiniz.

IMEI KAYIT ÜCRETİ NE OLACAK?
2026 yılından itibaren IMEI kayıt ücreti 57 bin 241 lira 26 kuruş olarak uygulanacak. KAYNAK: NTV

The post 8 aylık süreç başlıyor: Telefon sahipleri dikkat appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/8-aylik-surec-basliyor-telefon-sahipleri-dikkat.html/feed 0 88332
MB Başkanı Karahan canlı yayında soruları yanıtlıyor: Enflasyon 3 Aralık’ta açıklanacak https://memur70.com/mb-baskani-karahan-canli-yayinda-sorulari-yanitliyor-enflasyon-3-aralikta-aciklanacak.html https://memur70.com/mb-baskani-karahan-canli-yayinda-sorulari-yanitliyor-enflasyon-3-aralikta-aciklanacak.html#respond Wed, 26 Nov 2025 21:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=87810

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, "Para Politikası ve Makroekonomik Görünüm" konulu bir canlı yayın programında soruları yanıtlıyor.

The post MB Başkanı Karahan canlı yayında soruları yanıtlıyor: Enflasyon 3 Aralık’ta açıklanacak appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

TCMB Başkanı Fatih Karahan, NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen moderatörlüğünde ortak canlı yayında soruları yanıtlıyor. 

Fatih Karahan soruları yanıtlamadan önce, “Bu sene iletişimimizi bir adım öteye taşımaya karar verdik. Bu sene çeşitli şehirlerimizi gezdik, sanayi odalarımızla esnaflarımızla bir araya gelmeye çalıştık. Onlara ne yapmak istediğimizi anlatmaya gayret ettik.” dedi. 

“HEDEF TEK HANELİ ENFLASYON”

2 yıldan uzun süredir sıkı para politikası uygulanıyor. Ancak yıllık enflasyon hala yüzde 30’un üzerinde. Neden hala yüksek enflasyon ortamındayız, enflasyon nasıl düşecek? Geçen 2 yıla dair para politikasında duruma ne diyorsunuz?

“Merkez Bankası olarak bizim üç öncelikli amacımız vardı. KKM bakiyesini aşağı çekmek ve son olarak da önce dezenflasyonu tesis etmek ve sonra da enflasyonu tek haneli rakama getirmek. Bu amaç doğrultusunda sıkı para politikasını tesis ettik. Etkisi, ilk olarak rezervlerde görüldü. Bu süreçte baktığımızda brüt rezervlerimizde 80 milyar doların üzerinde artış kaydettik. Rezervlere net olarak baktığımızda aslında çok daha iyi bir iyileşme söz konusu. Dolayısıyla bunlar önemli kazanımlar. Rezerv artışının niteliği de önemli. Artışın büyük bir kısmı Türk Lirası’na oldu. Vatandaşlarımız dövizlerini bozdurdu biz rezervlerimizde biriktirdik. 

İkinci önceliğimiz KKM’de de büyük mesafe katettik. 140 milyar doları aşan bir bakiye söz konusuydu. Şu anda 1 milyar doların altına inmiş vaziyetteyiz. 

Üçüncü önceliğimiz hepsinden önemli olan fiyat istikrarı, ana hedef bu. İki sebebi var, bir tanesi yüksek enflasyon vatandaşımız için refah kaybına neden oluyor. İkincisi de, ilk iki sorunun kök sebebi fiyat istikrarının bozulmuş olması. 

Bu uzun soluklu bir süreç. Epey mesafe kaydettik, hedef öncelikle tek haneli enflasyona iniş ve sonra 5’e sabitlemek. 

Enflasyonu yüzde 75’te sınırladık, çünkü o anki görünüm itibarıyla üç haneli rakamlara gidebilecek bir enflasyon söz konusuydu. O günden bugüne de enflasyonu düşürerek yüzde 33’ün altına indirmiş vaziyetteyiz. 

Özetlemek gerekirse talep koşulları dezenflasyonla uyumlu. Alacağımız tedbir ve adımlarla para politikası sıkılığını tekrar kalibre ederek enflasyonun düşmesi için elimizden geleni yapacağız.”

Üçüncü hedefe ulaşana kadar bunlar vatandaş için ne ifade ediyor?

“Kısa cevap vermek gerekirse istikrar. Kur konusunda beklenen oynaklıkların ciddi anlamda azaldığını görüyorsunuz. Makro finansal istikrar ve güven açısından iki kazanım oldukça önemli.”

“HİZMET ENFLASYONU YÜZDE 44’E GERİLEMİŞ DURUMDA”

-Haftaya enflasyon açıklanacak. Eylül ayı verisi moralleri bozmuştu, beklentileri aşan enflasyon görmüştük. Ekim ayı beklentiden düşük geldi. Kasım ayı için piyasadaki tahminler yüzde 1 civarında, biraz üzerinde. Topladığınız veriler size ne söylüyor?

“Enflasyon aslında bir virüs gibidir. Vücutta uzun süre kalınca onu defetmek de zorlaşır. Ama biz doğru bir reçete uyguluyoruz. Bugüne kadar da olumlu sonuçları aldık. Nihai hedef için de hiçbir şüphemiz yok. Sadece reçetenin etki etme zamanı bünyeden bünyeye değişiyor.

Kasım ayında daha iyi bir veri göreceğimizi düşünüyoruz. Genel resme de bakmak gerekiyor. Kira enflasyonu katılık gösteriyor. Aylık bazda epey bir süredir yüzde 4’ün üzerinde seyreden kira enflasyonu 4’ün altına indi. Bu oldukça önemli.

Hizmet enflasyonu da yüzde 70’li seviyelerden yüzde 44’e gerilemiş durumda. Bu da önümüzdeki dönem için oldukça önemli.

