Gerçek – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi Thu, 21 May 2026 08:00:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.5 https://memur70.com/wp-content/uploads/2020/11/cropped-favicon-32x32.png Gerçek – Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi https://memur70.com 32 32 185966257 Bakanlık harekete geçti! Ceza yağdı https://memur70.com/bakanlik-harekete-gecti-ceza-yagdi.html https://memur70.com/bakanlik-harekete-gecti-ceza-yagdi.html#respond Thu, 21 May 2026 08:00:16 +0000 https://memur70.com/?p=95575

Ticaret Bakanlığı, piyasa dengesini olumsuz etkileyecek uygulamaların önüne geçmek amacıyla ocak-nisan döneminde 170 bin 11 firma ile 21,2 milyon ürünü denetleyerek 1,1 milyar lira ceza verdi.

The post Bakanlık harekete geçti! Ceza yağdı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Bakanlık, yılın ilk dört ayına ilişkin piyasa denetim bilançosunu açıkladı.

Buna göre vatandaşların ekonomik refahını bozacak ve arz-talep dengesini olumsuz etkileyecek uygulamalara yönelik denetimler gerçekleştiriliyor.

Çalışmalar sonucu ocak-nisan döneminde toplam 170 bin 11 firma ve 21 milyon 173 bin 893 ürün denetlendi. Denetimlerde rastlanan uygunsuzluklar dolayısıyla 1,1 milyar lira ceza uygulandı.

Söz konusu dönemde otomotiv, stokçuluk, emlak, kuyum, fahiş fiyat, haksız ticari uygulamalar ve ödeme sürelerine ilişkin 31 bin 857 gerçek ve tüzel kişi denetlendi. Bu denetimlerde aykırı fiillerde bulunan 2 bin 901 gerçek ve tüzel kişiye toplam 476,6 milyon lira ceza verildi.

İç Ticaret Genel Müdürlüğünün denetimlerinde ise fahiş fiyatlara ilişkin kesilen ceza 389,4 milyon lira olurken otomotiv sektörüne yönelik 38,3 milyon lira, emlak sektöründeki denetimlerde 21,9 milyon lira, kuyum sektöründe 2,9 milyon lira ceza uygulandı.

Ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolara ilişkin denetimlerde kesilen ceza yaklaşık 21,9 milyon lira oldu.

TÜKETİCİLERİN TARAF OLDUĞU SÖZLEŞMELERE SIKI TAKİP

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünce de tüketicilerin günlük hayatta taraf oldukları sözleşmeler, reklam ve haksız ticari uygulamalar ile ürün güvenliği kapsamında denetim yapıldı.

İlk 4 ayda 20 bin 190 gerçek ve tüzel kişi denetlenirken aykırı eylemlerde bulunan 667 gerçek ve tüzel kişiye toplam 364,3 milyon lira ceza kesildi.

Ön ödemeli konut satışları, abonelik, mesafeli satış, taksitli satış ödemeleri, paket tur ve devre tatil gibi tüketicilerin taraf olduğu sözleşmelerdeki aykırılıklara 258 milyon lira ceza verildi.

Reklam ve haksız ticari uygulama denetimleri kapsamında 100 milyon lira, piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri doğrultusunda yapılan ürün güvenliği denetimlerinde aykırı fiillere ise 6,1 milyon lira ceza uygulandı.

REKABET KURUMUNUN ÇALIŞMALARI SONUCU 4 AYDA 6,1 MİLYAR LİRA CEZA

Ticaret il müdürlükleri aracılığıyla söz konusu dönemde 81 ilde yapılan denetimlerde 118 bin firma denetlenirken bunlardan 25 bin 198 firmaya 350 milyon lira ceza kesildi. Yılın ilk 4 ayındaki denetimlerde, İstanbul’da aykırılık tespit edilen 61 bin 689 ürün nedeniyle 278,3 milyon liralık ceza verildi.

Bu dönemde, Ankara’da 7,3 milyon, İstanbul’da 3,1 milyon ve Antalya’da 2,4 milyon ürünün denetimi gerçekleştirildi.

Öte yandan, Rekabet Kurumu tarafından yapılan çalışmalar kapsamında, geçen yıl toplam 227 firmaya 13,2 milyar lira ceza uygulanırken bu yılın 4 ayında başta bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri, gıda endüstrisi, tarım ve hayvancılık alanlarında faaliyet gösteren 117 firmaya 6,1 milyar lira ceza kesildi.

The post Bakanlık harekete geçti! Ceza yağdı appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/bakanlik-harekete-gecti-ceza-yagdi.html/feed 0 95575
Gayrimenkul satışları mercek altında: İlan fiyatı ile satış bedeli karşılaştırılacak https://memur70.com/gayrimenkul-satislari-mercek-altinda-ilan-fiyati-ile-satis-bedeli-karsilastirilacak.html https://memur70.com/gayrimenkul-satislari-mercek-altinda-ilan-fiyati-ile-satis-bedeli-karsilastirilacak.html#respond Wed, 01 Apr 2026 11:00:08 +0000 https://memur70.com/?p=93481

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), dijital ortamdaki ilan tutarlarının, gerçekleşen alım-satım bedelleri, emsal ve piyasa verileriyle karşılaştırıldığını açıkladı.

The post Gayrimenkul satışları mercek altında: İlan fiyatı ile satış bedeli karşılaştırılacak appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Başkanlıktan yapılan açıklamada, son dönemde dijital platformlardaki gayrimenkul ilanlarına yönelik incelemelerde, ilan tutarı ile gerçek alım-satım bedelinin farklı olduğu belirtildi.

Mekansal Veri Analizi (MEVA) Projesi kapsamında gayrimenkul alım-satım ve kira işlemlerinin çok boyutlu veri setleri üzerinden analiz edildiğine dikkati çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Son dönemde dijital platformlardaki gayrimenkul ilanlarına ilişkin yapılan analizlerde, bazı satıcıların ilan sayfalarında yer verdikleri tutar ile gerçek alım-satım bedelinin farklı olduğu ilanların bu şekilde güncellendiği veya kaldırıldığı tespit edilmiştir. İlan sayfalarında yer alan tutarlar gerçekleşen alım-satım bedelleri ile emsal ve piyasa verileriyle karşılaştırılmaktadır.

Bu kapsamda uyumsuzluk gösteren işlemler farklı veri kaynakları üzerinden tespit edilmekte ve yakından izlenmektedir. Vergi kayıp ve kaçağına yol açabilecek bu tür uygulamalara karşı gerekli inceleme ve denetim süreçleri başlatılmakta olup, sorumlular hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde işlem tesis edilmektedir. Mükelleflerimizin herhangi bir yaptırımla karşılaşmamaları için işlemlerini gerçek bedeller üzerinden ve mevzuata uygun şekilde gerçekleştirmeleri önem arz etmektedir.”

The post Gayrimenkul satışları mercek altında: İlan fiyatı ile satış bedeli karşılaştırılacak appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/gayrimenkul-satislari-mercek-altinda-ilan-fiyati-ile-satis-bedeli-karsilastirilacak.html/feed 0 93481
Uzmanlar uyardı: Yapay zeka, gerçeklik algısını değiştiriyor! https://memur70.com/uzmanlar-uyardi-yapay-zeka-gerceklik-algisini-degistiriyor.html https://memur70.com/uzmanlar-uyardi-yapay-zeka-gerceklik-algisini-degistiriyor.html#respond Mon, 16 Mar 2026 17:00:14 +0000 https://memur70.com/?p=92829

Kastamonu Üniversitesi Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü ve Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, yapay zeka ile üretilen görsellerin insanların gerçeklik algısını etkilediğini söyledi.

