Neden – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi Sun, 29 Jan 2023 10:00:17 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.4 https://memur70.com/wp-content/uploads/2020/11/cropped-favicon-32x32.png Neden – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com 32 32 185966257 Araç alıp satacaklar dikkat: Yargıtay’dan emsal ‘motor’ kararı https://memur70.com/arac-alip-satacaklar-dikkat-yargitaydan-emsal-motor-karari.html https://memur70.com/arac-alip-satacaklar-dikkat-yargitaydan-emsal-motor-karari.html#respond Sun, 29 Jan 2023 10:00:17 +0000 https://memur70.com/?p=46649

Yargıtay araç sahiplerini ilgilendiren emsal bir karara imza attı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 'araçta yapılan motor değişikliğinin değer artışına değil değer kaybına neden olacağı kuşkusuzdur' dedi.

The post Araç alıp satacaklar dikkat: Yargıtay’dan emsal ‘motor’ kararı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Davacı durumdaki bir turizm ve nakliye şirketi şirkete ait aracın 55 bin kilometre bakımının yapılması için anlaşmalı olduğu servise bıraktı. Şirket aracı teslim aldıktan sonra aracın motorunun bakım zamanı yapılan bir hatadan dolayı kullanılamaz hale geldiğini iddia ederek servis hakkında şikayette bulundu. Servis 2011 yılında araca yeni bir motor temin ederek davacı şirkete teslim etmek istese de, aracın sahibi şirket aracın yeni motor şase numarası ruhsata işlenmediğinden, trafiğe çıkamayacak durumda olduğunu ve kiraya verilip kullanılamayacağını belirterek kabul etmedi ve servise avukatı aracılığıyla ihtarname gönderip aracın yeni bir araçla değiştirilip teslim edilmesini istedi.

HATASIZ ARAÇ RUTİN BAKIM SIRASINDA AYIPLI HALE GETİRİLDİ

ihtarnamenin tebliğ edilmesine rağmen, servis ihtara cevap vermeyince, dava açan şirket “rutin bakım için hatasız olarak servise teslim edilen aracın başka bir motor takılması ile ayıplı hale gelip değer kaybettiğini, aracın değer kaybetmesinin yanı sıra kiraya verilememesinden dolayı da zarar oluştuğunu belirterek yargılama sırasında, araç fatura bedeli için 135 bin 834,07 TL, günlük 500 TL’den 45 günlük araç kiralama bedeline karşılık 22 bin 500 TL ve bin TL manevi tazminat olmak üzere toplam 159 bin 334,07 TL talep etti.

Davalı servisin vekili avukat cevap dilekçesinde, “Davacının araçtan yararlanamaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, aksine motoru, turbosu ve triger seti tamamen yenilenen aracın değer kazandığını, dava konusu aracın davacının sunduğu kira sözleşmesinde belirtilen araçla aynı olmadığını ve davacının hiçbir zararının bulunmadığını” belirterek davanın reddini savundu.

Asliye Ticaret Mahkemesi, “Bilirkişi heyetinden alınan raporlara göre dava konusu araca sıfır kilometre yeni bir motor takıldığı, aracın iki yıl boyunca kullanılan motorunun davalı tarafından değiştirilmesinin herhangi bir değer kaybına neden olmayacağı gerekçesiyle aracın onarımı sırasında oluştuğu ileri sürülen arıza nedeniyle 135 bin 834,07 TL araç bedeli talebinin ve davalı şirketin iyi niyetle aracın motorunu masrafı kendisine ait olmak üzere bütünüyle değiştirmesi nedeniyle gerekçeleri oluşmayan manevî tazminat isteminin reddine, aracın servise bırakıldığı tarihi ile teslim alınması için gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi arasında on yedi gün olduğu, aracın teslim edildiği gün düşüldüğünde hatalı onarım nedeniyle aracın davalı şirkette kaldığı 16 gün için 8 bin TL kira geliri kaybı oluştuğu gerekçesiyle de davanın kısmen kabulü ile, 8 bin TL maddi tazminatın işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verdi. Mahkemenin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulundu.

YARGITAY (KAPATILAN) 15. HUKUK DAİRESİ KARARI BOZDU

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, “Davacı, davalı servisin hatalı hizmeti sonucunda aracının hasar gördüğünü, motorunun değiştirilmesi nedeniyle ayıplı hale geldiğini ve değer kaybına uğradığını, yapılan yazışmalardan da olumlu cevap alınamadığını ileri sürerek, gelir kaybı yanında aracın değer kaybına da neden olunduğunu ileri sürmüştür. Alınan bilirkişi kurulu raporuyla, aracın rutin bakımının yapılması için davalı şirkete teslim edildiği, sonrasında yağın konulmaması nedeniyle aracın motorunun yanmış olduğu, hatanın servis in işleminden kaynaklanıp, tamir edilemeyeceği nedeniyle davalı tarafından (0) km yeni bir motor takıldığı ve değer kaybının söz konusu olamayacağı bilirkişi raporuyla belirlendiğinden bahisle davadaki bu istem reddedilmiştir.

Ek raporda bilirkişi kurulu, ikinci el araç ile sıfır kilometredeki araç arasındaki fiyat farkının temeli, aracın motorunun yorulmasından kaynaklandığını, ikinci el araç değerleri belirlenirken kaç kilometrede olduğunun büyük önem arzettiği, davacı şirketin aracının motorunun 55 bin 686 km yol yapmışken, motorunun yenisiyle değiştirilmesinin araçta meydana getireceği değer artışının orjinalliğinin bozulmasının sebep olacağı değer kaybından daha fazla olacağından bahisle kök rapordaki görüşünü tekrarlamıştır. Oysa motor değişikliğinin araçta meydana getireceği değer artışının ve değer kaybından daha fazla olması hayatın olağan akışına aykırı olup, araçta kısmen de olsa değer azalacağı kuşkusuzdur. İkinci el araç alınırken araçta sadece motor kilometresine bakılarak karar verilmediği, aracın kaza geçirip geçirmediği gibi diğer unsurlar da belirleyicidir. Bu nedenle mahkemece otomotiv sektöründen yeni bir bilirkişi seçilmek suretiyle aracın değer kaybının objektif kriterler gözetilerek belirlenip, alınacak rapora itirazlar karşılanıp, gerektiğinde çelişki halinde yeni bir rapor alınmalı ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir” gerekçesiyle kararı bozdu.

Asliye Ticaret Mahkemesi 10.10.2019 tarihli kararı ile değer kaybına ilişkin talep bakımından ise önceki gerekçe aynen tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verdi ve direnme kararı yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edildi.

Yargıtay: “Araçta yapılan motor değişikliğinin değer artışına değil değer kaybına neden olacağı kuşkusuzdur”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “Davacı tarafından bakımının yapılması amacıyla davalı şirkete teslim edilen araçta motor değişikliği nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tespiti bakımından hükmün dayanağı bilirkişi raporları alınmış ise de; raporu düzenleyen bilirkişi heyeti işin tekniği konusunda uzman olmadığı gibi, raporda yapılan dava konusu araçta iki yıl boyunca kullanılan motorun sıfır kilometre yeni bir motor takılarak değiştirilmesinin herhangi bir değer kaybına neden olmayacağına yönelik tespit de doğru olmamıştır. Zira araçta yapılan motor değişikliğinin değer artışına değil değer kaybına neden olacağı, aracın değerinde kısmen de olsa azalma ve motor değişikliği sonucu ikinci el olan araç ile sıfır kilometre yeni araç arasında fark olacağı kuşkusuzdur. Bu durumda mahkemece; HMK’nın 266 ve devamındaki madde hükümleri gereğince otomotiv sektöründe uzman olan yeni bir bilirkişi seçilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davacının talep ettiği değer kaybı zararı, aracın tamir tarihi itibariyle hasarsız hâldeki ikinci el değerinin serbest piyasa şartlarına göre tespit edilmesi ve tamirden sonra aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak serbest piyasa şartlarında ikinci el araç değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının objektif kriterlerle tespit edilmesi suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir” diyerek yerel mahkemenin direnme kararını bozdu.