Orta dönemi belirleyen kur, talep ve enflasyon beklentileri. Kurdaki artışlar yavaşladı. Talep kanalının da çalıştığını söylemiştim. Buradaki veriler oldukça çarpıcı. İki sene önceye gittiğimizde dayanıklı malların artışı yüzde 20’ydi. Otomobil satışlarına baktığımızda yüzde 120’lik artış söz konusuydu. Talebin bu kadar arttığı bir ortamda tabi ki fiyatlar sabit kalmıyor, Hızla artıyor. Özel tüketimli gelir verisi azalıyor. Yani genel olarak aslında ciddi bir dengelenme söz konusu.”

 

The post MB Başkanı Karahan canlı yayında soruları yanıtlıyor: Enflasyon 3 Aralık’ta açıklanacak appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/mb-baskani-karahan-canli-yayinda-sorulari-yanitliyor-enflasyon-3-aralikta-aciklanacak.html/feed 0 87810
İkinci paket ‘Nefes’e onay bekleniyor https://memur70.com/ikinci-paket-nefese-onay-bekleniyor.html https://memur70.com/ikinci-paket-nefese-onay-bekleniyor.html#respond Fri, 22 Aug 2025 12:00:09 +0000 https://memur70.com/?p=83371

Firmaların yoğun ilgi göstermesiyle kısa sürede tükenen TOBB Nefes Kredisi’nin ikinci paketi için hazırlıklar tamamlandı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın onayını bekleyen paketin büyüklüğünün 25-30 milyar TL seviyesinde olması öngörülüyor.

The post İkinci paket ‘Nefes’e onay bekleniyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

İş dünyasının yoğun ilgi gösterdiği ve çok kısa sürede limitlerin tükendiği TOBB Nefes Kredisi’nde ikinci paket için de hazırlıklarda sona gelindi. Paketin büyüklüğünün 25-30 milyar TL seviyelerinde olması beklenirken, ilk pakette vadesine göre yüzde 37-38 olarak belirlenen ve iş çevrelerinde yüksek bulunan faizin bu pakette daha düşük tutulması yönünde TOBB’un bastırdığını öğrenildi. Paketin genel hatlarıyla tamamlandığı ve onay sürecinde olduğu öğrenilirken, bankaların pakette yer alma noktasında istekli olmadığı dile getiriliyor.

EKONOMİ’nin iş dünyası kaynaklarından edindiği bilgiye göre, finansman darboğazında sıkışan KOBİ’lere can suyu olması için ikinci Nefes Kredisi hazırlıklarında sona gelindi. Kredi Garanti Fonu (KGF) desteğiyle TOBB’a bağlı oda ve borsa üyesi şirketlerin kullanımına sunulacak olan yeni Nefes Kredisi’nde detaylar da ortaya çıkmaya başladı. Buna göre ikinci Nefes Kredisi’nde paketin büyüklüğünün 25-30 milyar TL bandında olması bekleniyor. İlki 8 Temmuz’da kullandırılmaya başlanan pakette de limit 30 milyar TL olarak belirlenmişti.

BANKALAR İSTEKLİ DEĞİL 

İlk pakette hem kaynağın büyüklüğü hem de maliyeti iş dünyasına ‘yetmez ama evet’ dedirtmişti. Yeni pakette kaynağın büyüklüğünün ilk paket seviyelerinde olacağı belirtilirken, faiz konusunda bir öncekine göre daha uygun bir maliyet oluşması için girişimlerin olduğu öğrenildi. Hatırlanacağı üzere ilk pakette faiz oranı 24 aya kadar azami yüzde 38, 24 ay üzeri için ise azami yüzde 37 olarak uygulanmıştı. Ancak iş dünyası ilk paket açıklandığında, her ne kadar maliyeti piyasa faizine göre daha düşük olsa da, oranın paketin çıkış amacına bakıldığında yüksek kaldığını, özellikle de faiz indirim sürecine girildiği için ilerleyen dönemde avantajını da yitireceği eleştirileri yapılmıştı. Yeni pakette faiz maliyetinin daha düşük olması için TOBB’un girişimleri olduğu, bu noktada sıkı bir pazarlık yapıldığı gelen bilgiler arasında. Yanı sıra iddialar bankaların yeni pakette yer almaya istekli olmadığı yönünde. Zaten ilk pakette de sadece 8 banka yer almıştı ki bu geçmiş dönemde açıklanan KGF destekli paketlere katılımdan çok daha düşüktü. Zira haziran ayında açıklanan ve 30 milyar TL büyüklüğü olan İmalatçı KOBİ’lere yönelik KGF Destek Paketi’ne 13 banka katılmıştı. Ancak o pakette faiz oranı bankalara bırakılmıştı.

Genel hatlarıyla ikinci Nefes Kredisi paketinin hazır olduğu, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın onayına sunulduğu öğrenilirken, EKONOMİ’ye konuşan kaynaklar kısa bir süre içinde yeni paketin onaylanarak kullanıma açılmasını beklediklerini ifade etti.