The post Uzmanlar uyardı: Yapay zeka, gerçeklik algısını değiştiriyor! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Kamer, AA muhabirine, yapay zeka araçlarının artık hayatın her alanında kullanılmaya başlandığını belirtti. Bu araçların savaşlarda da kullanıldığını anlatan Kamer, “Artık savaşlarda sadece gerçek mermiler değil yapay zeka araçları ile üretilen içerikler de konuşulmaya başlandı. Savaşlarda yapay zeka ile üretilen bu görseller taraflarca piyasaya sürülüyor.” diye konuştu. Asıl amacın toplumları yönlendirmek olduğunu dile getiren Kamer, “Bu içerikleri toplumları yönlendirmek amacıyla gerçekleştirilen faaliyetler kapsamında değerlendirebiliriz. Her iki taraf da kendi üstünlüğünü ispatlamak adına bu içerikleri piyasaya sürüyorlar. Diğer yandan bazı sosyal medya kullanıcılarının etkileşim almak amacıyla içerikleri sürdüğü yönünde raporlar var.” ifadesini kullandı. Bu videolarla gerçeklik üzerinde oynanmaya çalışıldığını anlatan Kamer, şöyle devam etti: “Burada temel amaç gerçeklik algımızı kırmak ve dezenformasyon oluşturmak. Elbette burası istihbarat servisleri açısından da önemli. Bakıldığında temel mantık gerçeklik algımızla oynayarak toplumsal dinamiklerin ve savunma hatlarının kırılması. Özelikle haber alma kaynaklarımızı artık kaydırma dediğimiz sistemle gerçekleştirdiğimiz için günde milyonlarca görsel veya video karşımıza çıkıyor ve bunların hangisinin doğru olup olmadığını net bir şekilde ayırt edemiyoruz. Bu ister istemez bizim gerçeklik algımızı değiştirmeye, beraberinde de toplumların savunma mekanizmalarını kırmaya doğru itiyor. Dolayısıyla istihbarat servisleri bunu yoğun şekilde kullanıyor. Zaten bununla ilgili literatürde de 5. nesil savaş deniyor.” Eskiden gerçek olmayan bir görüntüyü oluşturmak için büyük bir teknolojik altyapıya ihtiyaç duyulurken günümüzde yapay zeka araçlarına bir komutla bunun yaptırılabileceğine dikkati çeken Kamer, bunların daha üstünlerini istihbarat servislerinin yaparak kendilerinin daha güçlü olduğunu dünya kamuoyuna göstermeye çalıştığını aktardı. Bir görüntünün yapay zeka olup olmadığını anlamanın bazı yöntemlerinin olduğunu ifade eden Kamer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yayılan içeriklerin, ya eski bir savaş görüntüsü ya da doğal afetler sonucu meydana gelen bina yıkıntıları ile ilgili görüntüler olduğunu biliyoruz. Bu görseller kullanılarak yeni görseller üretilebiliyor. Yapay zeka araçları içerik üretirken ana odak noktasına daha çok önem veriyor arka planda kalan görüntüde gerçeklik tam olarak oluşmayabiliyor. Burada görüntülerin farklılık gösterdiğini gözlemliyoruz, bu da yapay zeka araçlarıyla üretildiğinin göstergesi.” Görsellerin doğru olup olmadığı noktasında şüphe ile yaklaşmak gerektiğini vurgulayan Kamer, eğer gerçekliğinden emin değilsek görselin etkileşim almaması için paylaşımda bulunup yorum yapmamak gerektiği uyarısında bulundu. Bir videonun doğru olup olmadığına bakmayan içerik üreticilerinin, daha fazla etkileşim alarak gelir elde etmek amacıyla bu videoları yaydığını belirten Kamer, bunlarla ilgili önemler alınması gerektiğine dikkati çekti.

VERİLER ARTIK BİR MÜHİMMAT FABRİKASI HALİNE DÖNÜŞTÜ
Prof. Dr. Kamer, şöyle konuştu: “Dezenformatif bilgi doğru bilgiye göre çok daha hızlı yayılıyor. Bir de buna yapay zeka eklenince ister istemez tüm gerçeklik algımız bozuluyor ve algılarımızla oynanıyor. Eskiden merminiz ya da füzeniz önemliydi, şu an verileriniz çok önemli. Veriler artık bir mühimmat fabrikası haline dönüştü. Bir ülkeyle bir toplumla ya da oradaki olaylarla ilgili ne kadar çok veriniz varsa bununla ilgili içerikler geliştirme noktasında faaliyetler yapabiliyorsunuz. Yapay zeka gerçek savaşta kullanılan bir mühimmat fabrikası olmaya doğru evriliyor ve günümüzdeki savaşlarda da yoğun şekilde kullanılıyor.” KAYNAK: AA

The post Uzmanlar uyardı: Yapay zeka, gerçeklik algısını değiştiriyor! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/uzmanlar-uyardi-yapay-zeka-gerceklik-algisini-degistiriyor.html/feed 0 92829
Milyonlarca esnafı ilgilendiriyor! Defter-Beyan Sistemi’nde yeni dönem! https://memur70.com/milyonlarca-esnafi-ilgilendiriyor-defter-beyan-sisteminde-yeni-donem.html https://memur70.com/milyonlarca-esnafi-ilgilendiriyor-defter-beyan-sisteminde-yeni-donem.html#respond Sat, 13 Dec 2025 09:00:09 +0000 https://memur70.com/?p=88543

Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi usulündeki devrim niteliğindeki geçiş sürecine destek paketini açıkladı. Kayıt ve beyanname verme süreçlerinde meslek odaları yetkilendirildi.

The post Milyonlarca esnafı ilgilendiriyor! Defter-Beyan Sistemi’nde yeni dönem! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Düzenlemeyle 1 Ocak 2026’dan itibaren gerçek usulde vergilendirilecek mükelleflerin, kayıt ve beyanname verme gibi işlemleri için kolaylık getirildi.

KAPSAMLI VERGİ REFORMUNDA KRİTİK EŞİK

Bakanlıktan edinilen bilgiye göre, Resmi Gazete’nin 9 Eylül 2025 tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile nüfusu 30 bini geçmeyen ilçeler hariç, büyükşehir belediyesi olan illerde bazı faaliyetlerde bulunan mükelleflerin 1 Ocak 2026’dan itibaren gerçek usulde vergilendirilmesine ilişkin düzenleme yapılmıştı.

11 Aralık’ta yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile de 30 büyükşehir içinde yer almakla birlikte tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüşen ve nüfusu 2 binin altında olan köy ve beldelerdeki mükelleflerin, şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlar hariç, basit usulden vergilendirilmesine devam edilmesine de imkan sağlandı.

Basit usulden gerçek usule geçecek mükelleflere bazı kolaylıklar tanındı
Bakanlık, bu düzenlemelerin ardından basit usulden gerçek usule geçecek mükelleflere yönelik bazı kolaylıklar tanıdı.

GEÇİŞ SÜRECİNE ‘DEFTER-BEYAN’ DESTEĞİ

Bugün yayımlanan tebliğle 1 Ocak 2026’dan itibaren gerçek usulde vergilendirilecek mükelleflerin, kayıt ve beyanname verme gibi işlemlerinin yürütüldüğü Defter-Beyan Sistemi kapsamındaki işlemlerinin, işletme hesabı esasına göre defter tuttukları süre zarfında, bağlı oldukları meslek odaları ve birlikler tarafından da yapılabilmesine imkan verildi.

KİMLER GERÇEK USULE GEÇİYOR’

Bundan yararlanabilecek üyeler için işlem yapmak isteyen meslek odaları ve birliklerde Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’na göre yetki almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalışması ya da bunun mümkün olmadığı durumlarda söz konusu işlemlerin oda ve birlikte çalışmayan meslek mensuplarının gözetiminde yapılması gerekiyor.