 

KAYNAK: İHA

The post Araç alıp satacaklar dikkat: Yargıtay’dan emsal ‘motor’ kararı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/arac-alip-satacaklar-dikkat-yargitaydan-emsal-motor-karari.html/feed 0 46649
Enerji krizi Hollanda’yı vurdu! Firmaların yüzde 8’i iflas edecek https://memur70.com/enerji-krizi-hollandayi-vurdu-firmalarin-yuzde-8i-iflas-edecek.html https://memur70.com/enerji-krizi-hollandayi-vurdu-firmalarin-yuzde-8i-iflas-edecek.html#respond Wed, 12 Oct 2022 14:00:11 +0000 https://memur70.com/?p=41961

Hollanda seracılık sektör kuruluşu Glastuinbouw Nederland, üyeleriyle yaptığı son anketin sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı. Seracılıkla ...

The post Enerji krizi Hollanda’yı vurdu! Firmaların yüzde 8’i iflas edecek appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Hollanda seracılık sektör kuruluşu Glastuinbouw Nederland, üyeleriyle yaptığı son anketin sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı.

Seracılıkla uğraşan şirketlerin yaklaşık üçte birinin yüksek gaz ve elektrik fiyatları nedeniyle likidite sorunu yaşadığı kaydedilen açıklamada, “Enerji krizinin Hollanda seracılığı için felaket sonuçları oldu. İşletmelerin yüzde 8’inin bu yıl iflas başvurusunda bulunması bekleniyor.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, sektördeki şirketlerin dörtte birinin istihdam kaybı tahmininde bulunduğu ve firmaların yüzde 75’inin likidite sorunları nedeniyle ürün yetiştirme stratejilerini değiştirdiği vurgulandı.

Enerji krizi nedeniyle piyasada daha az Hollanda sebzesi, meyvesi, çiçeği ve bitkisinin bulunacağına işaret edilen açıklamada, yakın zamanda ürün yelpazesinin daha da daralacağı belirtildi.

HOLLANDA, AVRUPA’DA EN FAZLA ÇİÇEK İHRAÇ EDEN ÜLKE 

Açıklamada, sera ve bahçecilik şirketlerinin enerji dönüşümü için yeterli mali kaynak ve teşviklere sahip olmadığının altı çizildi.

Enerji krizinin mevcut gelir modeline uymayan bir maliyet artışına neden olduğu ifade edilen açıklamada, sektöre yeterli destek sağlanmaması halinde krizin Hollanda ekonomisi için “felaket” sonuçlar ortaya çıkaracağı kaydedildi.

Hollanda, Avrupa’da en fazla çiçek ihraç eden ülke konumunda bulunuyor. Ülke, seralarıyla Avrupa’nın taze meyve ve sebze üretiminde de önemli rol oynuyor.

Seralarda, ısıtma ve aydınlatma sistemleri nedeniyle yoğun enerji kullanılıyor.

KAYNAK: AA

The post Enerji krizi Hollanda’yı vurdu! Firmaların yüzde 8’i iflas edecek appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/enerji-krizi-hollandayi-vurdu-firmalarin-yuzde-8i-iflas-edecek.html/feed 0 41961
Avrupa ülkeleri kış aylarında daha fazla kömür kullanacak https://memur70.com/avrupa-ulkeleri-kis-aylarinda-daha-fazla-komur-kullanacak.html https://memur70.com/avrupa-ulkeleri-kis-aylarinda-daha-fazla-komur-kullanacak.html#respond Tue, 23 Aug 2022 21:00:08 +0000 https://memur70.com/?p=39692

Rusya-Ukrayna savaşının neden olduğu belirsizlikler ile doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki hızlı yükseliş, piyasalarda kömür fiyatlarını son 1 ...

The post Avrupa ülkeleri kış aylarında daha fazla kömür kullanacak appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Rusya-Ukrayna savaşının neden olduğu belirsizlikler ile doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki hızlı yükseliş, piyasalarda kömür fiyatlarını son 1 yılda 4 katına çıkararak tonunu 400 doların üzerine taşıdı. Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş sonrası Avrupa’ya doğal gaz akışının durma noktasına gelmesi sonrası kış boyunca kıtanın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayabilmek için kömür kullanımının artırması bekleniyor.

Türkiye Kömür İşletmelerinin (TKİ) de üyesi olduğu Brüksel merkezli Avrupa Kömür ve Linyit Birliği (EURACOAL) Genel Sekreteri Brian Ricketts, AA muhabirine, kömür piyasalarında son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hali hazırda Avrupa piyasalarında eylül vadeli sözleşmelerde kömürün ton fiyatının 405 dolar seviyesinde olduğunu anımsatan Ricketts, “Kömür fiyatları sonsuza kadar bu kadar yüksek kalmayacak. Aşağı inecek.” dedi.

Bu aşamada kömür fiyatlarının geleceğine ilişkin öngörüde bulunmanın zor olduğuna işaret eden Ricketts, “Kömür fiyatlarının çok hızlı yükseldiğini gördük. Yani fiyatlar hem tarihi yüksek seviyelerde hem de çok oynak. Dolayısıyla böyle bir piyasada tahmin yapamazsınız.” ifadelerini kullandı.

Ricketts, kömür fiyatlarının geçen yıl bu dönemde 100 dolar, bir önceki yıl ise 60 dolar seviyesinde seyrettiğini, son dönemde ise hızla yükseldiğini dile getirdi.

Rusya’dan Avrupa’ya doğal gaz akışının özellikle kış aylarında kesintiye uğrama ihtimali olduğunu hatırlatan Ricketts, “Bu kış kriz nedeniyle pek çok Avrupa ülkesi daha fazla kömür yakmayı planlıyor.” diye konuştu.

Avrupa’da özellikle, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda, Avusturya, Polonya, Macaristan, Çekya ve Yunanistan’ın kömürden daha fazla elektrik üretim potansiyeli olduğunu vurgulayan Ricketts, bu ülkelerin kömür santrallerini tekrar açtıklarını veya santrallerinin faaliyet sürelerini uzattıklarını kaydetti.

Ricketts, kömürün krize rağmen Avrupalıların gözünde bir “kurtarıcı” olmadığını ama mevcut durumda geçmişe kıyasla daha olumlu karşılandığını belirtti.

Avrupa ülkelerinin, ithal doğal gaza güvenmenin bir hata olduğunu anladığına işaret eden Ricketts, AB’nin bu duruma karşı yenilenebilir enerji gündemine odaklandığını ifade etti.

Gaz boşluğunu kömür dolduracak

Yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde kömürün doğal gazdan ortaya çıkan boşluğu dolduracağına dikkati çeken Ricketts, bu aşamada AB’nin enerji arz güvenliği nedeniyle kömürle ilgili belirli düzenlemeleri gevşetmek için adımlar atabileceğini söyledi.

Ricketts, AB ülkelerinin bu aşamada hedeflerinin, karşılaştıkları bu zor durum karşısında enerjide istikrarı sağlamak olduğunu belirterek, buna rağmen kriz nedeniyle AB enerji ve iklim politikasında büyük bir değişiklik olmayacağını dile getirdi.

Avrupa’nın elektrik üretiminde kömürün payının geçen yıl yüzde 15 civarında seyrettiğini anımsatan Ricketts, “Gaz krizi nedeniyle bu kış kömürden elektrik üretiminin daha yüksek olmasını bekliyoruz. Kömürün payı zaten yükseldi ve muhtemelen daha da yükselecek. Yıl sonuna kadar kömürün elektrik üretimindeki payı yüzde 20’nin üzerine çıkabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Kömür tedarik sorunları

Ricketts, kömür tedariki konusunda ise bazı zorluklar yaşandığına dikkati çekerek, AB içinde termik santrallerin kömür sağlanan limanlara görece uzak olduğunu, kömürün santrallere ulaşımında ciddi sorunlar yaşandığını belirtti.