23 BİN 515 FİRMA FAYDALANDI

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yoğun girişimleriyle başlatılan ve 8 Temmuz’da başvuruların alınmaya başlandığı ilk Nefes Kredisi yoğun ilgi görmüş, daha ilk günden birçok banka şubesinde başvurular, limit tükendiği için geri çevrilmişti. TOBB’un 13 Ağustos’ta yaptığı bilgilendirmede de bir ayda 23 bin 515 firmaya 30 milyar TL’lik kredi kullandırıldığı belirtilmişti. Açıklamada şu ifadeler yer almıştı: “KOBİ’lerimizin yaşadığı finansmana erişim sıkıntılarını hafifletmek amacıyla 8 Temmuz 2025’te başlattığımız TOBB Nefes Kredisi kapsamında, yalnızca bir ay gibi kısa bir sürede 23 bin 515 firmamıza KGF özkaynak kefaleti ve 8 banka işbirliğiyle yaklaşık 30 milyar TL kredi sağladık. Böylece belirlenen kredi limitine ulaşılarak başvuru süreci tamamlandı. Üretim ve ticaretin sürekliliği için KOBİ’lerimizin uygun koşullarda finansmana erişmesi hayati önem taşıyor. Bu nedenle iş dünyamızın Nefes Kredisi talebinin karşılıksız kalmadığını görmek bizler için memnuniyet vericidir. Bu uygulamanın hayata geçmesinde gösterdikleri duyarlı ve yapıcı yaklaşımlar için Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’e ve TCMB Başkanımız Sayın Fatih Karahan’a teşekkür ediyoruz. Nefes Kredisi’ne gelen yoğun talep üzerine kredi tutarının artırılması yönündeki talebimizi ilgili makamlara ilettik. Talebimiz olumlu karşılanırsa, ilave limit de hızla KOBİ’lerimizin kullanımına sunulacaktır. KOBİ’lerimizin doğru zamanda ve uygun maliyetlerle finansmana ulaşması; daha fazla yatırım, üretim, istihdam ve ihracat, dolayısıyla daha güçlü bir ekonomi demektir.”

KAYNAK: EKONOMİ GAZETESİ

The post İkinci paket ‘Nefes’e onay bekleniyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/ikinci-paket-nefese-onay-bekleniyor.html/feed 0 83371
Tom Barrack’tan flaş SDG açıklaması: Suriye’de entegrasyon olacak https://memur70.com/tom-barracktan-flas-sdg-aciklamasi-suriyede-entegrasyon-olacak.html https://memur70.com/tom-barracktan-flas-sdg-aciklamasi-suriyede-entegrasyon-olacak.html#respond Wed, 30 Jul 2025 21:00:17 +0000 https://memur70.com/?p=82345

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Türkiye-ABD ilişkileri, Suriye'deki gelişmeler ve Gazze'deki İsrail saldırıları hakkında çarpıcı ifadeler kullandı. Barrack, SDG'nin Suriye'ye entegre olacağını duyurdu.

The post Tom Barrack’tan flaş SDG açıklaması: Suriye’de entegrasyon olacak appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Habertürk TV’de bölgemizde yaşanan gelişmelerle ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Barrack, Suriye başta olmak üzere, Gazze ve Türkiye’ye F-35 satışı konularında da açıklamalarda bulundu.

İşte söyleşiden öne çıkan başlıklar:

Soru: Sayın Büyükelçi, katıldığınız için çok teşekkür ederim. ABD Başkanı Trump’ın yaptığı en tarihi konuşmalardan biriyle başlamak istiyorum. 2025 Mayıs’ında Körfez ülkelerinde yaptığı konuşmada, “Ulus inşası sona erdi” demişti. Siz de Türkiye’ye büyükelçi olarak atandıktan sonraki ilk açıklamalarınızdan birinde Sykes‑Picot’yu andınız ve “Artık askeri müdahale yok, bölünme yok, neocon dönemi sona erdi” dediniz. Ne değişti? Yeni bir Amerikan büyük stratejisi mi şekilleniyor?

Tom Barrack: Bence dünya çapında yeni bir strateji şekilleniyor. Her gün penceremden Boğaz’a baktığımda bunu hatırlıyorum, sizinle bu sohbeti yaparken bile, bizden önce kaç medeniyet geldi geçti, kaç siyasi parti, kaç askeri olay yaşandı, halkların odak noktası tarih boyunca kaç kez değişti… Tüm politikalar zamanla dönüşür ve uyum sağlar.

Ama Başkanımızın, yani patronumun, felsefesi başından beri hep aynıydı: Güç yoluyla refah ve barış. Bugün dünyada gördüğümüz şeyse kafa karışıklığı ve farklı bakış açıları. Ve bu, hepimizin anlamakta zorlandığı bir durum. İç politika zaten başlı başına karmaşık ama dış politikaya çıktığınızda özellikle bu bölgede işler çok daha çetrefilli hale geliyor.

Kabilelerden, bayraklardan ve ulus inşasından bahsettiğimizde, bu yöntem aslında hiç kimse için gerçek anlamda işe yaramadı. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemine bakarsanız, askeri müdahale ve rejim değişikliği fikri ne Amerika için ne de başka ülkeler için başarı getirmedi.

Başkanımız çok net bir şekilde söyledi: “Bu benim gündemimde yok. Dünyaya böyle yaklaşmayacağım.”

Onun yaklaşımı şu: “Amerika’yı yeniden büyük yapacağım” ve Amerika büyük oldukça, diğer ülkeleri de etkileyeceğiz ve onlara şu mesajı vereceğiz: Artık hepimiz kendi ayaklarımızın üzerinde durmalıyız. Ve bu askeri müdahale yoluyla olmak zorunda değil.”

Şimdi, bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak söylemek kolay. Ama geri kalan dünyanın da bu yaklaşıma dahil olmasını sağlamak gerçek bir görev. Ve işte bugün, bunun nasıl yaşandığını hep birlikte görüyoruz.

ULUS DEVLETLERİN İSRAİL’E TEHDİT OLDUĞU AÇIKLAMASINA DAİR

Bu ciddi ve büyük çaplı açıklamalar. Öte yandan siz Osmanlı İmparatorluğu’nun millet sisteminden söz ettiniz ve aynı zamanda “Güçlü ulus devletler İsrail için tehdit olarak görülüyor” dediniz. Bu coğrafyada insanların askeri müdahale, bölünme ve dayatılmış yaptırımlar gibi pek çok acı hafızası hâlâ taze. Dolayısıyla insanlar şüpheci bakıyor: ABD büyükelçisinin bunları şimdi söylemesinin bir gizli gündemi var mı? Var mı böyle bir şey, Sayın Büyükelçi?