Yılbaşından itibaren 30 büyükşehirde basit usulden gerçek usule geçecekler arasında “her türlü emtia imalatı ve alım-satımı ile uğraşanlar, inşaatla ilgili her türlü işlerle uğraşanlar, motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işlerini yapanlar, lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler, eğlence ve istirahat yerlerini işletenler, şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlar” yer alıyor.

KAYNAK: AA

The post Milyonlarca esnafı ilgilendiriyor! Defter-Beyan Sistemi’nde yeni dönem! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/milyonlarca-esnafi-ilgilendiriyor-defter-beyan-sisteminde-yeni-donem.html/feed 0 88543
Deepfake: Gerçeklik algısını temelden sarsan teknoloji https://memur70.com/deepfake-gerceklik-algisini-temelden-sarsan-teknoloji.html https://memur70.com/deepfake-gerceklik-algisini-temelden-sarsan-teknoloji.html#respond Tue, 12 Aug 2025 13:00:27 +0000 https://memur70.com/?p=82938

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, yapay zeka teknoloji ile hızla artan Deepfake tehlikesi ile ilgili dikkat çeken bir makale kaleme aldı.

The post Deepfake: Gerçeklik algısını temelden sarsan teknoloji appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

2022 yılında, Ukrayna’da devlet televizyonu ‘hack’lendi ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin ordusuna silah bırakma çağrısında bulunduğu bir video yayınlandı. Görüntüler sosyal medyada da hızla dolaşıma girdi. Olayın ardından derhal resmi makamlarca videonun sahte olduğu açıklansa da görüntüler ülkede kısa süreli bir panik havası yaşanmasına neden oldu.

2023 yılının son aylarında, Papa Francis’in “beyaz puf mont” giymiş görüntüsü sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından paylaşıldı. Görüntü oldukça ikna ediciydi. Ne var ki gerçek değildi. Bir yapay zekâ algoritması tarafından oluşturulmuştu.
Bu örnekler, iletişim çağında karşı karşıya olduğumuz en yeni ve belki de en tehlikeli tehdidi oldukça net bir şekilde gözler önüne seriyor: Gerçekliğin kendisini taklit eden, hatta yerinden eden bir teknoloji: Deepfake.

DEEPFAKE NEDİR VE NEDEN TEHLİKELİDİR?

Türkçeye farklı şekillerde çevrilmeye çalışılsa da, henüz üzerinde uzlaşılmış yerli bir karşılığı bulunmadığından özgün haliyle “deepfake”, İngilizce “deep learning” (derin öğrenme) ve “fake” (sahte) sözcüklerinin birleşiminden oluşur. Yapay zekâ ile eğitilmiş derin öğrenme algoritmaları kullanarak bir kişinin görüntüsünü, sesini ve mimiklerini taklit edebilen dijital içeriklere verilen isimdir. Terim, ilk kez 2017 yılında Amerika merkezli bir sosyal medya platformu olan Reddit platformundaki kullanıcılar tarafından yayılan sahte videolarla popülerleşmiştir (Chesney & Citron, 2019).

Bu teknolojiyle üretilmiş içerikler, bireysel mahremiyeti ihlal etmekle kalmaz; siyasal, ekonomik ve toplumsal güvenliğe de doğrudan zarar verebilir. Bir liderin hiç söylemediği sözleri söylediği izlenimini vermek, bir gazetecinin sahte bir itirafta bulunduğu videoyu dolaşıma sokmak veya bir şirket CEO’sunun yatırımcıları yanıltacak açıklamalar yapmış gibi gösterilmesi; bu teknolojiyle artık mümkündür.

Deepfake teknolojisiyle oluşturulmuş bir içerikle, bir devlet yetkilisi başka bir ülkeye savaş ilan ediyormuş gibi gösterilebilir. Bir askerî yetkili, kamuoyuna moral bozucu açıklamalarda bulunuyormuş gibi sunulabilir. Yani artık bir video gördüğümüzde, “bu gerçekten oldu mu?” sorusu kaçınılmaz hale gelmiştir.

Paylaşılma amaçları bakımından deepfake kullananları Westerlund dört başlık altında toplamıştır. Bunlar; deepfake teknolojisini eğlenme, mizah veya hobi vs. amaçlı kullanan kimseler, siyasi aktörler, manipülasyon tekniğini kullanan art niyetli kişiler, medya sektöründe faaliyet gösteren meşru aktörler (Westerlund, 2019).

İlk örnekleri 2017’de görülse de bugün geldiği nokta, bireylerin yanı sıra devletlerin güvenliğini tehdit edebilecek düzeydedir (Chesney & Citron, 2019).

Nitekim, 2022 yılında Hindistan’da yayılan bir deepfake video, dinî gerilimleri körüklemiş ve haftalar süren protestolara neden olmuştu (BBC, 2022).

İletişim, temelde güvene dayanır. Haberin, görselin, videonun ya da beyanın “gerçek” olduğu varsayımı, tüm medyanın ve kamuoyunun işleyişini mümkün kılar. Ancak deepfake teknolojisi bu varsayımı temelden sarsıyor. Jean Baudrillard’ın “simülasyon” kuramı, bu gelişmeleri öngörmüşçesine anlam kazanıyor: Gerçeğin yerini alan görüntüler, sonunda “hiper-gerçek” bir evren yaratıyor (Baudrillard, 1994). Yani artık bir görüntü gerçeğin değil, gerçeğin bir kopyasının kopyası olabilir.

Deepfake teknolojisinin siyasal iletişimde kötüye kullanılabileceğine dair endişeler de büyüyor. 2024 ABD seçimleri öncesinde, dönemin ABD Başkanı Joe Biden’ın yapay zekâyla oluşturulmuş sahte ses kaydı birçok seçmeni manipüle etmeyi başardı (New York Times, 2024). Benzer bir risk, Türkiye gibi kırılgan bir coğrafyada konumlanan bölgesel aktörlerde daha da yüksek.

TÜRKİYE’DEKİ ÖRNEKLER VE ULUSAL GÜVENLİK BOYUTU

Türkiye, jeopolitik konumu ve bölgesel etkisi nedeniyle dijital manipülasyonların hedefi hâline gelen ülkelerden biridir. Deepfake ülkemizde henüz doğrudan bir kriz yaratmamış olsa da kullanılan teknoloji giderek daha gerçekçi hâle gelmekte ve bu durum, toplumsal algının manipülasyona açık hale gelmesine zemin hazırlamaktadır.

Türkiye’de deepfake teknolojisinin yaygınlaşma biçimi, bugüne dek daha çok eğlence ve parodi amaçlı içeriklerle sınırlı görünmektedir. Bu içerikler ilk bakışta zararsız ve mizahi görünse de TikTok, Instagram ve YouTube Shorts gibi kısa video platformlarında; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok siyasetçi, sanatçı ve televizyon yüzü, yapay zekâ tarafından oluşturulmuş ses veya yüz kopyalarıyla çeşitli içeriklere konu edilmektedir.

Sadece liderlerin değil, bazı kamu görevlilerinin ya da devlet kurumlarının sözcülerinin de seslendirme veya video montaj teknikleriyle “sözde beyanlarda” bulunuyormuş gibi gösterildiği örnekler zaman zaman sosyal medya dolaşımına girmektedir.