Özellikle kömür taşımak için kullanılan büyük kanallarda su seviyelerinin nakliye için yetersiz olduğunu hatırlatan Ricketts, bu nedenle kömürün demir yollarında taşındığını, darboğazlar ve tedarik sıkıntıları yaşandığını ifade etti.

Ricketts, AB’nin, Rusya’ya yaptırımları kapsamında ağustos ortasında kömür ithalat yasağı koyduğunu anımsatarak, bu süreçte limanlardaki kömür stoklarının arttığını vurguladı.

Bu aşamada Avrupa’ya Rusya’dan kömür gelemeyeceğini belirten Ricketts, kömürün artık başta ABD ve Endonezya gibi ülkelerden tedarik edildiğini söyledi.

Ricketts, Rusya’nın ise uluslararası piyasalarda kömürünü ancak üretim maliyetinin biraz üzerinde satabildiğini, Rusya’nın, uyguladığı fiyatlardan hiç memnun olmadığını, kömür alan ülkelerin ise bu durumdan memnun olduğunu anlattı.

Kömür tedarikinin çok çeşitli kaynak ülkeden gelebileceğini vurgulayan Ricketts, Avrupa’nın bu ürünü başka kaynaklardan tedarik edebileceğini kaydetti.

Yeni kömür santrali yatırımı yok

Ricketts, gaz krizi nedeniyle Avrupa’da herhangi bir ülkenin yeni kömür santrallerine veya kömür madenlerine yatırım yapmasını beklemediğini, AB iklim politikasının buna engel olduğunu ifade etti.

Avrupa’da mevcut durumda kömür piyasalarını karbon fiyatlarının yönlendirmediğini belirten Ricketts, “Kömür fiyatlarını doğal gaz yönlendiriyor. Gaz fiyatlarının artması kömür fiyatlarını da yukarıya çekti.” dedi.

Son dönemde kömürün üretim maliyetlerinde ise önemli bir artış yaşanmadığına işaret eden Ricketts, kömür fiyat artışının piyasa dinamikleri ve yüksek gaz fiyatları tarafından yönlendirildiğini vurguladı.

Ricketts, Avrupa’da hali hazırda gaz depolama seviyelerinin iyi göründüğünü ancak bu dönemde gazın kesinlikle çok pahalı olacağını sözlerine ekledi.

Rusya, yaptırımların öncesinde AB ülkelerine en fazla kömür tedarik eden ülke konumundaydı. Rusya, kömür ihracatının yaklaşık yüzde 25’ini Avrupa’ya yapıyordu.

AB ülkeleri ise toplam kömür ithalatının yüzde 45’ini, elektrik üretiminde kullanılan termal kömürün de yüzde 70’ini Rusya’dan sağlıyordu.

Rusya Enerji Bakanlığı verilerine göre, Rusya 2021’de AB’ye 48,7 milyon ton kömür sattı.

KAYNAK: AA

The post Avrupa ülkeleri kış aylarında daha fazla kömür kullanacak appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/avrupa-ulkeleri-kis-aylarinda-daha-fazla-komur-kullanacak.html/feed 0 39692
Rakip firma için istifa edene tazminat yok https://memur70.com/rakip-firma-icin-istifa-edene-tazminat-yok.html https://memur70.com/rakip-firma-icin-istifa-edene-tazminat-yok.html#respond Tue, 16 Aug 2022 18:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=39403

Tam dört senedir çalıştığı işyerinde, resmi izin günleri ve fazla mesai ücretlerini alamadığını öne süren işçi, istifa edip, ertesi gün aynı ...

The post Rakip firma için istifa edene tazminat yok appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Tam dört senedir çalıştığı işyerinde, resmi izin günleri ve fazla mesai ücretlerini alamadığını öne süren işçi, istifa edip, ertesi gün aynı sektörde çalışan başka bir fabrikada mesaiye başladı. Alacakları için eski işyerinden eli boş dönen işçi, soluğu İş Mahkemesi’nde aldı.

Davacı işçi; çalışması boyunca fazla mesai yaptığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde dahi çalışmaya devam ettiğini ancak hak ettiği ücretlerin ödenmediğini, iş akdinin ise haksız bir şekilde sonlandırıldığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti.

Davalı patron ise davacının asgari ücretle çalıştığını, başka bir işyerinde iş bulması nedeniyle istifa ederek kendi isteği ile işten ayrıldığını, iddia ettiği gibi fazla mesai yapmadığını savunarak davanın reddini istedi. Mahkeme; davacının iş akdinin davalı işveren tarafından haksız nedenle feshedildiği kabul edilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı taleplerinin kabulüne, davacı tarafından ispatlanamayan fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti taleplerinin reddine karar verdi. Kararı her iki taraf avukatı da temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi.

İstifa edene kötü haber

Emsal nitelikte karara imza atan Daire, kenti isteğiyle istifa eden işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmemesi gerektiğine hükmettti. Kararda şöyle denildi: “Davacı, dava dilekçesinde iş akdinin nasıl sona erdiğine ilişkin bir açıklama yapmamış, davalı ise davacının başka yerde iş bulduğu için işi kendi isteğiyle bıraktığını savunmuştur. Dosya arasında bulunan hizmet döküm cetveli incelendiğinde davalı işyerinde iş akdi sona eren davacının bir gün sonra dava dışı başka bir işyerinde işe girişinin yapıldığının görüldüğü, ayrıca yine dosya içinde bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu işten ayrılış bildirgesinde davacının işten çıkış nedeninin Kod 3 ( işçinin iş akdini haklı neden olmadan feshi – istifa) olarak gösterildiği anlaşılmakla davacının işi kendi isteğiyle bıraktığının kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.”

KAYNAK: İHA

The post Rakip firma için istifa edene tazminat yok appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/rakip-firma-icin-istifa-edene-tazminat-yok.html/feed 0 39403
Akaryakıtta çifte indirim sonrası kritik açıklama! Petrol fiyatlarında düşüş sürecek mi? https://memur70.com/akaryakitta-cifte-indirim-sonrasi-kritik-aciklama-petrol-fiyatlarinda-dusus-surecek-mi.html https://memur70.com/akaryakitta-cifte-indirim-sonrasi-kritik-aciklama-petrol-fiyatlarinda-dusus-surecek-mi.html#respond Sat, 06 Aug 2022 08:00:17 +0000 https://memur70.com/?p=39015

Rusya-Ukrayna Savaşı ile artan belirsizlik ve arz endişeleriyle yükselen petrol fiyatları, bu kez 'Resesyon' endişeleriyle geri çekildi. Son 5,5 ...

The post Akaryakıtta çifte indirim sonrası kritik açıklama! Petrol fiyatlarında düşüş sürecek mi? appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Rusya-Ukrayna Savaşı ile artan belirsizlik ve arz endişeleriyle yükselen petrol fiyatları, bu kez ‘Resesyon’ endişeleriyle geri çekildi. Son 5,5 ayın en düşük seviyesine gerileyen petrol sonrası benzin ve mazot fiyatı başta olmak üzere akaryakıt fiyatlarına indirim yapıldı. Peki brent petrol için düşüş sürecek mi?

BRENT PETROL 5,5 AYIN DİBİNİ GÖRDÜ

Petrol fiyatları Rusya Ukrayna krizinde yaşanan iyimser beklentilerle Haziran ayı ortasında düşüş trendine girdi. Arz endişelerinin hafiflemesi, Fed’in faiz artırımları ve şahin duruşu sonrası petrol 100 dolar psikolojik bandının altına sarktı.