Hayır. Sorunuz için teşekkür ederim çünkü bu konular çok sık yanlış anlaşılıyor. Bu arada, sizin atıfta bulunduğunuz ifadeleri ben tam olarak o şekilde hiç söylemedim. Ama genel çerçevesini anlatayım. Nereye gittiğimize bakarken, özellikle bu coğrafyada, nereden geldiğimize de bakmalıyız. Geçmişten hangi dersler çıkar, hangileri işe yaradı hangileri yaramadı, bunu analiz etmek için buradan daha zengin bir ortam yok.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan söz ettiğimde, dünyanın dört bir yanında 550 yıllık bir hakimiyetten bahsediyoruz. Şimdi Türkiye, ne istediğine ve nasıl hissettiğine göre bir cumhuriyet olarak yeniden şekillendi. Osmanlı’nın geri kalan coğrafyası ise hala bu değişimin etkilerinden çıkmaya çalışıyor.

Millet sisteminden bahsettiğimizde aslında mezhepsel bir düzenden söz ediyoruz. Köyler, dinler, mezhepler, tarikatlar, kabileler, fraksiyonlar, tüm bunlar merkezi bir sistemde, cumhuriyet ya da demokrasi dediğimiz yapıda yan yana yaşayabilir mi? Amerika’da bunun mümkün olduğu kanıtlandı. Peki bu nasıl gerçekleşti? Çok uzun süren bir devrimci savaşla. O zamanlar, General olan George Washington Amerika’nın bağımsız bir devlet olacağını ilan etti ve başkan olması tam 12 yıl sürdü. Yani bu tür dönüşümler adım adım gerçekleşir.

Başkanımızın bakış açısı hiç değişmedi. “Güç yoluyla barış ve refah” ne demek? Bazen gücünüzü özellikle müttefiklerinizle birlikte kullanmanız gerekir ki barışın ve refahın ne anlama geldiğini gösterin. Bu konu aslında Amerikan politikasıyla doğrudan ilgili değil. Daha çok, herkesin artık kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini anlamasıyla ilgili.

Amerika rehberlik edebilir, yön gösterebilir, etkileyebilir, yardımcı olabilir ama sorumluluğu üstlenemez. İkinci Dünya Savaşı sonrası biz dünyaya teminat verdik. Denizleri koruduk, serbest ticareti oluşturduk, her bölgeyi destekledik. Ve bu iyi bir şeydi. Dünya savaş sonrası toparlandı. Herkesin bizim yardımımıza ihtiyacı vardı.

Bu, bir çocuğu yetiştirmeye benzer. En iyi yapabileceğiniz şey onu desteklemek, eğitmek, motive etmektir. Ama bir noktadan sonra o çocuğun kendi bağımsızlığını kazanması gerekir. Başkanımızın yapmaya çalıştığı şeyin tam olarak bu olduğunu düşünüyorum.

“SURİYE’DE ENTEGRASYON OLACAK”

Suriye konusunda size bir soru sormak istiyorum. YPG’den gelen bazı açıklamalar var ancak bunlar zaman zaman kafa karıştırıcı olabiliyor. Dün Mazlum Abdi “görüşmeler olumlu ilerliyor, entegre olacağız” dedi ve siz de bunu sosyal medyada paylaşıp memnuniyetle karşıladınız. Ama hemen ardından Ilham Ahmed, “silahsızlanmak ölüm demektir, bunu kabul etmeyiz” açıklamasında bulundu. Siz kısa süre önce Mazlum Abdi ile bir araya geldiniz. Ona ne tür mesajlar verdiniz? O size nasıl yanıt verdi? Entegrasyon olacak mı?

Sorunuza cevabım evet, bir entegrasyon olacak.

Mazlum Abdi bu süreci son derece sorumlu ve akıllıca yürütüyor. Kendi topluluğunun hassasiyetlerine karşı dikkatli davranıyor. Bakın, bu kolay bir şey değil. Yıllarca süren karşıtlıkların ardından ve PKK, YPG, SDG gibi yapıların birbirine karışmış olmasından doğan kafa karışıklığı… bu herkes için zorlu bir süreç.

SDG, Amerika’nın IŞİD’e karşı yürüttüğü terörle mücadele operasyonunda bir müttefikiydi. Ama Türkiye açısından, bunun PKK’yla—ki kendisi bir terör örgütüdür—olan ilişkisi çok karmaşık bir meseleydi.

Şimdi mesele şu: SDG ve YPG’nin yeni bir askeri, sivil ve siyasi yapıya nasıl entegre olacağı. Bu zaman alıyor. Ama hem Suriye hükümetinin bu sürece nasıl yaklaştığından hem de Mazlum Abdi’nin tutumundan gurur duyuyorum.

Sorumluluk alıyor, kendi toplumunu korumaya çalışıyor. Türkiye’ye karşı bir tehdit oluşturmuyor. Yeni yapının artık bütünleşmesi gerektiğinin farkında. Tüm bu “ayrı parmakların bir elde birleşmesi” gerekiyor. O, “tek ulus, tek halk, tek ordu” dediğinde bu çok büyük bir şey. Peki oraya nasıl ulaşılır? İşte şu anda bunun tanımını yapıyorlar.

Ama bunu sorumlulukla yapıyor. Türkiye de bu sürece katkı sağlıyor, sert değil, yol gösterici bir şekilde. Suriye hükümeti de özellikle Süveyda’da yaşananlardan sonra, tüm azınlık gruplarının sürece dahil edilmesi konusunda kararlı. Ama süreç henüz sadece yedi aylık. Ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. Bu zaman alacak.

Bu entegrasyon sürecine dair belirlenmiş bir takvim var mı? Entegrasyonun nasıl olacağına dair bir çerçeveniz var mı?

Hayır, şu anda bu yapının mimarisi oluşturuluyor. Öncelikle niyetin tanımlanması gerekiyor—ve evet, bir niyet var.