Bu tarz içeriklerin en büyük riski, parodi ile manipülasyon arasındaki sınırın silikleşmesidir. Bugün gülünüp geçilen bir video, yarın ciddi bir bilgi kirliliği aracına dönüşebilir. Özellikle seçim dönemleri, kriz anları ya da diplomatik hassasiyet içeren gündemlerde, bu içeriklerin etkisi tahmin edilenden çok daha yıkıcı olabilir.
Bu nedenle, Türkiye’de henüz büyük bir “deepfake vakası” yaşanmamış olması, tehdidin olmadığı anlamına gelmemelidir. Aksine, bu görece sessizlik; konunun gerektiği ciddiyetle ve zamanında ele alınmasını, yasal ve kurumsal hazırlıkların şimdiden yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın kurduğu Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu tip içerikleri anlık olarak analiz etmekte ve kamuoyunu doğru bilgilendirmektedir.
Ancak doğrulama mekanizmaları teknolojinin gelişme hızı karşısında çoğu zaman yetersiz kalıyor. Washington Post’un 2023’te yaptığı bir araştırmada sahte videoların gerçeklerinden %30 daha hızlı yayıldığı belirtilirken, bu da klasik medya okuryazarlığının artık yetersiz kaldığını gösteriyor.

HUKUKİ VE ETİK SINIRLAR
ABD, Çin ve AB ülkeleri, deepfake içeriğin etik sınırlarını belirlemeye çalışmış, bu konuda 2020 sonrası hızla yasal altyapılarını güçlendirmiştir. Deepfake teknolojisinin kullanımını düzenleyen hukuk sistemlerinin bazıları, bu teknolojinin hukuka aykırı kullanımından doğan sonuçları özel hukukla, bazıları ceza hukukuyla, bazıları ise hem özel hukukla hem de ceza hukukuyla çözmeye çalışmıştır.

Deepfake teknolojisinin kullanımına ilişkin ilk yasal düzenlemeler haliyle söz konusu teknolojinin doğduğu yer olan Amerika’da 2019 yılında yapılmıştır. Amerika’daki düzenlemelerin yapıldığı hemen hemen aynı tarihlerde Çin’de de yasal düzenleme çalışmaları başlamıştır. Avrupa Birliği’nde 2024’te yürürlüğe giren AI Act (Yapay Zekâ Yasası), deepfake içeriklerin açık şekilde etiketlenmesini zorunlu kılmıştır.
Ancak mesele sadece hukuki değil, aynı zamanda etik. Teknolojinin sunduğu bu gücün sınırları nerede başlar, nerede biter? Bu soruyu sadece teknik değil, ahlaki bir sorumlulukla da cevaplamalıyız.

TÜRKİYE’DE HUKUKİ DÜZENLEME VAR MI?
Şu an itibarıyla Türkiye’de doğrudan deepfake içeriklerle mücadele etmeye yönelik henüz kapsamlı bir yasal düzenleme bulunmuyor. Mevcut bazı yasalar, bu içeriklerin oluşturulması veya paylaşılması halinde dolaylı olarak devreye girebilir.

Türk Ceza Kanunu kapsamında; kişisel verilerin izinsiz paylaşılması (Madde 136), özel hayatın gizliliğini ihlal (Madde 134), hakaret (Madde 125) ve iftira (Madde 267) gibi suçlar nedeniyle yargılama yapılabilir. Ayrıca, ilgili fiillerin sorun yarattığı alanlara ilişkin farklı hukuki düzenlemeler kapsamında da çeşitli yargılamalar söz konusu olabilir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) bireylerin görüntü ve seslerinin rızaları dışında kullanılmasını kişisel veri ihlali saymakta, ancak yapay üretim verilerin kapsamı halen tartışmalıdır.

Ayrıca 2022 yılında Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesi, yani kamuoyunda bilinen adıyla Dezenformasyon Yasası, “kamu barışını bozmaya elverişli şekilde, halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle gerçeğe aykırı bir bilgiyi, alenen yaymayı” suç saymaktadır. Bu kapsamda üretilen ve gerçek dışı içeriklerle kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan deepfake videolar, eğer kamu düzenini tehdit eder nitelikteyse, bu hüküm çerçevesinde cezai yaptırımla karşılaşabilir. Ancak yasanın uygulanmasında içerik niyeti, yayılma biçimi ve etkisi gibi unsurların dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.

Türk Medeni Kanunu (TMK), kişilik haklarının korunması kapsamında deepfake içeriklere karşı mağdurlara bazı hukuki imkanlar tanımaktadır. Özellikle TMK m. 24 ve 25 hükümleri uyarınca, bir kişinin sesi veya görüntüsü rızası dışında ve menfaatine aykırı şekilde bir deepfake içerikte kullanıldığında bu durum kişilik hakkı ihlali sayılır.
5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun, içerik sağlayıcıların sorumluluğunu düzenler. Ancak mevcut haliyle, deepfake videoların tespiti ve kaldırılması sürecinde bu yasa teknik açıdan yetersiz kalmaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye’de deepfake teknolojisinin doğurabileceği risklere karşı mevcut mevzuatın kısmen koruma sağladığı, ancak teknolojik gelişmelere paralel olarak özel bir yasal çerçeveye duyulan ihtiyacın giderek daha belirgin hale geldiği açıktır.

Türkiye’de de benzer bir düzenleme için Avrupa Birliği’nin 2024’te devreye aldığı AI Act gibi, açıkça deepfake içeriklere işaret eden ve bu içeriklerin “etiketlenmesini” zorunlu kılan bir çerçeve Türkiye için de yol gösterici olabilir.

Ayrıca, devlet yetkililerinin ve kurumlarının görüntü ve seslerinin, yapay içeriklerle izinsiz kullanılmasına karşı “resmî kimlik güvenliği” tanımı yapılarak ciddi ölçüde koruma sağlanması gündeme alınabilir.

TOPLUMSAL FARKINDALIK VE MEDYA OKURYAZARLIĞI
Hukuki düzenlemelerin yanında en az onlar kadar önemli bir mesele de medya okuryazarlığıdır. Toplumun dijital içerikler karşısında sorgulayıcı bir refleks geliştirmesi artık hayati önemdedir.

Toplumun, “gördüğüne değil; doğrulanmış olana inanma” refleksi geliştirmesi bireylerin doğru bilgiye erişmesini sağlayacaktır.

Teknolojik tehditler karşısında yalnızca devletin değil, toplumun da sorumluluğu vardır. Medya okuryazarlığı eğitimleri, bu alanda umut verici adımlardandır. İlköğretim düzeyinden başlayarak müfredatlara, yapay içerik farkındalığını içeren bölümlerin eklenmesiyle, genç nesillerin dijital dünyada daha bilinçli bireyler olmaları hedeflenmektedir.

TRT, Anadolu Ajansı, RTÜK gibi kurumlarımız da “gerçek ile sahte içerik nasıl ayırt edilir” temalı eğitim ve içeriklerle bu sürece katkı sağlamaktadır.

SONUÇ: SAHTE GERÇEKLİK ÇAĞINDA HAKİKATİ ARAMAK
İletişim çağının en büyük zaferi, bireyin sesini küresel ölçekte duyurabilmesiydi. Ancak bugün, aynı teknolojik olanaklar, bireyin sesini bir başkasının ona ait olmayan sesiyle bastırabiliyor.