Küresel ekonomide yaşanan resesyon endişelerinin enerji emtialarına da yansıması sonrası Brent 93,20 dolar bandına çekilerek son 5,5 ayın en düşük seviyesini gördü.

AKARYAKITA ÇİFTE İNDİRİM GELDİ

Petrol tarafında yaşanan bu geri çekilme sonrası benzin ve mazot fiyatı başta olmak üzere akaryakıt pompa fiyatları için düşüş beklentisi oluşturmuştu.

MAZOTA 1,15 TL, BENZİNE 2,23 TL İNDİRİM

Sektör temsilcilerinden alınan bilgiye göre, benzin fiyatı için 2,23 TL, mazot fiyatı için 1,15 TL indirim yapıldı.

BRENT PETROL FİYATLARI İÇİN DÜŞÜŞ SÜRECEK Mİ?

Emtia Piyasaları Uzmanı Zafer Ergezen akaryakıt fiyatları için belirleyici olan petrol piyasasındaki son gelişmeleri değerlendirdi. Ergezen, ‘Petrol fiyatları için sürecek mi’ sorusunu cevapladı.

Bir süreden beri Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle petrol fiyatları için yükselişler olduğunu ifade eden Ergezen, “Ancak son dönemde küresel ekonomide birçok ülkede ‘Resesyon’ beklentisi oluştu. Birçok emtia da bu resesyon fiyatlaması yaşanırken, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle bu fiyatlama petrol başta olmak üzere enerji emtialarına yansımadı” dedi.

“KÜRESEL EKONOMİDE BÜYÜME ENDİŞELERİ ARTIYOR”

Endüstriyel metallerden başlayıp tarım emtialarına yansıyan resesyon fiyatlamalarının öne çıktığını bildiren uzman isim, “Neden bu oldu? Çünkü dünyada merkez bankaları faizleri artıyor. Bununla birlikte de büyüme endişeleri artıyor” diye konuştu.

“FAİZLER ARTINCA EKONOMİLER YAVAŞLIYOR”

Faizler artınca ekonomilerin yavaşladığını belirten Ergezen, “Bu nedenle birçok emtia fiyatlarında düşüşleri gördük. Dolar endeksi yukarı gidiyor. Buna rağmen petrol fiyatları güçlü kalmaya devam ediyordu. Bunun en büyük nedeni tabiki Rusya-Ukrayna Savaşı’ydı” ifadelerini kullandı.

“HAVACILIK SEKTÖRÜ PETROL FİYATLARINI CANLI TUTTU”

Petrolün güçlü kalmasının diğer etkisinin de özellikle ulaştırma sektörü olduğunu belirten Ergezen, “Özellikle pandemiden çıkışla birlikte havacılık sektörünün çok canlı olması burada burada petrol talebini yüksek tutan unsurların başında geliyordu” dedi.

PETROL FİYATLARI NEDEN DÜŞTÜ?

Ergezen, “ABD Merkez Bankası’nın (Fed) geçtiğimiz toplantısında faiz kararının yanında gelecek projeksiyonlarını da paylaşması, şimdiye kadar resesyonu fiyatlamayan petrol fiyatlarında, yeni fiyatlamaları neden oldu” diye konuştu.

Uzman isim, “Buradaki etken neydi? Fed’in 2022 yılı sonuna kadar faizleri 3,25-3,50 bandına kadar çekmesi bekleniyor. 2023 yılında da tekrar 2,50 civarına düşebilir gibi bir algı oluştu piyasalarda. Bu da emtialarda petrol dahil resesyon fiyatlamasını genişletti ve enerji fiyatlarında bir geri çekilme gördük” açıklamasında bulundu.

“PETROLDE 85 DOLAR BANDINA KADAR BİR GERİLEME OLABİLİR”

99-100 dolar bandının altında kalan petrol fiyatlarının 85 dolar bandına kadar geri çekilmesinin gündeme gelebileceğini ifade eden Ergezen, “Resesyon ile beraber beklenilen fiyatlamalar petrol için 85-87 dolar diyebiliriz. Burada Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle petrol fiyatlarında 30 dolarlık bir risk primi de olduğunu unutmamak lazım” dedi.

“RUSYA-UKRAYNA TARAFINDA ANLAŞMA OLURSA 65 DOLAR DÜZEYİ GÜNDEME GELEBİLİR”

Ergezen, Rusya Ukrayna Savaşı tarafında iyimser gelişme durumunda bunun risk priminde azalışa yol açacağını ve petrol fiyatlarında 65 dolar bandına kadar bir geri çekilme olacağını bildirdi.

Uzman isim, “Ben petrol fiyatlarının düşme ihtimalini yükselme ihtimalinden daha beklenebilir olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki dönem için 85-87 dolar bandının en olası bir fiyatlama olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

 

KAYNAK: SABAH

The post Akaryakıtta çifte indirim sonrası kritik açıklama! Petrol fiyatlarında düşüş sürecek mi? appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/akaryakitta-cifte-indirim-sonrasi-kritik-aciklama-petrol-fiyatlarinda-dusus-surecek-mi.html/feed 0 39015
Yen, dolar karşısında 24 yılın en düşük seviyesini gördü https://memur70.com/yen-dolar-karsisinda-24-yilin-en-dusuk-seviyesini-gordu.html https://memur70.com/yen-dolar-karsisinda-24-yilin-en-dusuk-seviyesini-gordu.html#respond Thu, 14 Jul 2022 13:00:07 +0000 https://memur70.com/?p=37991

Dolarda yaşanan geniş çaplı ralli, bir süredir değerini korumakta zorlanan Japon para birimi yen ile ABD tahvilleri arasındaki yakın ilişkinin ...

The post Yen, dolar karşısında 24 yılın en düşük seviyesini gördü appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Dolarda yaşanan geniş çaplı ralli, bir süredir değerini korumakta zorlanan Japon para birimi yen ile ABD tahvilleri arasındaki yakın ilişkinin zayıflamasına neden oluyor.

Yen, Perşembe günü Tokyo’da yapılan işlemlerde dolar karşısında yüzde 1 değer kaybederek 138,78’e geriledi. Bu düşüşle birlikte 24 yılın en düşük seviyesi görülmüş oldu. FX yatırımcıları için bir sonraki psikolojik sınırın 140 olduğu belirtilirken bazı analistler bu seviyenin görülmesinin olası olduğuna ve gerçekleşmesi halinde yetkililerin müdahalesini tetikleme ihtimaline vurgu yapıyor.

Japon para birimi bu yıl yaklaşık yüzde 17 değer kaybederken Japonya Merkez Bankası, Fed’in yüksek enflasyonu dizginlemek için agresif bir şekilde faiz artırdığı dönemde bile faiz oranlarını sabit tuttu. Çarşamba günü gelen ABD enflasyon verisi ise beklentilerin üzerine çıkarak piyasalarda 100 baz puanlık bir artış beklentisi oluşmasına neden oldu.

Ancak, enflasyondan arındırılmış beş yıllık ABD ve Japon getirileri arasındaki fark Haziran ortasında en yüksek seviyeden geri döndü ve bu düşüş tüm yıl boyunca farkı izleyen dolar-yen arasındaki fark ile henüz eşleşmedi. Reel getiriler arasındaki farkın yenin zayıflamasındaki ana etken olduğu ve yatırımcıların Japonya yerine ABD’de daha cazip getiri fırsatlarına yönelmesine neden olduğu belirtiliyor.

Stratejistler, Fed’in agresif faiz artırımlarının neden olabileceği potansiyel ekonomik hasarın bu yılın zirvesinin görüldüğünü düşündükleri ABD tahvil getirilerinde daha fazla gerilemeye neden olduğunu kaydetti. Ancak yen, güçlenen dolar ve Japonya’nın artan ticaret açığına ilişkin endişeler nedeniyle zayıflamaya devam etti.