Bir anlaşma imzalandı, ancak bu anlaşma ilkelere dayalıydı. Yani detaylı maddeler içeren bir metin değildi; noktalama işaretleri bile yoktu diyebilirim.

Şimdi ise o “noktalama işaretlerini” belirleme aşamasındayız. Ve ben umutluyum; yakın gelecekte her şey netleşecek ve entegrasyon süreci başlayacak.

DÜRZİLER VE BEDEVİLER ARASINDAKİ ÇATIŞMA

Suriye’de Dürziler ve Bedeviler arasındaki kabile çatışmalarından bahsettiniz. Dürzi lider el-Hicri’nin güneyden kuzeye bir koridor ve belli bir özerklik talep ettiği iddiaları var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Şunu söylemek isterim ki, tam olarak ne olduğunu bütünüyle bilecek kadar elimizde yeterli bilgi yok. Ama şunu söyleyebilirim: Yaklaşık 20 yıl boyunca yaşanan vahşetler ve korkunç davranışlar oldu ve Suriye hükümeti bu azınlık bölgelerine merkezi bir destek sağlamadı. Süveyda veya Dara gibi, Şam’ın güneyindeki bölgelerde, Dürziler ve Bedeviler aslında kendi yönetim ortamlarında yaşıyorlardı. Esad hükümeti ne onlara yardım etti ne de pek çok konuda müdahale etti. Kendi güvenlik sistemleri vardı, kendi zayıf ama kendi uyguladıkları bir yönetim biçimleri vardı.

İsrail bu durumu rahat karşılıyordu çünkü bölge adeta bir askerden arındırılmış bölge gibiydi. Golan’dan güneyine kadar yaklaşık 130 bin İsrailli Yahudi’nin Suriye kökenli Dürziler olduğunu ve el-Hicri ile diğer Dürzi şeyhlerin köy köy siyasi olarak bölündüğünü görüyoruz. İsrail Dürzileri ise kardeş kardeş, kuzen kuzen aile bağlarıyla bağlılar. Bu sistem yıllarca iyi işledi çünkü İsrail, Esad rejiminin sınırına yakın askeri varlık göstermemesinden memnundu.

7 Ekim’den sonra ise İsrail şunu söyledi: “Sınırıma kimse yaklaşmayacak.” Bu sınırları daha sıkı koruyacağım. Rejimin ilk aylarında bu da kabul edilebilirdi; kimse Şam’a karşı sert hareket etmiyordu. Yeni Suriye hükümeti askeri yapısını toparlamaya çalışıyor. Bu kolay bir iş değil; tüm bu parçaları bir araya getirmek zor.

Bu talihsiz durum, bir kabile çatışması olarak başladı, Dürziler ile Bedeviler arasında bir köy kavgası. Sonra bu olay büyüdü ve Suriye hükümeti bu köy kavgasına müdahale etmek istediğinde, kanımca İsrail bunun sadece bir köy kavgası olmadığını, daha düşmanca bir varlık olduğunu düşündü. İşte bu noktada yanlış anlamalar başladı ve İsrail, konvoyları, Savunma Bakanlığı’nı ve sarayı bombalamaya başladı.

Yeni hükümet, Türkiye ile sınırları da dahil olmak üzere tüm sınırlarında yerini alırken katılım sağlayamayan ya da şu anda veya yeterince umutlu hissedemeyen kişilerin entegrasyonu sürecinde bu tartışma ya da olayların olması oldukça muhtemel.

Bunun büyük kısmı kabilevi. Eminim her iki taraf da hatalar yaptı. Bunu şöyle tarif edebilirim: 60 oyuncunun olduğu ama hiçbirinin forma giymediği ve 17 golün atıldığı bir futbol maçına gitmek gibi; ne olduğunu anlamak çok zor. Bu korkunç gerçek.

Korkunç vahşetlerden sorumlu olan ister Suriye hükümeti olsun isterse diğer taraflar, hesap vermeliler. Ama daha da önemlisi, Dürziler, Aleviler, SDG ve diğer tüm fraksiyonları kapsayan, onları merkezi hükümete entegre edecek bir sürece hızla geçmek gerekiyor

Suriye meselesinde İsrail ile ABD arasında bir görüş ayrılığı var mı? Çünkü siz “tek ordu, tek hükümet, tek millet” dediniz, ancak ardından İsrail’in Şam’a, Cumhurbaşkanlığı Sarayı dahil saldırılar düzenlediğini gördük.

Görüş ayrılığı aynı zamanda diyalogdur. Diyalog ve diplomasi durduğunda, asker botu sahaya iner. 8 veya 9 Aralık’ta İdlib’den Şam’a kadar Suriye Arap Cumhuriyeti fiilen yürürlüğe girdi. Bunu kimse beklemiyordu. Türkiye Cumhuriyeti bu geçişin önünü açmada harika bir iş çıkardı. Suudi Arabistan da düşünülenin çok daha altında bir kan dökülmesine yardımcı oldu. Ve aslında konuştuğumuz şey, Suriye halkı için yeni bir umut doğdu. 20 yıldır zulme ve cezaya maruz kalan insanlar için. Peki şimdi ne oluyor?

Yönetime gelen bu küçük grup her şeyi sorumlu bir şekilde kontrol etmeye çalışıyor ama kaynaklar sınırlı. Dünyanın da onlara gelip kaynak sağlamaya çalışması, şans vermesi gerekiyor. Plan B yok. Başkanımız, 12 veya 13 Mayıs’ta Suudi Arabistan’da bu işin hızla halledilmesi gerektiğine karar verdi. Bu da yaptırımların kaldırılması anlamına geliyor.

Yaptırımlar çok karmaşık kısıtlamalar ve gerçekten ekonominin akışını engelliyor. Suriye’de ekonomi yoktu. Merkez bankası yok, muhabir bankalar yok, ticaret durmuştu. Barter usulüyle işliyordu. Elektrik yok, enerji yok, yiyecek yok. Çok vahim durumdaydı.