Deepfake teknolojisi, gerçeğin ve güvenin sınandığı bir dönemi beraberinde getirdi. Bu teknolojinin bazı avantajlar sunduğu ve doğru kullanıldığında faydalı olabileceği kabul edilmelidir. Örneğin; Mona Lisa’yı, Salvador Dali’yi hayattaymış gibi konuşturabilen söz konusu videolar doğru şekilde uygulandığında sanat alanı için olumlu gibi görünürken (Yadav & Salmani,2019; Giasano, 2019) bu durum, siyasal iletişim açısından son derece yıkıcı sonuçlara sebebiyet verme potansiyeline sahiptir. Deepfake içeriklerin kötü niyetli veya yanlış kullanımı durumunda ciddi sorunların ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Bu teknolojinin iletişim ortamını tahrip etmesine karşı önlem almak, hem yasalarla hem de medya etiğiyle mümkündür. Ancak en önemlisi, toplumun medya okuryazarlığı düzeyini yükseltmek, “gördüğüne hemen inanmama” refleksini geliştirmek zorundayız. Dijital teknolojilerin insan hayatını önemli ölçüde değiştirdiği günümüzde klasik medya okuryazarlığının yanında dijital okuryazar olmak önemlidir. Çünkü gerçek, savunulması gereken bir değer olarak artık her zamankinden daha kırılgan.

Ülkemizde de söz konusu tehdide yönelik bir farkındalık gelişmiş; hem dijital altyapının güçlendirilmesi hem de iletişim politikalarının güncellenmesi yoluyla bu tür saldırılara karşı dirençli bir yapı inşa etme yönünde kararlı adımlar atılmaktadır.
 

The post Deepfake: Gerçeklik algısını temelden sarsan teknoloji appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/deepfake-gerceklik-algisini-temelden-sarsan-teknoloji.html/feed 0 82938
Maliye’den gayrimenkulde ‘gerçek değer’ taraması! https://memur70.com/maliyeden-gayrimenkulde-gercek-deger-taramasi.html https://memur70.com/maliyeden-gayrimenkulde-gercek-deger-taramasi.html#respond Wed, 28 May 2025 11:00:14 +0000 https://memur70.com/?p=79702

Hazine ve Maliye Bakanlığı, gayrimenkuller üzerinden elde edilen gelirler ile ödenmesi gereken vergi ve harçları mercek altına aldı.

The post Maliye’den gayrimenkulde ‘gerçek değer’ taraması! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), kayıt dışıyla mücadele çalışmaları kapsamında geliştirdiği Mekansal Veri Analiz (MEVA) Sistemi ile ilk aşamada bu yıl içinde el değiştiren 16 binden fazla taşınmazı taradı. GİB, tapu beyanı ile gerçek değeri arasında fark olanlar için 9 bin 150 kişiden açıklama talep etti.

BAKANLIK MEVA SİSTEMİ’Nİ DEVREYE ALDI

Kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında hemen her alanda çalışma yapan Bakanlık, gayrimenkullerin alınıp satılması ya da kiraya verilmesiyle elde edilen gelirler ile ödenmesi gereken vergi ve harç gibi yükümlülüklerin takibi amacıyla MEVA Sistemi’ni devreye aldı.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın dijital uygulamalarını geliştiren GİB Teknoloji ekipleri tarafından coğrafi bilgi sistemi temelli bir yazılımla hayata geçirilen MEVA uygulamasında, Başkanlık bünyesinde bulunan beyanname, bildirim, yoklama gibi bilgilerin yanı sıra tapu ve kadastro, ikametgah ve yapı belgeleri, banka kredisi ve gayrimenkul ilan bilgileri ile değerleme uzmanları tarafından düzenlenen raporlara ilişkin bilgiler kullanılıyor.

Bu bilgiler hem görsel olarak harita üzerinden sorgulanıp analiz edilebiliyor hem de bir gayrimenkulün gerçek alım satım ve kira bedeli, bu bilgilerden hareketle çeşitli algoritmalar kullanılarak tespit ediliyor.

Birçok bilginin analizine imkan sağlayan MEVA, gayrimenkullerin gerçek piyasa değerlerini tespit ederek denetim süreçlerine önemli katkı sağlıyor.

MEVA kısa süre önce 81 il merkezinde bulunan defterdarlıklarda kullanılmaya başlandı. Defterdarlıklarda kurulan özel ekipler aracılığıyla, MEVA üzerinden veriye dayalı analiz ve denetim süreçleri işletiliyor.

VERGİ İNCELEMESİNE DİKKAT

Gerçek ve güncel satış değerlerinin tespiti için son 2-3 ayda gerçekleşen alım satım işlemleri MEVA üzerinden analiz edilerek, tapuda gösterilen bedeller ile gerçek alım satım tutarları karşılaştırılıyor.

Bu analizler sonucu, tapuda gerçek satış değerinden daha düşük bedelle işlem yapılan taşınmazlar tespit edilerek, alıcı ve satıcılardan açıklama isteniyor. Kendisinden açıklama istenilen kişiler, herhangi bir ceza olmaksızın pişmanlık hükümlerinden yararlanarak eksik ödedikleri harç miktarını yatırabiliyor. Açıklamaları yeterli olmayan ve gönüllü olarak harç miktarını artırmayan kişiler vergi incelemesine sevk ediliyor.

İLK AŞAMADA 5,9 MİLYAR LİRALIK HARÇ MATRAHI GÖNÜLLÜ OLARAK ARTIRILDI

Defterdarlıklar tarafından bu yıl içinde gerçekleştirilen alım satım işlemlerine yönelik yapılan çalışmalar neticesinde 16 binden fazla taşınmaz analiz edildi.

Tapuda gösterilen değer ile gerçek alım satım bedeli arasında fark olduğu belirlenen taşınmazlara ilişkin 9 bin 150 kişiden açıklama istendi.

Şu ana kadar 2 bin 475 kişi gönüllü uyum göstererek 5,9 milyar liralık alım satım bedeli artışı üzerinden 113,9 milyon liralık tapu harcını cezasız olarak pişmanlıkla ödedi.

Uyum göstermeyen mükellefler hakkında da vergi incelemesine başlandı.

Eksik harçların gönüllü ödenmemesi durumunda bunların yüzde 25 vergi ziyaı cezasıyla tahsili gerekiyor.

ŞİMŞEK: KİRA GELİRLERİ DE TESPİT EDİLECEK

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de MEVA’nın kısa süre içinde ülke genelindeki tüm vergi dairelerinde kullanılmaya başlanacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Böylece her vergi dairesi sorumlu olduğu alan içindeki tüm gayrimenkulleri harita üzerinden birçok bilgiye anında ulaşarak takip edebilme imkanına kavuşacak. Bu sayede alım satım işlemlerinin gerçek değerler üzerinden yapılmasının yanı sıra kiraya verilerek gelir elde edilen ve beyanname verilmesi gereken gayrimenkuller de kolaylıkla tespit edilerek gerekli işlemler hızlıca yapılabilecek. Gayrimenkul alım satım işlemlerinde tapuda gerçek satış bedelinden daha düşük bedel üzerinden işlem yapanlar kendilerinden açıklama istenmesini beklemeden harçlarını pişmanlık hükümlerinden yararlanarak cezasız şekilde ödeyebilir. MEVA uygulamasıyla doğru ve gerçek değerler üzerinden işlem yapılması sağlanarak, kayıt dışılığın azaltılması ve gönüllü uyumun artırılması hedefleniyor.”

KAYNAK: AA

The post Maliye’den gayrimenkulde ‘gerçek değer’ taraması! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/maliyeden-gayrimenkulde-gercek-deger-taramasi.html/feed 0 79702
2024’ü ihracat artışı yapan bebe-çocuk konfeksiyoncuları 2025’i “toparlanma yılı” görüyor https://memur70.com/2024u-ihracat-artisi-yapan-bebe-cocuk-konfeksiyonculari-2025i-toparlanma-yili-goruyor.html https://memur70.com/2024u-ihracat-artisi-yapan-bebe-cocuk-konfeksiyonculari-2025i-toparlanma-yili-goruyor.html#respond Sat, 25 Jan 2025 17:00:25 +0000 https://memur70.com/?p=74852

Bebek ve çocuk konfeksiyonunda Türkiye'nin üretiminin yüzde 80'ini gerçekleştiren ve birçok ülkeye ihracat yapan Bursalı üreticiler, bu yıl yurt dışı pazarına umutla bakıyor.