“ABD tahvil getiri eğrisinin ABD ekonomisinde kriz endişeleriyle tersine dönmesiyle reel getiri makasının daralması doları yakın vadede daha yüksek seviyelere itebilir ve düzeltmelere neden olabilir” diyen Shinkin Asset Management Baş Piyasa Analisti June Kato, “Ancak doların güçlenme eğilimi şimdilik değişmeyecek” değerlendirmesinde bulundu.

The post Yen, dolar karşısında 24 yılın en düşük seviyesini gördü appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/yen-dolar-karsisinda-24-yilin-en-dusuk-seviyesini-gordu.html/feed 0 37991
‘7 bin yıllık buğday’ yalanı: Tarihi eser gibi yurt dışına kaçırdılar https://memur70.com/7-bin-yillik-bugday-yalani-tarihi-eser-gibi-yurt-disina-kacirdilar.html https://memur70.com/7-bin-yillik-bugday-yalani-tarihi-eser-gibi-yurt-disina-kacirdilar.html#respond Mon, 27 Jun 2022 10:00:07 +0000 https://memur70.com/?p=37149

Türkiye’nin tanınmış Ziraat Mühendisleri ve farklı alanlarda bir grup bilim insanının kurduğu Tohum Platformu, son günlerde basında sıkça yer ...

The post ‘7 bin yıllık buğday’ yalanı: Tarihi eser gibi yurt dışına kaçırdılar appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Türkiye’nin tanınmış Ziraat Mühendisleri ve farklı alanlarda bir grup bilim insanının kurduğu Tohum Platformu, son günlerde basında sıkça yer alan “7 bin yıllık buğday ile kuraklığa çözüm bulundu, ata tohumları ile dünyayı doyurabiliriz” türünden açıklamaları değerlendirdiler.

“7 BİN YILLIK BUĞDAY TOHUMU” YALANI!

Tohum Platformu Kurucularından Prof. Dr. Nusret Zencirci, Prof. Dr. Fahri Altay ve Doç. Dr. Hasan Ekiz, tarımın öneminin giderek anlaşılması nedeniyle kötü niyetli olmasa da herkesin konuya ilgi duyup kendi çapında destek olmaya çalıştığına dikkat çektiler.

Tüm bu çabaların kıymetli olmakla birlikte, Türk tarımının geleceği için gerek kaynakların etkin kullanımı gerekse genetik kaynakların kaybolmasına yönünde çeşitli tehlikeler barındırdığı uyarısında bulunan bilim insanları, “Son dönemde “7 bin yıllık buğday bulduk” açıklamaları düpedüz dolandırıcılıktır” dediler.

Prof. Dr. Altay, “Son günlerde uzman olmayan kişiler tarafından yapılan açıklamalar, insanların tarım konusundaki hassasiyetlerinin kullanılmasına neden oluyor. Bu tarz açıklamalara müdahale edilmezse, gelecekte Türk tarımı çok zarar görecek” sözleriyle, tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekti.

“GENETİK KAYNAKLAR TEHLİKE ALTINDA”

Prof. Dr. Nusret Zencirci ise, “Kontrolsüz tohum takaslar yüzünden gerçek siyez, gerçek iza bulunamaz oldu. Tüm çeşitler birbirine karıştı. Tarlada kontrolsüz ekim demek, türlerin birbiriyle tozlaşması ve uzun vadede çeşitlerin bozulması anlamına gelir. Bu da Anadolu’nun sahip olduğu binlerce yıllık genetik zenginliğin bozulması anlamına gelir. Buna dur dememiz lazım. Bu tarz çalışmalar izlenmeli, kontrol altına alınmalı” diye konuştu.

“7 BİN YILLIK DEĞİL, 10 YILLIK BUĞDAY BİLE YEŞERTİLEMEZ”

Tohum Platformu Kurucusu Mine Ataman da, şunları söyledi:

“Öncelikle geçen haftalarda basında sıkça yer alan “7 bin yıllık tohum ile kuraklığa çözüm getirildi” haberi doğruyu yansıtmamaktadır. Tohumlar belirli bir nem ve sıcaklığın sağlandığı laboratuvar ortamlarında, yani gen bankalarında muhafaza edilebilir. Gen bankalarında da çeşitli yıl aralıklarında tohumlar tekrar tekrar çoğaltılır. Yoksa küpte ya da sandıkta bulunan tohumlar çeşidine göre değişmekle beraber 5-10 yıldan sonra kullanılamaz.

Halihazırda hiç bir teknoloji ölü tohumların yeniden yeşermesini sağlayamaz. Bu anlamda yapılan açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. 7 bin yıllık buğday yeniden çimlendirilemez. Hatta geçmişte ‘kömür içerisinde bulduk, canlandırdık’ denilen tohumlar da, gerçeği yansıtmamaktadır.

Dünyada birçok internet sitesinde, menşei belli olmayan bu tarz tohumlar satılmaktadır. Yabancılar bu tohumları satın alırsa kaynaklarımız yurt dışına çıkar. Biyogüvenlik yasaları çerçevesinde resmi tohumculuk şirketleri hariç hiç kimse ne tohum satabilir ne de çoğaltabilir. Geçmişte tarihi eser kaçakçılığı gibi tohumlarımız kaçırıldı. Son yıllarda benzer bir durum için Tohum Takas şenlikleri bir paravan olarak kullanılıyor gibi…

“DOLANDIRICILAR KÖYLERDE TOHUM SATARAK KÖYLÜYÜ DOLANDIRIYORLAR”

Hiç bir yetkisi olmayan insanlar köylerde tohum topluyor. İlgili kurumların buna bir dur demesi gerekmekte. Maalesef bu tarz dolandırıcılar köyleri dolaşıp ‘verimli tohum’ diye işi bilmeyen üreticileri dolandırmaktadır. Son yıllarda tohum, mazot gibi tarımsal girdilerde yaşanan fiyat artışları, çiftçileri çeşitli arayışlara ittiğinden fırsatçılar çiftçinin köylünün parasıyla oynamaktadır. Böyle zamanlarda fırsatçılara karşı daha dikkatli olmalıyız.”

“KURAKLIĞA DAYANIKLI’ DENİLEN TOHUMDAN, HAYVAN YEMİ YETİŞİR”

Prof. Dr Zencirci de, şu uyarılarda bulundu:

“Bu tarz projeleri Belediyeler, STK’lar iyi niyetle yaparken durumun ciddiyeti ve tehlikenin boyutunun farkında değiller muhtemelen. Yoksa tohumlarımızın her an yurt dışına çıkabileceğinin ne demek olduğunu bilmiyorlar.

Tohumların kuraklığa dayanıklı olduğu konusu da gerçeği yansıtmamaktadır. Her tohumun kuraklığa karşı belirli bir mukavemeti olur. Kuraklığa karşı mukavemeti olsa da verimi düşük olabilir. Haberde adı geçen buğday halk dilinde Peygamber buğdayı,  Dallı buğday veya Kaba tahıl olarak geçmektedir. Makarnalık buğdayın akrabası olan, yabani bir türdür. Anadolu’da bu tür, çanak çömlekte saklanmaz. Ekmeklik bir buğday çeşidi olmadığından, besin değerleri de düşük olduğundan köylüler tarafından tohum olarak saklanmaz, sadece hayvan yemi olarak kullanılabilir. Dane irilikleri düzensiz olduğundan verimli bir tür değildir. Gösterişli görünümü, uzun boyu çok verimliymiş gibi algılanmasına neden olsa da sap kalınlığı nedeniyle kaliteli saman bile olmaz.

“TARIM TOPRAKLARI HASTALIK RİSKİ ALTINDA”

İstilacı hayvan ve bitki türleri iklim kriziyle birlikte daha da arttı. Bir yılda binden fazla zararlıyla uğraşan Türk tarımı için bilinmeyen her zararlı tarımda yeni bir mücadele demek.