İsrail ise kendi sorunlarıyla, özellikle Gazze ile uğraşıyordu. İsrail’in Lübnan sınırında Hizbullah, Hamas ile devam eden bir sorunu var, İran ise Suriye ovasının hemen karşısında gözler önünde duruyor. El Nusra’nın geçmişi var, bu yeni hükümet kuruluyor ve İsrail dost mu değil mi tartışmaları var. Herkes uyum sağlamaya çalışıyor.

Körfez ülkeleri diyor ki “Evet, bu yeni hükümeti destekliyoruz.” Türkiye diyor ki “Evet, biz de destekliyoruz.” Amerika diyor ki “Biz de destekliyoruz.” Avrupa da diyor ki “Biz de destekliyoruz.” İsrail ise sınırında izliyor.

Bu karmaşa, yanlış anlamalar ve iletişim kopuklukları yaşanıyor. Bunları nasıl çözersiniz? Neden olduğunu tek tek inceleyip, diyalog ve çözümle, savaşla değil. Bu bölgede ihtiyacımız olan en son şey daha fazla savaş. Savaşa başvurmak en son tercihimiz olmalı çünkü hiçbir zaman işe yaramadı. Hiçbir zaman.

Başkanımız her durumda bunu yapmaya çalışıyor. Çözüm için acele ediyor, bu konularda elinden gelen en iyi desteği veriyor. Çok sayıda ülke ve farklı planlar arasında yaşanan karmaşayı ayırmaya, “refah içinde yaşayabilirsiniz” diyerek ilerlemeye çalışıyor.

Sadece düşünün, Abraham Anlaşmaları’nı, bölgenin güçlü oyuncularından Türkiye’yi; ki Türkiye her geçen gün bölgedeki önemini artırıyor, birleştirdiğinizi. Ama sadece Türkiye değil; Arap olmayan nüfusu Müslüman ağırlıklı bir ülke olarak Türkiye, İsrail, Körfez, Suriye, Lübnan, Irak, Ürdün, kuzeye çıkın Azerbaycan, Ermenistan… Bunları birleştirdiğinizde dünyanın en güçlü bölgesi ortaya çıkar. Neden olmasın?

Tabii bu, onlarca yıl süren karmaşık, bazen de yozlaşmış siyasi sistemlerden geçmeyi gerektiriyor ama gelin çocuklarımıza, torunlarımıza başka bir şey verelim.

Umuttan bahsediyorsunuz ama ben bu bölgeyi de biliyorum… Hipotetik konuşmak istemem ama bu bölgede her şey göz açıp kapayıncaya kadar olabilir. Peki ya bu görüşmeler başarısız olursa? Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan “bölme girişimi olursa müdahale ederiz” dedi. Bir gün önce de Türk Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir araya geldiniz. Eğer görüşmeler başarısız olursa ve Türkiye müdahale ederse ABD ne yapar?

Böyle şartlarda taraflardan herhangi birinin ne yapacağına dair varsayımlarda bulunarak bir cevap veremem. Ama size söyleyebilirim ki, dünyadaki en iyi dışişleri bakanlarından birine sahipsiniz. Hakan Fidan her gün çevresindeki en karmaşık konularla uğraşıyor ve bunu zerafet, incelik ve derin düşünceyle yapıyor. Aynı şekilde İbrahim Kalın, istihbarat kurumunuz da öyle.

Bu ani gelişen olayların, özellikle burada, kimsenin askeri müdahalesine yol açtığını sanmıyorum çünkü suçlunun kim olduğunu asla tam bilemezsiniz. Yeni Suriye’yi bozmak isteyen düşman çok fazla; yüzlercesi var, ama bunlar aklınıza hemen gelenler değil.

Mesela İran var, ki ABD için kesinlikle bir düşman. Türkiye ile ilişkileri farklı. 13.000 İranlı gidip geliyor burada. İran halkıyla ilgili değil, rejimle ilgili. Başkan Trump, can kaybına sebebiyet vermeden bir şey söylediğinde ve kimse ona inanmadığında neler olduğunu çok iyi şekilde gösterdi. Türkiye durumu çok farklı, Suriye de öyle. Hakan Fidan’ın Suriye’ye destek vermesi ve İsrail-Türkiye arasındaki bu retorik hakkında söylediklerine gelince… Bir zamanlar İsrail ile Türkiye arasında bir iyi bir ilişki vardı. Türkiye, 1948 Balfour Deklarasyonu’ndan sonra İsrail’i tanıyan ilk ülkeydi. 7 Ekim’den önce neredeyse bir ticaret anlaşması yapılacaktı. Şimdi yaşanan, şahsi fikrim, büyük ölçüde Gazze ile ilgili. Gazze devam ettiği sürece, özgür dünyanın birçok kesiminin, özellikle İslam dünyasının, olan biteni anlaması zor. Ama Hristiyan dünyası ve Yahudi dünyası da sınırda, nasıl devam edeceğini anlamaya çalışıyor.

Bence Gazze sorunu sona erdiğinde, ki bizim özel elçimiz Steve Wittkof’un, Türkiye ve Katar’ın yardımlarıyla yürüttüğü barış anlaşması müzakereleri bu konuda büyük ilerleme sağladı, o zaman bölgede gerçek bir yeniden yapılanma göreceksiniz.

Ama terör her yerde var. Terör umutsuzluktan, kafa karışıklığından ve kötü niyetli kişilerden doğuyor. Gördüğünüz gibi istihbarat servislerimiz birbirine düşman değil. Amerika örneğin tam aksine, Hakan Fidan ile bir işbirliği içinde. Altı gün önce gerçekleşen en başarılı terörle mücadele operasyonlarından birinde Türkiye büyük rol oynadı; biz, Türkiye ve Suriye birlikte önemli bir IŞİD bileşenini etkisiz hale getirdik.