The post 2024’ü ihracat artışı yapan bebe-çocuk konfeksiyoncuları 2025’i “toparlanma yılı” görüyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Bebe Çocuk Konfeksiyon Sektörü Sanayici ve İş Adamları Derneği (BEKSİAD) Başkanı Servet Yılmaz, AA muhabirine, kentteki Vişne Ticaret Bölgesi’nde bebek ve çocuk konfeksiyon sektörünün doğal bir kümelenmesinin olduğunu söyledi.

Yıllar içinde söz konusu bölgedeki bebe çocuk konfeksiyonu üreticilerinin sayısının artmasıyla sektörün ciddi şekilde büyüdüğünü aktaran Yılmaz, 2003 yılında kurulan derneğin de sektörün çatı kuruluşu haline geldiğini anlattı.

Bu bölgedeki sektörün yaklaşık 4 bin üretici ve 100 bin çalışanla yoluna devam ettiğini belirten Yılmaz, “Bursa, Türkiye’nin bebe ve çocuk konfeksiyonu ihtiyacının yüzde 80’ini sağlayan bir şehrimiz. Türkiye’de yaklaşık 18 milyar dolar civarında hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı var. Bebe çocuk sektörü bu ihracatın yüzde 15-20’lik kısmını gerçekleştiriyor.” diye konuştu.

Servet Yılmaz, sektör olarak 2024’ün ilk yarısının çok güzel geçirdiklerini aktararak, geçen yılın ikinci yarısında ekonomide ve ihracatta biraz zorluklar yaşadıklarını vurguladı.

“2025’in ikinci çeyreğinden itibaren piyasalar daha umut verici olacak”
Bu yıldan umutlu olduklarının altını çizen Yılmaz, “Güzel beklentiler içindeyiz. İnşallah 2025’in ikinci çeyreğinden itibaren piyasalar daha bir umut verici olacaktır.” dedi.

Yılmaz, geçen yıl Rusya bölgesine ciddi ticaret yaptıklarını belirterek, “Fakat son zamanlarda bu azalıyor. Türki Cumhuriyetler, Afrika bölgesi önde şu anda. Yani sektör olarak ana bölgelerimizde ticaretimiz devam ediyor. Hareketli ve her türlü esnekliğe açık bir sektörüz. İnşallah önümüzdeki günlerde düzenleyeceğimiz fuarla birlikte yeni bir adım atacağız.” ifadelerini kullandı.

Sektörün en büyük fuarı olan Junioshow’u 28-30 Ocak’ta gerçekleştireceklerini hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

“Sektörümüzdeki paydaşlarımızla birlikte yurt dışı ziyaretleri yapıyoruz. Fuarla ilgili alım heyetleri düzenliyoruz. Koşma noktasında hareketli bir yıla girdiğimizi düşünüyoruz. 2025 yılını gerçekten toparlanma yılı olarak görüyoruz. Gidişatı iyi olarak görüyoruz. Döviz kurunun bir an önce gerçek seviyesine gelmesi gerekiyor. Biraz da enflasyon ve kur farkı makası kapanırsa inşallah beklentilerimiz yerine gelmiş olacak.”

“FUARDAN BEKLENTİLERİMİZ ÇOK YÜKSEK”

Yılmaz, fuarla ilgili heyecanlı olduklarını ve ay sonunu sabırsızlıkla beklediklerine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son fuarımızı 2023’ün kasım ayında gerçekleştirmiştik. Bu zaman zarfında ciddi bir hazırlığımız oldu ve fuara çok ciddi hazırlanan firmalarımız oldu. Heyecanlıyız, müşterilerimizi bekliyoruz. Yurt dışındaki müşterilerimiz de aslında çok heyecanlılar. Bizi arıyorlar, bir an önce gelmek istiyorlar. Alım heyetlerimiz var. Yaklaşık 200 yabancı müşterimiz gelecek. Tabii bu da bizim mutlu ediyor. Fuara rağbet olması bizi mutlu ediyor. Fuardan beklentilerimiz çok yüksek. Fuarımız, Bursa’nın ve sektörün uluslararası pazarlara açılan kapısı. Bunu bilen paydaşlarımız bir an önce fuardaki yerlerini alıyorlar. Dolayısıyla firmalara çok büyük katkılarının olacağını düşünüyorum.”

Ticaret Bakanlığının destekleriyle gerçekleştirilen UR-GE Projesi kapsamında kasım ayında Suudi Arabistan’a gittiklerini hatırlatan Yılmaz, Suudi Arabistan’daki görüşmelerin sektörün ihracatı açısından çok verimli geçtiğini sözlerini ekledi.

KAYNAK: AA

The post 2024’ü ihracat artışı yapan bebe-çocuk konfeksiyoncuları 2025’i “toparlanma yılı” görüyor appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/2024u-ihracat-artisi-yapan-bebe-cocuk-konfeksiyonculari-2025i-toparlanma-yili-goruyor.html/feed 0 74852
Rekabet Kurulu’ndan 10 bankaya kredi cezası! https://memur70.com/rekabet-kurulundan-10-bankaya-kredi-cezasi.html https://memur70.com/rekabet-kurulundan-10-bankaya-kredi-cezasi.html#respond Mon, 20 Jan 2025 13:00:14 +0000 https://memur70.com/?p=74699

Yılın ilk toplantısında 209 adet dosyayı inceleyen Reklam Kurulu, 189'unun mevzuata aykırı olduğunu tespit ederek toplam 29 milyon 136 bin 384 lira idari para cezası uyguladı. Kurul 10 bankaya da reklamları durdurma cezası verdi.

The post Rekabet Kurulu’ndan 10 bankaya kredi cezası! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Yılın ilk toplantısını 16 Ocak 2025’te gerçekleştiren Reklam Kurulu, tüketicileri aldatan, yanıltan, tecrübe ve bilgi eksikliklerini istismar eden reklamlar ile haksız ticari uygulamaları inceledi.

29 MİLYON TL’LİK CEZA

Görüşülen 209 adet dosyadan 189’unun mevzuata aykırı olduğu tespit edilirken, 1 dosya hakkında tedbiren durdurma kararı ve 188 dosya hakkında reklam durdurma cezaları ile birlikte, toplam 29 milyon 136 bin 384 lira idari para cezası ve aykırı bulunan dosyalardan 10’una tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi adına erişim engeli uygulanmasına karar verildi.

FAİZ ORANI VE ÜCRET MUAFİYETİNE DAİR YETERLİ BİLGİLENDİRME YOK

Reklam Kurulu toplantıda tüketicilerin çevreye ilişkin hassasiyetlerinin istismar edilmesinin engellenmesi amacıyla bankacılık sektöründe çevreye ilişkin beyanlarının kullanımına yönelik incelemeler gerçekleştirildi.

Yapılan incelemede, enerji kimlik belgesi bulunan konutlara özel “yeşil konut kredisi” ve elektrikli ve hibrit araçlara özel “yeşil taşıt kredisi” gibi kredi reklamlarında ana vaadin açık ve anlaşılır şekilde belirtilmesi gerektiği, ancak reklamlarda faiz oranı veya ücret muafiyeti gibi avantajlardan bahsedildiği fakat bu avantajlara dair yeterli bilgilendirmenin yapılmadığı tespit edildi.

10 BANKAYA ‘REKLAMLARI DURDURMA’ CEZASI

Ayrıca, çevreye ve doğaya duyarlılığa ilişkin olarak “cazip” ve “uygun” faiz oranı veya ücret muafiyetinden bahsedilmesine rağmen uygulamada standart kredilerden bir farklılığın olmadığı ve son olarak gerçekleştirilen çevresel eylemlerin gerçekte olduğundan daha fazla etki yarattığı yönünde izlenim oluşturulduğu hususları tespit edildi.