En büyük problemlerinden biri, çeşitli pas hastalıklarına karşı hassasiyet sebebiyle, olduğu tarladan her yere hastalık bulaştırabilir. Elden ele dolaştıkça hastalık her yere dağılabilir.

Mevcut pas hastalıklarına, mildiyö, septoria, kök ve kök boğazı hastalıkları ile SBWMV ve BYD virüslerine karşı hassasiyeti var. Bu tarz buğdaylar Türk tarımını kurtarmak bir yana dursun, kıtlığa sebebiyet verirler.

“ATA TOHUMU AÇIKLAMALARI HURAFE”

Basın maalesef uzman olmayan kişilerin yaptığı bu türden çalışmaları kahramanlık olarak yansıtıp, halkın sağlıklı beslenme bilinciyle de oynuyor. İnsanlar ata tohumu (yerel çeşit) tohumu yiyince sağlıklı olacaklarını düşünüyorlar, açıklamalar bilimden uzak hurafelerle dolu. Bu tarz haberler ile Türk tarımının verimini düşürmeye çalışıyorlar. Bu gidişle gerçek Siyez gibi yerel çeşitler kalmayacak.

Ata tohumu ekmek, biriktirmek yasak değil, maalesef halkı yanlış yönlendiren çeşitli çevreler var. Sertifikalı tohum kullanmayı özendirmek için yapılan çalışmaları baltalamak için ata tohumu ekmek yasak gibi bir söylem geliştirdiler. Sertifikasız tohumların satışı yasaklandı. Nedeni tarımda verim ve kalite standardını sağlamak.

“TOHUM TAKASLAR, TÜRK TARIMI İÇİN TEHLİKE”

Kontrolsüz tohum takaslar, hastalıkların yer değiştirmesi, her yere taşınmasına neden olacağı gibi aynı zamanda da gen kaynaklarının uzun vadede bozulmasına neden olmaktadır. Şöyle ki; yıllardır aynı yerde ekilen yerel çeşitlerin başka yerlere taşınmasıyla farklı iklim ve coğrafi özellikler sebebiyle binlerce yıllık genetik özellikleri dejenere olmakta, değişmektedir. Bu da yerel çeşitlerin genetik zenginliğini olumsuz etkilemektedir. Sürekli tohum takaslar sağlıklı yerel çeşitlerin özelliklerinin kaybolmasına neden olacağı için ulusal gen kaynaklarının tehlike altına girmesine neden olacaktır.

Kaldı ki Tarım biliminde ‘Ata Tohumu’ kavramı yoktur. Doğru olan yerel çeşittir. Uzman olmayan kişiler kavramlar üretip, insanların duyarlılıklarını sömürüyorlar. ‘Ata tohumundan ekmek yaptık’ diyor, oysa hiçbiri yerel çeşit bile değil.

“STK VE BELEDİYELER İYİ NİYETLİ OLSA DA, BİLİMSEL TEMELDEN YOKSUN”

Belediyeler çeşitli STK’lar maalesef konusunda deneyimli uzmanlar olmadan tohum, fide dağıtımı yapıyorlar. Dünyada büyük kurumlar tarafından yönetilen genetik kaynakların korunması ve iyileştirilmesi için çalışmalar çoğu zaman çok dar kapsamlı yapılırken, içinde birçok yanlışı da barındırmaktadır. Belediye ve kurumlar tarafından yapılan harcamalar çoğu zaman boşa gitmektedir. Belediye ve STK’lar desteklerini bölgede var olan Tarımsal Araştırma Enstitüleri’ne yaparlarsa daha bilimsel ve kapsayıcı çalışmalar yapılabilir.”

The post ‘7 bin yıllık buğday’ yalanı: Tarihi eser gibi yurt dışına kaçırdılar appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/7-bin-yillik-bugday-yalani-tarihi-eser-gibi-yurt-disina-kacirdilar.html/feed 0 37149
Bebek maması rafta kalmayınca ABD soruşturma başlattı https://memur70.com/bebek-mamasi-rafta-kalmayinca-abd-sorusturma-baslatti.html https://memur70.com/bebek-mamasi-rafta-kalmayinca-abd-sorusturma-baslatti.html#respond Wed, 25 May 2022 00:00:11 +0000 https://memur70.com/?p=35502

FTC'den yapılan açıklamada, soruşturma kapsamında bebek maması sıkıntısı yaşanırken ailelerden yararlanmayı amaçlayan aldatıcı, hileli ve adil ...

The post Bebek maması rafta kalmayınca ABD soruşturma başlattı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

FTC’den yapılan açıklamada, soruşturma kapsamında bebek maması sıkıntısı yaşanırken ailelerden yararlanmayı amaçlayan aldatıcı, hileli ve adil olmayan uygulamalara ilişkin inceleme yapılacağı kaydedildi.

Açıklamada, bebek maması pazarında yoğunlaşmaya neden olan faktörlere ve bu ürünlerde tedarik zincirlerinin kırılganlığına ışık tutulmasının amaçlandığı aktarıldı.

Bebek maması pazarındaki birleşme ve satın alma modellerinin inceleneceğine işaret edilen açıklamada, konuya ilişkin kamuoyundan da bilgi talep edileceği belirtildi.

FTC Başkanı Lina Khan, konuya ilişkin açıklamasında, Amerikan aileleri için endişe, korku ve mali yüke neden olan bebek maması “kıtlığına” ilişkin gelişmeleri izlediklerini kaydetti.

Komisyonun mama sıkıntısına katkıda bulunan veya buna müdahale etme kabiliyetini engelleyen faktörlerin belirlenmesi için soruşturma başlattığını vurgulayan Khan, bunun diğer hayati ürünlerde de benzer kıtlık riskinin nasıl en aza indirilebileceğinin belirlenmesinde yardımcı olabileceğini ifade etti.

ABD’DEKİ BEBEK MAMASI KRİZİ

Pudra içerikli bebek maması nedeniyle 4 bebeğin ağır hastalanması ve 2’sinin yaşamını yitirmesinin ardından FDA, mama üreticisi Abbott’un Michigan’daki tesisinde inceleme başlatmıştı. Fabrika, şubatta bakteri riski nedeniyle kapatılırken bazı ürünler “güvensiz” olduğu gerekçesiyle toplatılmıştı.

ABD’de tedarik zincirindeki aksamaların da etkisiyle zirve yapan “bebek maması krizi” nedeniyle aileler son aylarda raflarda bebek maması bulmakta zorlanırken üreticiler de tam kapasite çalışmalarına rağmen yoğun talebe yetişemediklerini bildirmişti.

Konu Beyaz Saray’ın da gündemine gelirken ABD Başkanı Joe Biden bebek maması krizinin çözümü için ülkenin en büyük üreticileri ve perakendecileri ile bir araya gelmişti.

Biden, 18 Mayıs’ta bebek mamalarında yaşanan tedarik sıkıntısının giderilmesi için Savunma Üretim Yasası’nı imzalamıştı.

KAYNAK: AA

The post Bebek maması rafta kalmayınca ABD soruşturma başlattı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/bebek-mamasi-rafta-kalmayinca-abd-sorusturma-baslatti.html/feed 0 35502
Gençlerin sık tükettiği enerji içeceği kalp krizi riskini arttırıyor https://memur70.com/genclerin-sik-tukettigi-enerji-icecegi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor.html https://memur70.com/genclerin-sik-tukettigi-enerji-icecegi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor.html#respond Thu, 14 Apr 2022 10:00:08 +0000 https://memur70.com/?p=33334

Kalp hastalıkları birden fazla faktöre bağlı olarak günümüzde en sık karşılaşılan sağlık problemlerinin başında geliyor. Bunların birden fazla ...