Bu işbirliği devam ettikçe, insanlar daha rahat oldukça, diyalog ve diplomasi suları sakinleştirmeye başladıkça, yine işleri bozmak isteyenler olacaktır. Sadece bunları aşmamız gerekiyor. Gürültüyü duymamalısınız. Karmaşık bir durum. Hatalar olabilir ama ilerlemeye devam etmeliyiz.

GAZZE’DEKİ İNSANİ DURUM

Gazze’den bahsettiniz. İki İsrailli insan hakları örgütü ilk kez Gazze’de soykırım yapıldığını açıkladı. İsrail soykırım işliyor. ABD Başkanı ise, “Gerçek bir açlık var, görüyorum, bunu taklit edemezsiniz” dedi. Fransa ve İngiltere Filistin devletini tanımaya hazırlanıyor. Açlıktan ölen çocuklar ve İsrail’in işlediği vahşet görüntülerine ilk tepkiniz nedir?

İki türlü tepki vereceğim. Kişisel tepkim, bütün bunlar beni çok rahatsız ediyor ve ağlamak istiyorum. Kimseyi suçlamadan, biz medeniyet olarak nereye geldik? Savaşı anlamak zor geliyor bana. İnsanlar neden bu yola başvuruyorlar, hala anlayamıyorum. Bu benim kişisel görüşüm.

Profesyonel görüşüm ise basit. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Dışişleri Bakanı ve ABD, Hamas ateşkes ilan edip bitene kadar Filistin devletinin tanınmayacağı yönünde net bir duruşa sahip. Bu konuda çok açık oldular. Bu duruşun karşısında olanların bir görüşü var elbette.

Bu görüşü anlıyorum ama Amerikalıların bakış açısından da bu durum kabul edilemez. Bu durum devam ettiği sürece Filistin Devleti’nin tanınması mümkün olmayacak.

F-35 VE S-400 MESELESİ

F-35 jetleri ve S-400 meselelerini yıllardır tartışıyoruz. Bu konuda herhangi bir orta yol çözümü gündemde mi?

Kesinlikle. Bir çözüm bulacağız.

Ama Türkiye sadece bir savunma ortağı değil, bölgesel bir parçamız olmalı. Savunma alanında yaptıkları, üretimde yaptıklarıyla birlikte Amerika ile beraber sadece bölge için değil, tüm bölge için bu güvenlik mekanizmasının merkezi olmamız gerekiyor.

Bu mesele 2017’den kalma ve yanlış anlaşılan bir konu. On yıl sonra çok farklı bir ortamdayız ve çözüme koşuyoruz. F-35, F-16, S-400 meselesi, ki bu politik bir sürtüşmeydi, hepsinin çözümü var. Özellikle 100 milyar dolarlık ticaret hacmi kurarken ve NATO giderek Türkiye’den daha fazla yardım, tavsiye ve destek beklerken.

Umarım kısa vadede bir çözüm görürüz. Sanırım giderek yaklaşıyoruz.Ben hep düşünüyorum, icat etmektense ilerlemek için geçmişin derslerine bakmak lazım ve burada bu dersler mevcut.

Bölgenin DNA’sına sahip olduğunuzu, DNA’nızın bu bölgeye ait olduğunu söylediniz. Burada geçirdiğiniz son iki ayda, ‘Evet, bu yanım kesinlikle bu DNA’dan geliyor’ dediğiniz bir an oldu mu?

Pek çok an oldu. Dürüst olmak gerekirse ruhumun birçok yönden evine geldiğini hissediyorum. Bence sahip olduğum azıcık başarı oradan geliyor. Babam küçük bir bakkaldı.

Özellikle çarşılarda ve pazar yerlerinde, biri gözlerime baktığında ve beni hemen anladığında, alıcı olduğumu sanıyorlar. Halbuki ben satıcıyım. Nereye gideceğimi biliyorlar. Orada hayatı öğreniyorsunuz.

Bunun dışında, insanların zarafeti, aile bağları, değerler hepsi…

Tom Barrack’ı bir büyükelçi, bir diplomat olarak tanıyoruz. Ama siz aynı zamanda bir iş insanısınız. Hangisi sizin için daha zor?

Bence her ikisinin de ortak noktası diplomasi. Çünkü benim gibi insanlar gelip geçici. Ben kalıcı değilim. Başkanım bana dedi ki: “Bir şeyleri halletmemiz gerek. Türkiye ile daha iyi bir ilişki kurmak istiyorum. Ortadoğu zor bir dönemden geçiyor. Sen bu kökenden geliyorsun, iş geçmişin 50 yıldır bu bölgede. Git ve bir sonuç al.”

Bu diplomasi değil, bu bir olaydır. Diplomasi, o tuğlalar arasındaki harç gibidir; siyasi rüzgârlar esip geçerken, o iletişimi sürdürebilmek için vardır ama bir sonuç hedeflemeden. Bu ben değilim. Bu benim başkanım da değil.

Benim patronum sonuç istiyor. Ve burada istediği şey şu: Türkiye’nin Amerika ile yan yana, daha yüksek bir öneme ulaşması. Ortadoğu’nun bir tür İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde barışa kavuşması. Herkes kendi bakış açısını koruyabilir ama bir uyum sağlanmalı. Ve bunu kendi görev süresi içinde yapmak istiyor.

O yüzden şöyle bakıyorum: Benim raf ömrüm çok kısa. Daha çok çalışmam, daha akıllı çalışmam, çıkarlarla uyumlu olmam gerekiyor. Geçmişin derslerini yanımda taşımalıyım. Bu süreçte, bu topraklarda ruhum da beslendi, çünkü dürüst olmak gerekirse, eve dönmüş gibi hissediyorum.