Bu kapsamda, bahsi geçen aykırılıkları içeren reklamlarla ilgili olarak, 10 banka hakkında reklamların “durdurulması cezası” uygulanmasına, ayrıca finansal piyasalara ilişkin birlik ve sivil toplum kuruluşlarına dağıtımlı yazı ile bilgilendirme yapılmasına karar verildi.

TÜKETİCİLERDEN KREDİNİN GERÇEK MALİYETİ GİZLENDİ

Finansal sözleşmelere taraf olan tüketicilerin en uygun kredi teklifini seçebilmesi ve sektörde adil rekabetin sağlanabilmesi için kredi reklamlarında faiz ve kar payı dışında tüm ücret, komisyon ve masraflar da belirtilmesi ve kredinin toplam maliyetini ve yıllık maliyet oranını gösteren bilgiler, reklamın ana mesajında yer almalıdır.

Bu kapsamda Reklam Kurulu tarafından bir finansman şirketinin araç kampanyası reklamında, faiz oranlı kredinin şartı olarak alınan katılım ücretinin ana mesajda yer almadığını ve bu ücretin dahil olduğu yıllık maliyet oranı bilgisinin verilmediğini tespit edildi. Böylelikle tüketicilerden kredinin gerçek maliyetinin gizlendiği belirlendi. Bu gerekçelerle söz konusu reklamların durdurulmasına karar verildi.

KAYNAK: DHA

The post Rekabet Kurulu’ndan 10 bankaya kredi cezası! appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/rekabet-kurulundan-10-bankaya-kredi-cezasi.html/feed 0 74699
Türk yatırımcılardan 130 ülkede 2 bin 146 doğrudan yatırım https://memur70.com/turk-yatirimcilardan-130-ulkede-2-bin-146-dogrudan-yatirim.html https://memur70.com/turk-yatirimcilardan-130-ulkede-2-bin-146-dogrudan-yatirim.html#respond Sat, 06 Jul 2024 13:00:10 +0000 https://memur70.com/?p=67326

Türk yatırımcılarının 2023 yılı sonu itibarıyla 130 ülkede 2 bin 146 doğrudan yatırımı bulunuyor.

The post Türk yatırımcılardan 130 ülkede 2 bin 146 doğrudan yatırım appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

AA muhabirinin Ticaret Bakanlığı verilerinden derlediği bilgiye göre, Bakanlık, Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin 2023 sonu itibarıyla yurt dışındaki yatırımlarının tespitine yönelik “Yurt Dışı Yatırım Anketi” gerçekleştirdi.

Bu kapsamda, Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında gerçekleştirdikleri 2 bin 146 yatırımın sermaye pozisyonu 57,9 milyar dolar olarak tespit edildi.

Yatırımcı ile yurt dışı yatırım arasındaki borç ilişkisinin de dikkate alındığı net yatırım pozisyonuna göre, Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışı yatırımlarının tutarı ise 62,2 milyar dolar oldu.

Türkiye kaynaklı yurt dışı yatırımların dağılımı incelendiğinde, 2 bin 146 yatırımın 828’inin Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde, 457’sinin “diğer Avrupa ülkeleri” olarak gruplandırılan Birleşik Krallık, Rusya, Balkanlar, İsviçre, Norveç ve Doğu Avrupa bölgesinde bulunduğu görüldü. Öne çıkan diğer bölgeler ise 233 ile diğer Asya ülkeleri, 223 ile Kuzey Amerika, 213 ile Yakın ve Orta Doğu ülkeleri yatırımları oldu.

Buna göre, AB ülkelerinin toplam yatırımlar içindeki payı yüzde 38,75 olurken diğer Avrupa ülkelerinin payı yüzde 21,65 olarak hesaplandı.

Yurt dışı yatırımların bölgelere göre sermaye pozisyonuna bakıldığında, AB ülkelerinin yüzde 59,63 pay ve 34,5 milyar dolar sermaye pozisyonuyla ilk sırada geldikleri görüldü. AB ülkelerini “diğer Avrupa ülkeleri” yüzde 20,56 pay ve 11,9 milyar dolar ile takip etti. Kuzey Amerika’da yüzde 5,77 payla 3,3 milyar dolar, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Güneydoğu Asya ülkelerinin de yer aldığı “diğer Asya ülkeleri”nde ise yüzde 5,63 payla 3,3 milyar dolar tutarında Türk yatırımı bulunuyor.

Fas, Tunus, Libya, Cezayir ve Mısır’ı içeren Kuzey Afrika bölgesi yatırımlar içinde yüzde 3,74 paya ve 2,2 milyar dolar sermaye pozisyonuna, Gürcistan ve Azerbaycan gibi komşu ülkeler ile Orta Doğu ve Körfez ülkelerini içeren Yakın ve Orta Doğu ülkeleri ise yüzde 3,19’luk paya ve 1,8 milyar dolar sermaye pozisyonuna sahip oldu.

Söz konusu yatırımlara 2023’te Türkiye’den yapılan ihracatın 8,2 milyar dolar, ithalatın ise 6,9 milyar dolar olduğu belirlendi.

İLK SIRADA HOLLANDA VAR

Geçen yıl sonu itibarıyla toplam 130 ülkede doğrudan Türk yatırımı bulunduğu görüldü. İlk sırada 213 yatırım ve 23 milyar 481 milyon dolarlık sermaye pozisyonuyla Hollanda yer aldı. Bu ülkeyi, 105 yatırım ve 4 milyar 309 milyon dolarlık sermaye pozisyonuyla Birleşik Krallık (İngiltere, Galler, İskoçya, Kuzey İrlanda) takip etti.

Listede ayrıca Almanya 190 yatırım ve 3 milyar 468 milyon dolarlık, ABD 208 yatırım ve 3 milyar 269 milyon dolarlık yatırım tutarıyla öne çıktı.

Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin gerçekleştirdikleri yurt dışı yatırımlarda finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 67,5’lik payla ilk sırada yer aldı. Söz konusu faaliyetlerin en ağırlıklı bölümünü ise holding şirketlerinin faaliyetleri oluşturdu.

Finans ve sigorta faaliyetlerini yüzde 4,61’lik payla ulaştırma ve depolama, yüzde 4,55’lik payla ana metal sanayisi, yüzde 4,5’lik payla toptan ve perakende ticaret, yüzde 4,3’lük payla madencilik ve taş ocakçılığı, yüzde 2,1’lik payla kimya sanayisi, yüzde 1,97’lik payla gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı, yüzde 1,5’lik payla gayrimenkul faaliyetleri izledi.

KAYNAK: AA

The post Türk yatırımcılardan 130 ülkede 2 bin 146 doğrudan yatırım appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/turk-yatirimcilardan-130-ulkede-2-bin-146-dogrudan-yatirim.html/feed 0 67326
Yapay zeka araçları ırkçılığı nereden öğrendi? https://memur70.com/yapay-zeka-araclari-irkciligi-nereden-ogrendi.html https://memur70.com/yapay-zeka-araclari-irkciligi-nereden-ogrendi.html#respond Sun, 23 Jun 2024 08:00:09 +0000 https://memur70.com/?p=66787

Yapay zeka, bize eşitsizliklerin ve ön yargıların aynasını tutar. Bu aynanın karşısında gördüğümüz görüntüyü değiştirmek istiyorsak, değişimi önce gerçek dünyada başlatmamız gerekiyor

The post Yapay zeka araçları ırkçılığı nereden öğrendi? appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>

Yapay zeka teknolojisi ve araçlarıyla 2023’te ilk kez tanışan dünya toplumları, bu dönüm noktası olayı gündeminden hiç düşürmedi.