The post Gençlerin sık tükettiği enerji içeceği kalp krizi riskini arttırıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Kalp hastalıkları birden fazla faktöre bağlı olarak günümüzde en sık karşılaşılan sağlık problemlerinin başında geliyor. Bunların birden fazla faktöre bağlı bir hastalık olduğunu söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, sigara, düzensiz beslenme, obezite, aşırı alkol tüketimi ve aşırı stresin kalp ve damar sağlığı için önemli risk faktörleri arasında olduğunu söyledi. Prof. Dr. Hamza Duygu, aynı zamanda yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenlerin de kalp ve damar sağlığını bozan risk faktörleri arasında olduğunu belirtti. Yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenlerin değiştirilemez etkenler grubunda olduğunu söyleyen Hamza Duygu, sigara tüketimine bağlı kalp rahatsızlıkları, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, aşırı alkol tüketimine bağlı rahatsızlıklar, oturgan yaşam, obezite, kan yağları, kan basıncı ve kan şekeri yüksekliğinin ise düzeltilebilir risk faktörleri olduğunu belirtti. 

Yeni yaşam tarzı, beslenme alışkanlığını kötü yönde etkiliyor 

Modern hayatın ve teknolojinin hızla getirdiği değişimler nedeniyle toplumun gün geçtikçe farklılaşan bir yaşam tarzı sürdürmeye başladığını söyleyen Duygu, insanların artık daha az hareket eder haline geldiğini belirtti. Yeni yaşam tarzı ile beslenme alışkanlığının kötü yönde etkilendiğini de söyleyen Duygu, bu dönemde beslenmenin daha çok hayvansal kaynaklı gıdalara dayandığını belirterek, “Kişiler sebze ve meyve yeterince tüketmemekte. Fiziksel aktivite eksikliği ile birleştiğinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riski artar. Son yıllarda yirmili veya otuzlu yaşlarda da kalp damar tıkanıklığına günlük pratikte daha sık rastlanmaktadır. Bunun en önemli nedeni ise sigara alışkanlığıdır. Buna ek olarak fiziksel aktivitedeki azalma, kilo artışı, beslenmeye yeterince dikkat edilmemesi ve stres de katkıda bulunan faktörler arasındadır” ifadesini kullandı. 
 
Sağlıklı beslenme önemli kalp sağlığı için önemli 

Kalp sağlığını korumak açısından düzenli beslenme alışkanlığının büyük önem taşıdığını söyleyen Duygu, düzenli ve sağlıklı beslenme ile kalp damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerinden de uzak durulabileceğini söyledi. Duygu, “Sağlıklı beslenme ile kalp damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerinden aşırı kilo, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gelişimini geciktirmek ve azaltmak mümkün. Toplumda giderek batı tipi diyet ve fastfood alışkanlığı giderek artıyor. Bu durumla ancak sağlıklı yaşam hedeflenerek mücadele edilebilinir” ifadesini kullandı. 
 
Düzenli beslenme kalp damar hastalığı risklerini azaltıyor 

Yeme düzeninin çocukluk yaşlarından oturmaya başladığını söyleyen Duygu, bu yaşlardan itibaren sağlıklı diyet alışkanlığının yerleştirilmesi ile toplumun kalp damar hastalığı riskinin azaltılabileceğini belirtti. Aşırı kalori ve tuz tüketiminin önlenmesi, hayvansal yağların azaltılarak bitkisel yağların taze sebze, liften zengin yiyecekler ve balığın daha çok tüketildiği bir yeme düzeninin benimsenmesi gerektiğini söyleyen Duygu, zeytinyağı ve balık tüketiminin daha fazla olduğu bölgelerde kalp ve damar hastalıklarından ölümlerin daha az görüldüğünü söyledi. Duygu, “Toplam tüketilen enerjinin yüzde 30’dan azının hayvansal yağlardan alınması gerekiyor. Öncelik verilmesi gereken bir diğer konu da şeker hastalığı sıklığındaki korkutucu artıştan sorumlu olan şişmanlık ve hareket azlığı ile mücadeledir. Bu konuda toplum düzeyinde verilmesi gereken mücadele topluma eğitim yoluyla bilinç kazandırmak suretiyle gerçekleşebilir. Okullarda fiziksel aktivite derslerinin yanında beslenme ile ilgili eğitimler de verilmesi gerekir. Okullarda öğrencilere günde 1 saat beden eğitimi yapma olanağı sağlanmalıdır. Erişkinlerin ise beden eğitimi yapabileceği merkezlerin sayısı ve kalitesinin arttırılması devletçe desteklenmelidir” dedi. 
 
Sigara tüketimi kalp damar hastalıklarındaki en önemli risk faktörü 

Kalp damar hastalıklarında en önemli risk faktörlerinin başında sigara tüketimi geldiğini söyleyen Duygu, sigara tüketiminin kalp damar tıkanıklığı ile birlikte birçok hastalığa da neden olduğunu belirtti. Duygu, “Sigara tüketimi maalesef ömrümüzden yirmi yıl çalıyor. Kalp Damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığın yaşanmasına neden olmaktadır. Bu yüzden sigara kullanan kişiler bu alışkanlıklarından vazgeçmesi gerekmektedir. Aktif içicilik gibi ayni zaman da pasif içicilik de çok önemli bir durumdur. Kişiler mutlaka sigara içilen ortamdan uzak durmalıdır” ifadesini kullandı. 
 
Sigara tüketenlerin yüzde 50’lisi hayatını bu nedenle kaybediyor 

Düzenli olarak sigara içenlerin yüzde 50’sinin sigara tüketiminden kaynaklı olarak kaybedildiğini söyleyen Duygu, bu ölümlerin yaklaşık olarak yarısının orta yaş grubunda görüldüğünü belirtti. İçilen sigara miktarının kalp damar hastalıkları, kanser ve solunum sistemi hastalıkları ile doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Duygu, pasif içicilikte de benzer riskler olduğunu belirtti. Sigara kullanımının önlenmesinde ilk basamağın eğitim olduğunu söyleyen Duygu, bu konuda okullarda, iş yerlerinde ve sağlık kuruluşlarında da yoğun çabalar harcanması gerektiğini ifade etti. 
 
KKTC’de’de en fazla kalp damar hastalığı görülüyor 

KKTC’de en sık görülen hastalığın kalp damar hastalıkları olduğunu söyleyen Duygu, kalp damar hastalıklarının gençler de sık görülebildiğini belirtti. Gençlerde kalp krizi riskini yükselten nedenler olarak uyuşturucu kullanımı, düzensiz beslenme ve düzensiz uyku olarak gösterildiğini söyleyen Duygu, gençlerin son zamanlarda sık olarak kullandığı keyif verici maddelerin de kalp krizine neden olduğu bilgisini verdi. Duygu sözlerine şöyle devam etti: “Gençler son zamanlarda enerji içecekleri veya keyif verici maddeler kullanmakta. Gençlerin tükettiği enerji içecekleri kalp krizine neden olmakta. Özelliklede gençlerde kalpte ritim bozukluğuna neden olmakta. Genel olarak bilgi verecek olursak yakınlarında kalp damar tıkanıklığı olan kişiler özellikle çok dikkatli olmalı ve önlem almalıdır. Kişiler sigara, enerji içeceği, keyif verici maddeler kullanmamalı fazla olan kilosundan kurtulması gerekmektedir. Kalp damar hastalığında düzenli uyku çok önemlidir. Kişiler en az yedi saat uyku uyumalıdır. Az uyku uyuyan kişilerde özellikle kalp damar tıkanıklığı ve ritim bozukluğunu çok fazla yaşamaktadır.