Başkan Trump’la çok iyi ilişkileriniz var, hatta yakın bir dostusunuz, değil mi? Aynı zamanda Türk yetkililerle Başkan Trump arasında bir köprü gibisiniz. Peki orada neler oluyor? Başkan Trump’la ve Türk yetkililerle düzenli görüşüyor musunuz? İlişkiniz nasıl?

Evet, görüşüyorum. Başkan Trump ile ilişkim çok yakındır, 40 yıldır kişisel dostuz. Ama o Amerika Birleşik Devletleri Başkanı. Ben sahada çalışan bir neferim. Dolayısıyla elbette onunla sıkça konuşuyorum. Ondan talimat alırım.

Türk yetkililerle diyalog da çok güçlü. Eskisinden çok daha iyi. Ve onlar son derece sorumluluk sahibi insanlar. Başkan Erdoğan ile Trump’ın da bir ilişkisi var. Başkan Trump böyle çalışmayı sever. Önce yeri, sistemi, siyaseti değerlendirir; sonra da o sistemden sorumlu olan kişiyle, yani liderle ilişki kurar.

Biz o ekibe büyük saygı duyuyoruz. El ele çalışıyoruz. Ve bu iki başkan doğrudan iletişim kuruyor. Patronum bildiğiniz gibi bir “anlaşma sağlayıcıdır.” Burada sadece Boğaz’da dolaşıp keyif yapmak için bulunmuyor. Yardım etmek, ilham vermek ve gerçek bir ortaklık kurmak istiyor.

KAYNAK: HABERTÜRK

The post Tom Barrack’tan flaş SDG açıklaması: Suriye’de entegrasyon olacak appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/tom-barracktan-flas-sdg-aciklamasi-suriyede-entegrasyon-olacak.html/feed 0 82345
Teknoloji ve yenilik tabanlı girişimlerin “teknogirişim rozeti” alma şartları belli oldu! https://memur70.com/teknoloji-ve-yenilik-tabanli-girisimlerin-teknogirisim-rozeti-alma-sartlari-belli-oldu.html https://memur70.com/teknoloji-ve-yenilik-tabanli-girisimlerin-teknogirisim-rozeti-alma-sartlari-belli-oldu.html#respond Thu, 03 Jul 2025 11:00:08 +0000 https://memur70.com/?p=81218

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan "Teknoloji ve Yenilik Odaklı Girişimlerin Belirlenmesi ve Belgelendirilmesine Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

The post Teknoloji ve yenilik tabanlı girişimlerin “teknogirişim rozeti” alma şartları belli oldu! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Türkiye’de kurulan, şahıs veya sermaye şirketi statüsünde olan, küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) vasfını taşıyan, kuruluş tarihleri itibarıyla 15 yılını dolduran girişimler, teknoloji ve yenilik tabanlı, ölçeklenebilir iş modeline sahip bulunduğunu gösteren “teknogirişim rozeti”ne sahip olacak.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan “Teknoloji ve Yenilik Odaklı Girişimlerin Belirlenmesi ve Belgelendirilmesine Dair Yönetmelik”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmelikle, teknoloji ve yenilik tabanlı faaliyetler yürüten, ölçeklenebilir bir iş modeline sahip girişimlerin belirlenmesi ve bu girişimlere teknogirişim rozeti verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlendi.

Buna göre, girişimlerin söz konusu rozete başvuru yapabilmesi için Türkiye’de kurulmuş şahıs veya sermaye şirketi statüsünde olmaları, KOBİ vasfını taşımaları, bağımsız işletme olmaları gerekiyor. Ayrıca bu girişimlerde, kuruluş tarihi itibarıyla 15 yılını doldurmaları şartı aranacak.

  • Söz konusu rozet, girişimin teknoloji ve yenilik tabanlı, ölçeklenebilir iş modeline sahip olduğunu gösteren bir belge niteliği taşıyacak.
     
  • Teknogirişim rozetini almak isteyen işletmeden istenecek belgeler Milli Teknoloji Genel Müdürlüğünce belirlenerek, ilgili internet sayfasından ilan edilecek.
     
  • Genel müdürlük, başvuru formunda eksiklik tespit ederse bunu söz konusu girişime bildirerek, eksikliğin en geç 90 gün içinde tamamlanmasını isteyecek. Bu sürede eksiklerini tamamlamayan girişimlerin değerlendirme süreci sonlandırılacak.
     

Değerlendirme sonucu olumsuz yönde verilen kararlara karşı bir kereye mahsus itiraz hakkı kullanılabilecek. Girişimin, itirazı kararın kendisine bildirildiği tarihten itibaren 15 iş günü içinde genel müdürlüğe yazılı olarak iletmesi gerekecek.

ROZET 3 YIL GEÇERLİ

Teknogirişim rozetinin geçerlilik süresi ise girişimin kuruluş tarihi dikkate alınmaksızın, belgenin verildiği tarihten başlayarak 3 yılın sonunda sona erecek. Rozetin yenilenmesi için ilgili internet sayfasında ilan edilen, Milli Teknoloji Genel Müdürlüğünün belirlediği süre içinde girişim tarafından başvuru yapılması gerekecek.

Belirlenen sürede yenileme başvurusu yapmayan girişimin belgesi iptal edilecek. İptal kararının alındığı tarihten itibaren en erken 6 ay sonra tekrar başvuru yapılabilecek.

Teknogirişim rozeti belgesinin geçerlilik süresi içinde girişimin ortaklık yapısında yüzde 10’un üzerinde bir değişiklik olursa genel müdürlüğe en geç 90 gün içinde bildirim yapılması gerekecek.

KAYNAK: AA

The post Teknoloji ve yenilik tabanlı girişimlerin “teknogirişim rozeti” alma şartları belli oldu! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/teknoloji-ve-yenilik-tabanli-girisimlerin-teknogirisim-rozeti-alma-sartlari-belli-oldu.html/feed 0 81218