Yapay zeka modellerinin günlük hayatta kullanımı genişledikçe bu teknolojilerin basmakalıp yaklaşımları ve ön yargıları da sorgulanır oldu. Bu konuda en hararetli tartışılan konulardan biri de “Yapay zeka ırkçı mı?” sorusudur. Elimizde bu soruya “evet” cevabını verebilecek kadar veri ve kanıt da mevcut.

MIDJOURNEY’NİN BASMAKALIP ÇİZİMLERİ

Dünyanın en ünlü görsel yapay zeka araçlarından biri olan Midjourney’i ele alacak olursak, bu platforma “Müslüman kadın ve adam” komutlarını girdiğinizde insanlar genelde esmer, kadınlar oryantalist bir anlayışla güzel, erkekler ise görece çirkin resmediliyor.

Bir başka örnekte, “bir İngiliz kadınının günlük hayatı” komutuna karşılık ise çalışan, mutlu, özgürlüğü çağrıştıracak şekilde saçları uçuşan veya seyyah bir İngiliz kadını resmediliyor. Ancak aynı komutu “Cezayirli kadın” olarak verdiğinizde ise eski evinin bir köşesinde oturan, mutsuz bir kadın temsil ediliyor.

Tam bu noktada Anadolu Ajansı Ayrımcılık Hattı’nın yaptığı bir araştırmadan bahsedebiliriz. Ayrımcılık Hattı, Midjourney’nin “Gazze’de yaşayan bir aile” komutuna ürettiği fotoğrafları inceleyerek yapay zekanın Gazze’yi nasıl gördüğünü araştırdı. Araştırmada ele alınan toplam 120 karenin 38’inde aile üyeleri arasında genç ya da yetişkin bir erkek yok. 10 fotoğrafta ise erkekler hatalı şekilde kadın kıyafetleri içerisinde resmedilmiş. Fotoğraflarda Gazze’deki hemen hemen tüm evler, yıkık ve çatışmadan zarar görmüş halde. 120 kareden sadece 21’inde aileler mutlu olduklarını anımsatacak şekilde tebessüm ediyor. 90’dan fazla karede ise aile üyelerinin yüzlerinde üzüntü, endişe ve korku halinin hakim olduğu görülüyor.

Bu sonuç ise bize şu soruyu sorduruyor; yapay zeka, kültürleri ve toplumları bu şekilde, ön yargılı ve basmakalıp bir anlayışla resmetmeyi nereden öğrendi? Bu sorunun cevabını bulabilmek için öncelikle görsel yapay zeka araçlarının nasıl eğitildiğine, nasıl işlediğine ve nasıl öğrendiğine bakmamız gerekiyor.

YAPAY ZEKA ARAÇLARI NASIL EĞİTİLİR?

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki yapay zeka modellerinin, eğitim ve öğrenme süreci için temel gıda maddesi verilerdir. Yapay zeka aracı önce görsel verileri toplamaya başlıyor. Görsel yapay zeka araçları için veri toplama süreci, açık kaynaklı veri setleri, internet taraması, kullanıcıların sağladığı veriler, mobil uygulamalar ve nesnelerin interneti gibi çeşitli kaynaklardan yapılıyor.

Bu veri setleri, dünya genelindeki farklı kültürleri, ırkları ve demografik özellikleri içeren milyonlarca görüntüden oluşuyor. Yapay zeka ne kadar çok veri havuzuna ulaşırsa, ürettiği modeller daha doğru ve gerçekçi çıktılar veriyor.

Ardından veri temizleme ve etiketleme aşamasına geliyoruz. Toplanan veriler içerisinde gereksiz, hatalı olanlar temizleniyor. Kalan sağlam veriler eğitilmek üzere etiketleniyor. Etiketleme işlemi, her bir görsel nesnenin ne olduğuna dair yapılan işaretlemedir. Bir kedi görüntüsü üzerine “kedi” etiketi, kalem nesnesinin üzerine “kalem” etiketi koyulur. Etiketleme manuel veya otomasyon sistemlerle yapılabilir. Örneğin Microsoft’un etiketleme görevi için sadece Hindistan’da 1 milyondan fazla kişiyi günlük 1 doların altında çalıştırdığını biliyoruz.

Bu işlenmiş ve etiketlenmiş veriler, makine öğrenimi modellerinin eğitimi için kullanılır. Derin öğrenme algoritmaları, temiz veriler sayesinde belirli kalıpları ve özellikleri öğrenir. Modellerin eğitilmesiyle artık doğruluk testi aşamasına geçilir. Bu aşamada, modelin tahminleri gerçek etiketlerle karşılaştırılır ve performans metrikleri hesaplanır. Doğruluk testini geçen modeller kullanıma hazır hale getirilir.

GÖRSEL VE DİL TABANLI MODELLERİN FARKI

Bu süreçten ne anlamalıyız? İlk olarak görsel tabanlı modelleri dil tabanlı modellerden ayırmamız gerekiyor. Dil tabanlı modellere ne anlatırsanız onu öğrenir; dolayısıyla insan müdahalesine oldukça açık bir alandır.

Bu araçları üretenler de Batılı şirketler olduğu için dil tabanlı modeller tamamen Batılı tasavvura göre şekillendirilebilir. ChatGPT’ye “Gazze’deki tüm aileler mutsuz ve evleri yıkık” bilgisini verirseniz size vereceği cevaplar bu bilgi tabanlı olacaktır. Tam aksine “Gazze’de çocuklar çok mutludur” bilgisiyle eğitirseniz de buna göre davranacaktır.

Ancak görsel modeller dünyadan aldığı gerçek fotoğrafları öğrenir. Yapay zeka Instagram, YouTube, Google araması gibi veri merkezlerinden aldığı gerçek fotoğrafları işler. Fotoğrafların aksine bilgi öğretemezsiniz. Gazzeli bir gazetecinin Instagram hesabından paylaştığı görseller “yıkık ev ve yalınayak çocuklar” olduğu sürece yapay zeka da bu şekilde öğrenmeye devam edecektir.

Bu sebeple “Görsel yapay zeka araçları ırkçıdır” cümlesi teknik olarak doğru olmakla birlikte anlamı biraz karmaşıktır. Zira yapay zeka, gerçek dünyanın bir yansımasını bize sunuyor ve elinde insanoğlunun yıktığı bir dünyanın verileri var. Yapay zeka araçlarının sunduğu sonuçlar, doğrudan dünyanın ve toplumların gerçekliğinin bir yansımasıdır ve eğer bu sonuçlar ırkçı veya ön yargılı çıkıyorsa, bu durum doğrudan araçların yansıtmasından kaynaklanıyor.

Bu durum bize dünyadaki eşitsizliklerin ve ön yargıların teknolojiye de yansıdığını gösterir nitelikte. Dolayısıyla yapay zekanın ırkçı veya ön yargılı sonuçlar vermesini engellemek için öncelikle gerçek dünyadaki bu eşitsizlikleri ve ön yargıları çözmemiz gerekiyor. Yapay zeka, bize eşitsizliklerin ve ön yargıların aynasını tutar. Bu aynanın karşısında gördüğümüz görüntüyü değiştirmek istiyorsak, değişimi önce gerçek dünyada başlatmamız gerekiyor.

KAYNAK: AA

The post Yapay zeka araçları ırkçılığı nereden öğrendi? appeared first on Memur70 Memurlar Kamudanhaber Memur Haber Sitesi.

]]>
https://memur70.com/yapay-zeka-araclari-irkciligi-nereden-ogrendi.html/feed 0 66787