KAYNAK: İHA

The post Gençlerin sık tükettiği enerji içeceği kalp krizi riskini arttırıyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/genclerin-sik-tukettigi-enerji-icecegi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor.html/feed 0 33334
Uzmanlardan kalp krizi uyarısı: 45 yaş üstü erkekler daha riskli https://memur70.com/uzmanlardan-kalp-krizi-uyarisi-45-yas-ustu-erkekler-daha-riskli.html https://memur70.com/uzmanlardan-kalp-krizi-uyarisi-45-yas-ustu-erkekler-daha-riskli.html#respond Wed, 13 Apr 2022 17:00:06 +0000 https://memur70.com/?p=33298

Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümünden Uzman Doktor Tuğba Kayhan Altuner, kalp krizi belirtileri ve kalp krizini önlemek için dikkat edilmesi ...

The post Uzmanlardan kalp krizi uyarısı: 45 yaş üstü erkekler daha riskli appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümünden Uzman Doktor Tuğba Kayhan Altuner, kalp krizi belirtileri ve kalp krizini önlemek için dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu. Kalp krizinin belirtileri hakkında bilgiler veren Uzm. Dr. Altuner, “Miyokard enfarktüsü olarak da adlandırılan kalp krizi, kalp kasının bir kısmı yeterince kan almadığında oluşur. Kalp krizinin en sık belirtisi, göğüs ağrısı veya göğüste rahatsızlık hissidir. Göğsün ortasında veya sol tarafında birkaç dakikadan uzun süren veya aralıklı tekrarlayan ağrı; rahatsız edici baskı, sıkışma, dolgunluk gibi hissedilebilir. Nadiren, sersemleme veya baygınlık hissi, çene, boyun, sırtta ağrı veya rahatsızlık, göğüste ağrı olmaksızın bir veya iki kolda, omuzda ağrı ya da rahatsızlık, ani başlangıçlı göğüs ağrısıyla birlikte ortaya çıkan nefes darlığı da kalp krizinin belirtisi olabilir. Kalp krizi, bazen hiçbir belirti göstermeyebilir. Özellikle yaşlılarda ve şeker hastalarında kalp kirinizin belirti göstermemesi daha yaygın bir durumdur” ifadelerini kullandı. 
 
45 yaşının üzerinde erkekler, 55 yaşının üzerindeki kadınlar daha genç bireylere göre kalp krizi açısından daha fazla risk altında

Kalp krizinin en sık hangi yaş aralığında görüldüğü hakkında da bilgiler veren Uzm. Dr. Altuner, “Kalp krizi her yaşta ortaya çıksa da yaşla birlikte görülme sıklığı artmaktadır. 45 yaşının üzerinde erkekler, 55 yaşının üzerindeki kadınlar daha genç bireylere göre kalp krizi açısından daha fazla risk altındadır. Kalp krizi belirtileri ve belirtilerin ciddiyeti bireyden bireye farklılık gösterebilir. Bazı kişilerde şiddetli göğüs ağrısı olurken bazı bireylerde çok hafif bir ağrı olabilir veya hiç belirti göstermeyebilir. Kadın ve erkekler arasında belirtiler benzerdir. Ancak kadınlarda, bulantı, kusma, sırt ve omuz ağrısı gibi çok tipik olmayan belirtiler, erkeklere nazaran biraz daha fazla gözlemlenir” dedi. 

Kalp krizi, bir veya birden fazla koroner damar denilen kalp damarlarının tıkanması sonucu meydana gelmekte

Öte yandan vatandaşlara uyarılarda da bulunan Uzm. Dr. Altuner, kalp krizinin nedenlerini ise şu şekilde sıraladı: “Kalp krizi, bir veya birden fazla koroner damar denilen kalp damarlarının tıkanması sonucu meydana gelmektedir. Koroner damarlar, yıllar içinde kanda dolaşan kolesterol ve yağların damar duvarında birikmesi sonucunda daralmaya başlar ve damar sertliği (ateroskleroz) oluşur. Bu durum da kalp krizine neden olabilir. Koroner damar hastalığının oluşumuna neden olan risk faktörleri, aynı zamanda kalp krizinin de risk faktörleridir. Kalp krizinin risk faktörleri ise, yaş, ailede kalp hastalığı (erkek akrabalarda 55, kadın akrabalarda 65 yaşından önce kalp hastalığı öyküsü), yüksek kolesterol ve trigliserit seviyesi, hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı, fiziksel aktivite azlığı, obezite, stres olarak sıralanabilir.” 
 
Covid-19 enfeksiyonu sonrasında kalp damarlarının pıhtı ile tıkanması sonucu oluşan kalp krizi nadirdir

Şuan gündemde olan Covid-19 pandemisinin ve korona virüs enfeksiyonunun kalp krizini tetikleyip tetiklemeyeceği konusundaki soruları da yanıtlayan Uzm. Dr. Altuner, “Covid-19 enfeksiyonu sonrasında kalp damarlarının pıhtı ile tıkanması sonucu oluşan kalp krizi nadirdir. Ancak Covid-19 enfeksiyonu sonrasında, kalp kası hasarı, kalp etrafındaki zarda sıvı toplanması, kansızlık, düşük oksijen seviyesi, kalp hızında artış gibi nedenlerle kalbin beslenmesinin bozulması gibi komplikasyonlar daha sık görülmektedir. Covid-19 enfeksiyonu sonrasında göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı gibi belirtilerin olması durumunda mutlaka kardiyoloji bölümüne başvurulması gerekmektedir” şeklinde konuştu. 
 
Kalp krizinden sonra kalp dokusu her dakika daha fazla hasarlanır

Kalp krizinin tedavi yöntemleri hakkında da bilgiler veren Altuner, “Kalp krizinden sonra kalp dokusu her dakika daha fazla hasarlanır. Bu nedenle kan akışını hızlı bir şekilde eski haline getirmek, kalp hasarını önlemeye yardımcı olur. Kalp krizi tedavisinde, ilaç tedavisiyle birlikte koroner anjiografi ile tıkalı damar tespit edilerek ardından tıkalı damarı açmak için stent veya koroner arter bypass cerrahisi gibi seçeneklerden hasta için uygun olanına başvurulur” diye konuştu. 
 
Damar sertliğine neden olan risk faktörlerinin kontrol altına alınması kalp kriz riskini de azaltır

Kalp krizi riskini düşürmek için nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda da bilgilendirmelerde bulunan Kardiyoloji Uzmanı Doktor Tuğba Altuner şunları kaydetti: “Damar sertliğine neden olan risk faktörlerinin kontrol altına alınması kalp kriz riskini de azaltır. Aile öyküsü, yaş, cinsiyet gibi risk faktörlerini değiştirmek mümkün değildir. Ancak yaşam şeklinde yapılacak bazı değişiklikler, kalp hastalıklarına yakalanma riskini dolayısıyla da kalp krizi riskini azaltacaktır. Sigarayı bırakmak, kilo kontrolünü sağlamak, fiziksel aktiviteyi artırmak, stresle baş etmeyi öğrenmek kalp krizi riskini azaltan faktörlerden bazılarıdır. Ayrıca, kan basıncının, kan şekerinin, kan kolesterol seviyesinin de kontrol altında tutulması gerekir. Düzenli kardiyoloji kontrolleriyle kalp krizine neden olabilecek koroner kalp hastalığının erken tanısı yapılabilmektedir. Risk faktörlerinin düzenli yapılan biyokimyasal testlerle farkına varılması ve tedavi edilmesi, hipertansiyonun tanı ve tedavisi kalp krizini önlemede oldukça önemlidir. Unutmayalım hayatı güzel yapan sağlıklı bir yaşamdır. Bu nedenle kalbimizi koruyalım ve ona iyi bakalım.”

KAYNAK: İHA

The post Uzmanlardan kalp krizi uyarısı: 45 yaş üstü erkekler daha riskli appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/uzmanlardan-kalp-krizi-uyarisi-45-yas-ustu-erkekler-daha-riskli.html/feed 0 33298